<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni Antalya Haber</title>
        <link>https://www.yeniantalyahaber.com/</link>
        <description>Yeni Antalya Haber</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kolon kanserinde erken teşhis hayat kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-559</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-559</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası’nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve geliştirme hedefi doğrultusunda farkındalık çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu’nda düzenlenen “Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi” yoğun ilgi gördü. Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi. Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı. Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi’nin “Yaşlı Dostu Kepez” vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı. Belediye, özellikle yaş almış bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini artırmak ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemek amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine önem veriyor. Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürüyor. Her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, “Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez’de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-1775127221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası&#039;nda Kansere Karşı 1&#039;iz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-540</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-540</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilinçlendirme projeleri hayata geçirilirken, kansere karşı toplumsal farkındalık ve çözüm odaklı çağrılar her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Kanserle yaşamak ve bu süreci yönetmek, her birey için farklı ihtiyaçlar ve farklı bir yolculuk anlamına gelse de çözümde birleşmek temel dayanak olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre; risk faktörlerinden kaçınarak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimseyerek, düzenli taramalar ve</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:115%;">rutin sağlık kontrolleri ile erken tanı sayesinde kanser vakalarının %30 ila %50'sini önlemek mümkün.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2026 projeksiyonları, her beş kişiden birinin yaşamı boyunca kanser tanısı alma olasılığı olduğunu gösteriyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her bireyin kanser yolculuğunun benzersiz olduğu gerçeğinden hareketle, "1'likte yarınlara" ulaşmak için sağlık ekosisteminin tüm bileşenlerinin ortak enerjisi ve dayanışması kritik önem taşıyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ülkemizde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilinçlendirme projeleri hayata geçirilirken, kansere karşı toplumsal farkındalık ve çözüm odaklı çağrılar her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Kanserle yaşamak ve bu süreci yönetmek, her birey için farklı ihtiyaçlar ve farklı bir yolculuk anlamına gelse de çözümde birleşmek temel dayanak olarak öne çıkıyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kanser vakaları hızla artırıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DSÖ'ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından paylaşılan güncel veriler, dünya genelinde yeni vakaların hızla arttığını ve her 5 kişiden 1'inin yaşamı boyunca kanser tanısı alma riski taşıdığını ortaya koyuyor.2<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Globocan verilerine (2022) göre ise ülkemizde yaklaşık 240 bin yeni kanser tanısı kondu.3 Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en sık görülen türler arasında yer alırken, kanserlerin oluşumunda %90-95 çevresel, %5-10 genetik faktörlerin etkisi olduğu biliniyor. Bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az 3'te 1'inin önlenebileceği, diğer 3'te 1'inin de erken tanı ve etkin tedavi ile kontrol altına alınabileceği belirtiliyor. 4,5 Bu nedenle toplum nezdinde farkındalık çalışmaları, rutin taramalar ve erken tanının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor.6<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bu tablo; yaşam tarzı farkındalığı kadar düzenli taramaların, rutin sağlık kontrollerinin ve uzman hekimlere vaktinde başvurmanın önemini gösteriyor. Uluslararası kılavuzlar da birçok kanser türünde erken tanının, kişilerin sağlık yolculuğunda çok daha güçlü bir başlangıç yapmasını sağladığını vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis onkoloji alanındaki liderliğiyle hastaların yanında<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, onkoloji alanındaki bilimsel araştırmaları ve yenilikçi tedavileriyle hastaların yaşamını iyileştirmeyi ve uzatmayı amaçlıyor. Yenilikçi ilaç geliştirme yetkinliği ve hasta odaklı yaklaşımıyla, bu yolculukta erken tanının ve doğru tedaviye zamanında erişimin kritik önemini vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her hastanın ihtiyacı benzersiz</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, konunun önemini şu sözlerle vurguluyor: “Kanserle yaşamak her şeyden önce güçlü bir dayanışma gerektirir. 'Kansere Karşı 1'iz' vizyonumuz ve '1'likte yarınlara' inancımızla; yenilikçi tedaviler geliştirmenin yanı sıra, klinik araştırmalarımız, yerel üretim gücümüz ve destekleyici programlarımızla hastaların yanındayız. Her hastanın ihtiyacının benzersiz olduğunu biliyor; ekiplerimizin ortak enerjisi ve hekimlerimizin bilimsel donanımıyla karmaşık tedavi süreçlerini paydaşlarımızla birlikte daha yönetilebilir ve hastaya özgü kılıyoruz.”</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her Şey "1" Farkındalık Anı ile Başlıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, Ulusal Kanser Haftası kapsamında yayımladığı kampanya filmiyle; erken tanının önemli rolüne, risk faktörlerine karşı alınabilecek önlemlere ve bireysel farkındalığın toplumsal gücüne dikkat çekiyor. Bu kapsamda, Novartis; ülkemizde KETEM, Sağlıklı Hayat ve Aile Sağlığı Merkezleri'nde meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarının ücretsiz olarak sunulduğunu hatırlatarak toplumun her bir ferdini bu fırsatları değerlendirmeye davet ediyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de Bilim ve Dayanışma Odağı</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis Türkiye, onkoloji alanındaki gücünü klinik araştırmalar, yerel üretim, yeni nesil iletişim platformlarındaki uzman içerikleri başta olmak üzere birçok iş birliği ile pekiştirmeye devam ediyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yerel Üretim Gücü: Kanser tedavisinde kullanılan kritik ürünler, Kurtköy tesislerinde yüksek teknolojiyle üretilerek hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem de hastaların tedaviye kesintisiz erişimi destekleniyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Psikolojik Destek: Tıbbi tedavinin ayrılmaz bir parçası olan psikososyal destek ihtiyacı, "Kansere Karşı Biriz" YouTube kanalı üzerinden uzman videolarıyla karşılanıyor; hastaların ve hasta yakınlarının bu zorlu süreçteki sorularına yanıt aranıyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hasta Odaklılık: Novartis Türkiye'nin çalışmalarının merkezinde, hastaların ihtiyaçlarını anlamaya ve deneyimlerini dikkatle değerlendirmeye yönelik güçlü bir bağlılık bulunuyor. Sağlık yolculuğunu etkileyen her aşamada; içgörüleri dinleyerek, bilimsel verilerden güç alarak çözümlerini şekillendiriyoruz. Yaşamları iyileştirmeye katkı sağlayan, duyarlı, erişilebilir ve sürdürülebilir çözümleri tüm sağlık ekosistemiyle birlikte hayata geçirmeyi amaçlıyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Klinik Araştırmalarda ilk 5'te: Türkiye genelinde 70 hastanede yürüttüğü 66 aktif klinik faz çalışmasıyla oluşturduğu kapsamlı klinik araştırma ağı sayesinde, hem bilimsel ilerlemeye hem de hastaların yenilikçi tedavilere erişimine katkı sağlıyor; klinik araştırma sayısı açısından Türkiye'de ilk beş firma arasında yer alıyor. Klinik araştırma hacmimiz, Türkiye'yi ülkemizi global klinik araştırma portföyünde öne çıkan ülkelerden biri haline getiriyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, Ulusal Kanser Haftası boyunca dijital kanalları üzerinden paylaşacağı bilgilendirici içeriklerle; sağlıklı bir gelecek inşa etme gayretinin tek başına değil, el birliğiyle anlam kazanan bir yolculuk olduğunu hatırlatmaya devam edecek.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kaynaklar:</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">1 IARC - Global Cancer Burden: https://www.iarc.who.int/news-events/global-cancer-burden-growing-amidst-mounting-need-for-services/</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2.Dünya Sağlık Örgütü -WHO - Cancer Prevention: https://www.who.int/activities/preventing-cancer&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">3.Global Cancer Observatory; https://gco.iarc.who.int/media/globocan/factsheets/populations/792-turkiye-fact-sheet.pdf<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">4.https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/Dokumanlar/Istatistikler/Turkiye_Kanser_Istatistikleri_2019.pdf<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">5. https://www.worldcancerday.org/materials<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">6. https://www.saglik.gov.tr/TR-102171/erken-teshis-hayat-kurtarir.html<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Sorumluluk Reddi:  &nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bu basın bülteni, 1995 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Özel Menkul Kıymetler Davası Reform Yasası anlamında ileriye dönük ifadeler içermektedir. Ayrıca, Novartis AG'nin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) sunduğu mevcut Form 20-F'inde yer alan diğer riskler de bulunmaktadır. Basın bülteninde yer alan ileriye dönük ifadeler, gelecekteki olaylarla ilgili beklentilerimize dayanmakta olup bilinmeyen riskler ve belirsizlikler içermektedir. Bu basın bülteninde açıklanan araştırma aşamasındaki veya onaylı ürünlere ilişkin beklentiler ticari ve ekonomik koşullardan ve sair çeşitli faktörlerden etkilenebilecek olup ticari açıdan hiçbir garanti ve taahhüt içermemektedir. Novartis, bu basın bültenindeki bilgileri açıklandığı tarihte sağlamaktadır ve yeni bilgiler, gelecekteki olaylar veya başka bir nedenle bu basın bültenindeki herhangi bir ileriye dönük açıklamayı güncelleme yükümlülüğü üstlenmemekte birlikte ileriye dönük herhangi bir açıklamanın ve basın bülteninde yer alan herhangi bir verinin geçerliliğini ve doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü bulunmamakta olup, bu konuda her türlü yükümlülüğü reddeder. Novartis Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-1774974790.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yıldırım’dan sağlığa güçlü destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-512</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-512</guid>
                <description><![CDATA[Antalya’da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak önemli bir adım atan Aksu Belediyesi, Dünyagöz Hastanesi ile anlaşma sağladı. Bu kapsamda belediye personeli ve birinci derece yakınları, göz sağlığı hizmetlerinden indirimli olarak yararlanabilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Anlaşmaya göre; muayene ücretlerinde ve tetkiklerde %30, lazer ameliyatlarında, genel ameliyatlarda ve özellikli ameliyatlarda %15 oranında indirim uygulanacak. Düzenlemenin, çalışanların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve ekonomik şekilde ulaşmasını sağlaması hedefleniyor. İnsan odaklı belediyecilik anlayışına vurgu yapan İsa Yıldırım, “Çalışma arkadaşlarımızın ve ailelerinin hayatını kolaylaştıracak her adımı önemsiyoruz. Sağlık, en temel ihtiyaçlarımızın başında geliyor. Daha sağlıklı ve daha mutlu bir çalışma ortamı oluşturmak için çalışıyoruz. Sosyal destekleri artıran, çalışanlarımızın yaşam kalitesini yükselten projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi. &nbsp;Bu iş birliği, belediye çalışanları açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirilirken, Aksu Belediyesi’nin vizyoner ve çalışan odaklı yaklaşımını da bir kez daha gözler önüne serdi.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-1774633204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muratpaşa yüzlerce hastaya ulaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-475</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-475</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Muratpaşa Belediyesi Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü, evde bakım hizmetleri kapsamında 2025 yılında 2 bin 415 hastaya ulaştı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “Muratpaşa’mızda herkese uzanan bir el var. Kimse yalnız değil, biz varız” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Belediyenin iletişim ve yönetişim merkezi Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden geliyor. Bu kapsamda vatandaşlara muayene ve hemşirelik hizmetlerinin yanı sıra, yaşlı ve engelli bireyler için kişisel bakım desteği sağlanıyor. Saç-sakal tıraşından beden temizliğine kadar uzanan hizmetler, özellikle yatağa bağımlı bireylerin yaşam kalitesini artırıyor. Hizmetler yalnızca evle sınırlı kalmıyor. Hasta nakil ambulansı ve engelsiz taksi uygulamalarıyla vatandaşların hastanelere güvenli ulaşımı sağlanıyor. Bu alanda 3 ambulans ve 2 engelsiz taksi aktif olarak görev yapıyor. Sağlık ekipleri, Turunç Masa’ya gelen talepler doğrultusunda günlük ve haftalık planlamalar yaparak Muratpaşa’nın tüm mahallelerinde hizmet veriyor. Ekipler yalnızca evde bakım değil, hastaların hastaneye güvenli şekilde ulaştırılması ve tedavi sonrası evlerine bırakılması süreçlerinde de vatandaşların yanında oluyor. Başkan Uysal, “Turunç Masa’mıza ulaşan ve yasal şartları karşılayan herkese mutlaka ulaşıyoruz. Muratpaşa’da kimse yalnız değil. Biz her zaman vatandaşımızın yanındayız” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-1774341862.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüberkülozda erken tanı kritik</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/tuberkulozda-erken-tani-kritik-445</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/tuberkulozda-erken-tani-kritik-445</guid>
                <description><![CDATA[DoktorTakvimi uzmanlarından Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda tüberkülozun bulaşma yolları, belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı; erken tanı ve düzenli tedavinin hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Mycobacterium tuberculosis” olarak adlandırılan basilin neden olduğu tüberkülozun iltihabi bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Tüberkülozun bulaşması için uzun süreli yakın temas gerekir. Basil içeren damlacıkların konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla ortama yayılması ve sağlıklı kişiler tarafından solunmasıyla bulaşır. En sık görülen belirtiler; öksürük (en sık semptom), balgam, ateş (özellikle geceleri artar), gece terlemesi, kilo kaybı ve iştahsızlıktır. Bu nedenle ‘ince hastalık' olarak da adlandırılır” diyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberküloz tanısının, mikroskopik incelemede balgam yaymasında EZN (Eherlish-Ziehl-Neelsen) boyası ile Tüberküloz basilinin gösterilmesiyle konulduğunu belirten Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, TCT - PCR - IGST</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:115%;">testleri ve biyopsinin de özellikle akciğer dışı tüberküloz tanısında destekleyici olarak kullanılabildiğini ifade ediyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi yarıda bırakılırsa direnç gelişebilir<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberküloz tedavisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Tüberküloz tedavisi ülkemizde dört farklı ilacın birlikte kullanımıyla uygulanır. İlk kez tanı konulan hastalarda tedavi, ilk 2 ay 4 ilaçla, sonraki 4 ayda ise 2 ilaçla olmak üzere toplam 6 ay sürer. Tedavi yarıda bırakılırsa hastalık devam eder, bulaştırıcılık sürer ve zaman içinde ilaçlara direnç gelişir” dedi. Çok ilaca dirençli tüberkülozun (ÇİD-TB), hem izoniazid (INH) hem de rifampisine (RIF) direnç gelişmesiyle ortaya çıktığını da ekliyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Milyonlarca vaka, milyonlarca risk<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, hastalığın küresel boyutuna ilişkin şu bilgileri paylaşıyor: “Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 Dünya Tüberküloz Raporu'na göre, tüberküloz geçen yıl 1.2 milyondan fazla kişinin ölümüne ve tahmini 10.7 milyon kişinin hastalanmasına yol açtı. 2023-2024 yılları arasında dünya genelinde tüberküloz görülme sıklığı yaklaşık yüzde 2, tüberküloza bağlı ölümler ise yüzde 3 azaldı.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HIV ile birlikte risk artıyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de HIV/AIDS seyrinde görülen fırsatçı enfeksiyonlar arasında tüberkülozun önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, şu bilgileri veriyor: “HIV enfeksiyonu ve tüberküloz birbirini artıran bir etki gösterir. HIV, tüberkülozda enfeksiyondan hastalık gelişimini artırırken; tüberküloz da HIV'in yayılımını ve etkisini artırır. Tüberküloz tanısı alan hastalarda, hastanın rızasıyla HIV testi yapılır. HIV pozitifliği saptanan hastalar danışmanlık merkezlerine yönlendirilir. HIV tanısı alan her bireyde, akciğer ve akciğer dışı tüberküloz ile latent tüberküloz enfeksiyonu mutlaka araştırılmalıdır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Erken tanı bulaşın önüne geçiyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberkülozun yayılmasını önlemede erken tanı ve tedavinin kritik olduğunu vurgulayan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bulaşın en yoğun olduğu dönem tanı öncesidir. Bu nedenle tanı konulmamış hastalar önemli bulaş kaynağıdır. Temaslıların tespit edilmesi ve koruyucu tedavilerinin düzenlenmesi büyük önem taşır. Tanı konulan hastaların tedavilerini doğru süre ve dozda tamamlamaları gerekir. Ayrıca BCG aşısı uygulanmalı ve risk gruplarında gerekli taramalar yapılmalıdır.”</span></span> <span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi Bülten&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/tuberkulozda-erken-tani-kritik-1773907888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadavradan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-443</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-443</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, “Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum” sözleriyle yaşadığı mutluluğu paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na, Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">10 YILDIR NAKİL BEKLİYORDUM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ nakli sürecini paylaşan emekli öğretmen Muharrem Yeğenoğlu, “Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum, diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. İmam Hatip'te meslek dersi öğretmeni olarak geçiyor. Şimdi, ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak inşallah. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ORGAN NAKLİ CAİZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, “Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah'a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok.” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YENİDEN DOĞDUM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, “Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla diğer bir sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YAŞANTIM SINIRLIYDI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, ”Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BÜYÜK BİR BAYRAM HEDİYESİ OLDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, “Ben diyorum ki bu Allah'ın bir lütfu. Allah'ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-1773907467.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Üniversitesi&#039;nden Türkiye’de bir ilk</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-389</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-389</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi bünyesinde, lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yüzde 95'e varan başarı oranı sunan CAR-T Hücre Tedavisi başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan Akdeniz Üniversitesi Car-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi çalışmalara başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye’de ilk olan merkezin açılmasıyla birlikte Türkiye, dünyada bu tekniği uygulayan 8'inci ülke konumuna yükseldi. Merkezin ilk hastasını 15 Nisan'da kabul etmesi planlanıyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, düzenlenen basın toplantısıyla merkezi tanıttı. Toplantıda, yurt dışına yönelik yüksek maliyetli tedavi bağımlılığını ortadan kaldıracak yerli ve milli altyapının detayları paylaşıldı. Toplantıya Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Sözen ve Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete ve akademisyenler katıldı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DESTEKLERİYLE&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasını ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihi bir gün olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz biz 5 yıl önce göreve başladık. 5 yıl önce göreve başladığımız zaman bizim Ömer Hocayla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili planlarımız vardı. Biz o planı Sayın Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman hemen incelikle destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Bu anlamda kendisine canı gönülden çok teşekkür ediyorum. Hastalar, hasta yakınları adına şükranlarımı sunuyorum. Akdeniz Üniversitesi olarak biz her zaman ilklere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik.” şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YÜZDE 95 BAŞARI ORANI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yeni tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde, özellikle de tedavileri başarısız olunan hastalar için yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile dünyada bunu gerçekleştirebilen 8. ülke oldu. Yüz binlerce dolarlık bir tedavi bu. Artık ülkemizde bunu yapabileceğiz. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilerek tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade ediliyor. Yüzde 95 oranında başarılardan bahsediliyor. Bu çok yüksek bir oran. Bu anlamda da çok heyecanlıyız biz. ”diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TAMAMEN TÜRKİYE’DE YAPILACAK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi için kanın tamamen Türkiye’de işleneceğini belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Türkiye’de bazı merkezler kanı alıp yurtdışına gönderiyorlar. Biz ise kanı alacağız, tamamen burada muamele edilecek, metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan, o hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısmı bu.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha ucuza yurtdışına göre. İnsanların kalkıp Amerika'ya gitmesine gerek kalmıyor. Ki çok ciddi bütçeler bunlar, 100 bin dolar, 200 bin dolardan bahsediyorum. Artık bunlara gerek kalmayacak.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HÜCRELER ÇOĞALTILACAK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Geliştirdikleri metodu başka tedavilerde de uygulamayı planladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bir heyecanımız da bu yöntemi sadece kan kanserleri için değil, başka tedavilere de uygulamayı planlıyoruz.” dedi. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli milli olarak uygulamanın gururunu yaşadıklarını anlatan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 Mart olması vesilesiyle bu projeyi Türkiye için kanını feda eden şehitlere, gazilerimize ithaf etmek istiyorum. Onların açtığı yollarda biz yürüdük. Bu anlamda hem 14 Mart'ımız, hem 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günümüz kutlu olsun.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">5 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise çalışmaların 5 yıl önce başladığını belirterek, “CAR-T tedavisinin merkezi, bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibarıyla tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz. Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastanın kanları alınacak. Bir şekilde laboratuvarda savaşan akıllı hücrelere dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç, yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak, diğer kısım da klinik kısmını da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İLK HASTA 15 NİSAN DA<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İlk hastanın 15 Nisan’da alınacağını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “En önemli kısmı bahsettiği gibi en son teknolojik olan teknolojinin, proteinin bu laboratuvarda olması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavisi zaten başarısız olan insanlarda yüzde 95'in üzerinde. Ve CAR-T diye bilinen, mucize diye bilinen, şu anda günümüzdeki en güncel tedavinin bir laboratuvarda olmuş olması çok önemli. Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar o kısmın, binanın yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısmı neleri içerecek? İleriki dönemde inşallah çok çok iyi bilinen, maalesef çok kötü olan bir prognozu yani seyri olan beyin kanseri gibi tümörler için de inşallah kısa zaman içerisinde o proteinin transferini, AR-GE'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha geliştirmeye devam edeceğiz. Aslına bakarsanız çok önemli bir günde, anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. Bir 5 yıllık emeğin de inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibarıyla tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibarıyla validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz ve 15 Nisan itibarıyla de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz.” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HEM ÜLKEMİZ HEM DE YURT DIŞI HASTALARI İÇİN BİR UMUT<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hem ülkemizdeki hem de yurtdışındaki hastalar için merkezin önemine değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Kan kanseri tabii yani uzmanlık alanı, ilgili hocalarımızın öncelikli olarak oldukça yaygın bu önemli hastalık. Zaten bildiğiniz bir şey, bunun için birçok kuruluş kurulmuş durumda. Tedavide aslına bakarsanız çok ileri gidildi ama maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyondan hem tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu nedenle kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah. Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından, özellikle bizim yurt dışına gönderirken artık yurt dışından bu hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bizim en yakın merkezimiz, bize İsrail buradaki en yakın. Ama Orta Doğu'da, o çevremizdeki bölgeler neticesinde birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı var.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Şimdi vücutta aslına bakarsanız kanserle savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor, ya miktar olarak yetişemiyor ya da güçlü olamıyor. Bu hücreleri, ben anlaşılacak şekilde anlatayım; hücreleri alacağız, savaşan hücreler alınıyor. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip, o kanser türüne doğru savaşabilecek ekler ekleniyor, bunlara reseptörler, antijenler deniyor. Bunlar eğer yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var, her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bizde dört tane olacak şu an için. Şu an için yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artacak. Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak.” İfadelerini kullandı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DONDURMA AŞAMASI OLMADAN VERİLECEK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Tedavide hiçbir şekilde dondurma olmayacağını belirten Prof. Dr. Özkan, “Taze olarak hastalara hiçbir şekilde dondurma aşaması olmadan verilebilecek. Kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek ve bunun dışarısında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiselleştirilmiş, kişiye özel bir kanser tedavisi olacak. Aslında son yıllarda bildiğiniz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, o kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için çoğaldı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa yan etkileri var, onlar için de önlemleri almamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DEVLET İMKANIYLA KURULDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Laboratuvarın devlet imkanları ile kurulduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Şu anda dediğim, bu sadece bizim bu binanın yüzde 25'ini karşılıyor. Talep olduğu sürece biz bunu 4 katına kadar artırırız ki, şu andaki hedefimiz yıllık 100 hasta, minimum. Ki bu 150'ye kadar şu anki zaten teçhizatla çıkartılabilir. Ama bunların dediğim gibi reaktörlerde hücrenin çoğaltılması işleminin tamamlanması 7 gün gibi planlanıyor bizim aldığımız sistemde. Bazı hastalarda 9-10 güne kadar çıkabilir ama dediğim gibi bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar da çıkartma potansiyelimiz var. Taleplere göre Çünkü pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha ucuz yaptırmayı planlıyoruz inşallah, hesaplarımız öyle gösteriyor. Çünkü yerli üretim imkanlarımızı. Tamamıyla devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla da oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Çünkü tamamen bizim bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturulmuş bir teçhizat ve teknoloji transferi oldu. Çocuklarda daha çok lösemi görülüyor zaten. Onlara tedavisi başarılı şekilde yapılıyor ama erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah çözülecek. Bizim AR-GE kısmında da inşallah biz diğer kısımlarda mutlaka o çalışmayı düşünüyoruz ama bizim zaten en kısa hedefimiz de beyin kanseriyle olan kısmı şu an için” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEKNOLOJİ TRANSFERİNİ KORE’DEN YAPTILAR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Teknoloji transferini Kore’den yaptıklarını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “Teknoloji transferini biz Kore'deki Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen bir firmadır. Şu anda dünyada proteinlerin isimleri var arkadaşlar, anlayın diye söyleyeyim. Belli firmaların, Novartis, bilinen firmalar vardır, bunların proteinleri çok iyi bilinir. Çin firması var, Amerikan, Kore firmaları vardır. Bizim kullandığımız Kore merkezi, Amerikan firmasıdır. Buradan yaptığımız teknoloji transferini kullanıyoruz. Bunun özelliği nedir? En son AT101 denen bir protein bağlanacak bizim hücrelerimize. Bu şu anda bilinen, yayınlanan, en yüksek tedavi oranlı, en az komplikasyon belirten protein olacak. Güzelliği bu. O nedenle bu firma içeride bize AR-GE yapılma imkanı sağlayacak.” Şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">EN ZOR DURUMDA OLAN HASTAYA ÖNCE BAŞLANIR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavinin mevzuatı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ülkeden kan çıkışı, aslına bakarsanız çok legal bir durum değil şu an için. Mecburiyet kanser nedeni gönderilmiş olsa bile mevzuata aykırı. Dışarı gönderilmesi tamamıyla, tüm tedaviler burada gerçekleşecek, dışarıya herhangi bir örnek gönderilmeyecek şu an için. Çok hastamız var, tabii biz hani hasta özelinde seçme önceliğimiz yok. En zor durumda olan hastalara ilk önce başlanır, en adil şekilde hocalarımız belirleyecek inşallah. Hani hasta ayrımı yapma gibi bir şeyimiz yok. Zaten en kısa şekilde yapacağız inşallah. Burada tabii Sağlık Bakanlığı'nın önemli katkısı var. TİTCK dediğimiz ruhsatlandırma yapan merkezin zaten kontrolünde de yapılmış bir laboratuvar burası. En kısa sürede ruhsatlandırması ve tedavisi, önce validasyon dediğimiz sistemi bir 10-15 gün kadar alacak. Onun için 15 Nisan bekliyoruz.” açıklamalarında bulundu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TÜRKİYE’DE BÖYLE NİTELİKLİ TESİS DAHA KURULMADI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TCT Sağlığı Temsil eden Erkan Vankan, “Yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştığımız bir proje. Ekip olarak Türkiye'deki ilaç AR-GE'si ve sağlık teknolojileri alanında çalışıyoruz. CAR-T tedavileri, modern tıbbın geldiği en ileri tedaviler. Ancak maalesef günümüzde ve Türkiye'mizde böyle nitelikli üretim tesisi daha kurulmadı. Dolayısıyla bu ilk kurulduğu için, önce Akdeniz Üniversitesi'ne hayırlı olmasını temenni ediyorum ve bütün vatandaşlarımıza, Türkiye Cumhuriyeti'ne de hayırlı olsun. Burada kurulan tesis, yaklaşık 360 metrekare içerisinde, GMP gerekliliklerine uygun olarak tasarlandı. B class üretim alanı, C class üretim alanı ve C class 3 adet kalite kontrol ve mikrobiyoloji alanlarını kurguladık. Burada damardan damara full kontrol sağlayabileceğimiz dijital izleme sistemleri ile bunu oluşturduk. Amacımız bu tedaviyi bağımsız olarak, bireysel tedavi olduğu için hastadan hastaya sapma olmadan üretilmesini sağlamak. Kapasitemiz de dediğiniz gibi yılda 100 hastalık bir kapasite kurulmuş durumda.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BÜTÜN HASTALARA ŞİFA OLUR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Vankan, “Aslında CAR-T prosesinden basit olarak anlatmam gerekirse, aferez sonrasında hastadan alınan bağışıklık T hücrelerinin kontrollü koşullarda üretim alanına alınması ile bu süreç başlıyor. Biz burada Cytiva'nın Flex Factory platformunu kurduk. Bu platform dünya standartlarında, mevcut ticari ürünlerin üretiminde kullanılan bir standarttır. Burada, tüm kapalı sistem eşliğinde aferez ile alınan kan örnekleri yıkama, izolasyon işlemlerine tabi tutulur ve bağışıklık T hücrelerinin izolasyonları yapılır. Akabinde</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">bunları biz vektörle muamele ederek savaşçı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Ve bu savaşçı hale getirdikten sonra da iç odada, üretim odamızda, sayılarını hastaya verilecek seviyede çoğaltıyoruz. Bütün işlem burada geçen işlem. Üretim işlemi 7 gün, hastadan hastaya geçen süreyi de yaklaşık 20 gün olarak kurgulamış bulunmaktayız. Umarım bütün hastalarımıza şifa olur burada üretilecek ürünlerimiz.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">8. OLMAYA ADAYIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Dünyada 8. Olmaya aday olduklarının altını çizen Vankan, “Özellikle kan kanserleri, lenfoma, lösemi ve bunun alt tipleri ile dünyada birçok klinik çalışma yürütülmektedir. Ancak ticari nosyon olarak baktığımızda FDA onaylı 7 ürün var dünyada. Biz 8. olmaya aday, Faz 2 sonuçları oldukça bizi tatmin etmiş bir ürünü 1.5 yıldır bu ürünümüz Kore'de geliştirildi, bu ürünü Amerika'da da valide ederek ticari hale getirmeyi amaçlıyoruz. Dolayısıyla buradaki temel fark aslında bu. Yüksek sayıda hastaya ulaşabilmesini sağlamak. 50 binden fazla hasta dünyada bu tedavilere ulaşmış durumda. Ancak maalesef ki Türkiye'de daha ulaşamadı. O yüzden inşallah bu merkezle birlikte hastalarımızı hem Türkiye hem de uluslararası arenadan da Akdeniz Üniversitesi gibi önemli bir merkeze çekmeyi başaracağız.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">25 ÜLKEDEN GELEN HASTALARI TEDAVİ EDEBİLECEK KOŞULDA OLACAĞIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Merkezin kapasitesi hakkında bilgi veren Vankan, “Bu tedaviler aslında sadece CAR-T olarak uygulamak doğru değil. Bunlar kendi aralarında hücresel ve gen terapileri alanında geçiyor. CAR-T, ancak sonuçları oldukça kabul edilmiş, uluslararası standartlarda başarı göstermiş bir tedavi yöntemi. Zaten altyapımız sadece bu üretime göre dizayn edilmedi. Burada daha teknik olmak gerekirse sizin de bahsettiğiniz alt immünoterapi ürünlerinin üretimini de kurguluyoruz. Hatta sürpriz bir iki sene içerisinde yeni NK cell terapileri, egzozom terapileri de bu merkez içerisinde üretilmeye hazır hale gelebilecek. Dünyadaki ivmelenme çok hızlı. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi alanında başarı gösteremeyen hastaların ya da akıllı ilaçlara ulaşamayan hastaların bu tedavilerle daha hızlı şekilde artacağı bir gerçek. Dünyadaki projeksiyonu da 2034'e kadar dediğiniz gibi 10-15 milyar dolarlara ulaşacak seviyede bekleniyor. Umarım hem Türkiye'miz burada gerekli rolü üstlenir ve bölgeye de bu tedaviyi veren bir merkez haline gelir. Zaten lisansını yaptığımız bu ürünün 25 ülkede uygulama hakkına sahibiz. Dolayısıyla burada üretilecek ürün, sadece Türk hastalarına değil, bir sağlık turizmi, programlı bir sağlık turizmi çerçevesinde 25 ülkeden gelen hastayı da tedavi edebilecek koşullarda olacaktır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-1773479232.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez personeline işitme sağlığı eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-375</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-375</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında personeline yönelik hizmet içi eğitim gerçekleştirdi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Çoban tarafından verilen eğitimde, yaş almayla birlikte ortaya çıkan işitme kayıpları, denge problemleri ve iletişim güçlükleri ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, yaşlı ve engelli bireylere sunulan hizmetlerin kalitesini artırmak ve personelin bu alandaki farkındalığını güçlendirmek amacıyla hizmet içi eğitim programı düzenledi. “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında gerçekleştirilen eğitimde, yaş almayla birlikte ortaya çıkan işitme kaybı, denge problemleri ve iletişim güçlükleri gibi konular ele alınarak personelin bu durumlara karşı daha bilinçli ve duyarlı yaklaşım geliştirmesi hedeflendi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Çoban tarafından verilen “Sağlığın Sessiz Sinyalleri: Kulak, Burun, Boğaz Ne Anlatıyor?” başlıklı eğitimde, özellikle yaşlı bireylerde sıkça görülen işitme kaybının erken belirtileri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Eğitimde, duyma problemi yaşayan bireylerle doğru iletişim kurmanın önemi vurgulanırken, bu bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlayabilmeleri için uygulanabilecek iletişim yöntemleri anlatıldı. Programda ayrıca, yüksek sese maruz kalan personelin işitme sağlığını koruyabilmesi için alınması gereken önlemler de ele alındı. İşitme sağlığının korunmasının yalnızca bireysel bir sağlık konusu olmadığı, aynı zamanda kamu hizmeti sunumunda önemli bir unsur olduğu ifade edildi. Bunun yanı sıra denge ve baş dönmesi gibi kulak kaynaklı sağlık sorunlarının günlük yaşam üzerindeki etkileri ve bu tür durumlarda dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında da bilgilendirmeler yapıldı. Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen bu eğitim programı ile hem çalışanların kendi sağlıklarını korumalarına katkı sağlanması hem de yaşlı ve engelli bireylerle kurulan iletişimin daha sağlıklı ve doğru bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Belediye yetkilileri, yaşlı dostu bir kent olmanın temelinde anlayan, fark eden ve doğru iletişim kurabilen bir hizmet anlayışının yer aldığını belirterek, bu tür eğitimlerin vatandaşlara sunulan hizmet kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığını ifade etti. Kepez Belediyesi’nin Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında düzenlediği hizmet içi eğitime Kepez Belediyesi Başkan Yardımcısı Evrim Yalçın da katıldı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-1773307395.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi ilerliyor kalıcı hasar bırakıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-344</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-344</guid>
                <description><![CDATA[8-14 Mart Dünya Glokom Haftası ve 12 Mart Dünya Glokom Günü kapsamında DoktorTakvimi uzmanlarından Göz Hastalıkları Uzmanları Op. Dr. Onur Polat ve Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokomun nedenleri, risk grupları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, glokomun ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu şöyle anlattı: “Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu görmemizi sağlayan görme sinirinin zarar görmesi ve zamanla görme alanı kaybına neden olan sinsi bir hastalıktır. Halk arasında ‘göz tansiyonu' veya ‘karasu hastalığı' olarak da bilinen glokom, tanıda geç kalındığında veya yeterli şekilde tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilir. Sağlıklı bir bireyde göz içindeki sıvının üretimi ve boşaltılması arasında belli bir denge mevcuttur. Bu denge, göz sağlığı ve göz içi basıncı için oldukça önemlidir. Göz içindeki sıvının boşaltılmasındaki engel ve bozukluklar, göz içi basıncının artmasına ve görme sinirlerinin zarar görmesine yol açar. Bu süreç çoğunlukla yavaş ve sinsi ilerlediğinden, erken dönemde belirti vermez. Ancak hastalık ilerledikçe ve görme siniri hasarı arttıkça ciddi görme alanı kaybı meydana gelir ve ileri evrede kalıcı körlüğe neden olabilir.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom tanısı nasıl konuyor?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Op. Dr. Onur Polat, tanı sürecini şöyle açıkladı: “Hastaların göz muayenesinde göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesi rutin olarak yapılmaktadır. Göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesinde glokomdan şüphelenilen hastalara, teşhis için ek bazı tetkikler uygulanır. Glokom hastalığında temel bulgu görme siniri hasarı olduğundan, retina sinir lifi ölçümü, görme alanı testi ve kornea kalınlığı ölçümleri yapılır. Bu ölçümler sonucunda hastalığın tanısı konur, tedavisi düzenlenir ve belirli aralıklarla takibi yapılır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Erken teşhis görme kaybını önleyebilir<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Görme sinirlerinde ve görme alanında oluşan hasarda geri dönüş olmadığından erken tanının oldukça önemli olduğunu söyleyen Op. Dr. Onur Polat, “Erken teşhis edildiğinde kolaylıkla ve başarıyla tedavi edilebilen glokomda düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yöntemdir. Özellikle ailesinde göz tansiyonu olan ve risk grubunda olan bireylerin kontrollerini ihmal etmeden yapmaları tedavinin başarısı için oldukça önemlidir” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de yaklaşık 2 milyon glokom hastası bulunuyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İleri evrelerde kalıcı görme kaybına yol açan glokomun, dünyada körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, “Ülkemizde glokomun görülme sıklığı yüzde 2-2,5. Bu oran, 40 yaş üzeri her 40 bireyden birinde glokom olduğunu göstermektedir. Tanısı konulmuş glokom hastası sayısı yaklaşık 550 bin, ancak henüz tanı konmamış yaklaşık 1,5 milyon glokom hastası olduğu tahmin edilmektedir. Yani ülkemizde yaklaşık 2 milyon glokom hastası bulunuyor ve önemli bir kısmı henüz tanı almamış ve tedaviye ulaşamamıştır. Erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilen ve körlüğün engellenebildiği bu hastalıkta farkındalık düzeyini artırmak ve hastalıklarından habersiz olanlara ulaşmak amacıyla 12 Mart Dünya Glokom Günü ve 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında bilgilendirmeler yapılmaktadır” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">40 yaş üstü olanlar risk altında<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom açısından risk altında olan kişiler hakkında bilgilendirme yapan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “40 yaş üstü olanlar, ailesinde glokom bulunanlar daha yüksek risk altındadır. Diyabet, yüksek tansiyon hastaları, göz ameliyatları, göz yaralanmaları, romatizmal göz ve sistemik hastalığı olanlar ve uzun süre kortizon kullanan kişilerde de risk artar” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokomda kaybedilen görme geri gelmiyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Glokom tedavi edilmezse görme alanı giderek daralır ve kalıcı görme kaybı oluşabilir” diyen Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Glokomda kaybedilen görme ve görme alanı kaybı geri gelmez. Tedavi, hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlar” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom tedavisinde kullanılan yöntemler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokom tedavisinde uygulanan yöntemleri şöyle anlatıyor: “En sık göz damlaları kullanılır. Gerekirse lazer tedavisi veya ameliyat yapılabilir. Amaç göz içi basıncını düşürmektir. Göz sinirlerini desteklemek için vitamin ve aminoasit içeren damla ve ağızdan alınan ürünler de vardır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom hastalarının dikkat etmesi gerekenler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom hastalarının günlük yaşamda dikkat etmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Tüm ilaçlar ve takviyeler her zaman uzman hekime danışılarak kullanılırsa glokom yapabilecek ürünlerden uzak durulmuş olur. Glokom ilaçlarının da düzenli kullanılması ve kontrollerin aksatılmaması gerekir. Doktora sormadan tedavi bırakılmamalıdır. Genel sağlığa dikkat edilmesi de hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur” dedi. Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-1773043939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalın bağırsak kanserine dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-341</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-341</guid>
                <description><![CDATA[1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla hastalık hakkında bilgiler paylaşan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, Türkiye'de kolorektal kanserin hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirtti. Çavdaroğlu, yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit edildiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerin Türkiye'de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, kansere bağlı ölümlerde de ikinci sırada yer alıyor. Dünyada yılda yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülüyor. Bu sayının 2040 yılında 3,2 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit ediliyor” diye konuştu.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanserde risk faktörleri<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanserlerin değiştirilemez risk faktörlerini yaş, kalıtsal faktörler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Ülseratif kolit ve Crohn) ve batın ile pelvise radyasyon almak olarak sıralayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kolorektal kanser gelişimini azaltacağını belirtiyor. Dr. Çavdaroğlu, bu faktörler arasında sigara içiminin bırakılması, alkol tüketiminin oldukça sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenmeye geçilmesi (meyve, sebze, baklagil ve tahıllar), işlenmiş kırmızı etten uzak durulması ve kırmızı etin aşırı tüketilmemesi, sedanter yaşamdan kaçınılarak hareket miktarının artırılması, obeziteyle mücadele edilmesi ve ideal kiloya yaklaşılması olduğunu ifade ediyor. Ayrıca son yıllarda yeni risk faktörü olarak tanımlanan kronik stresin yönetimi ve bozulan bağırsak mikrobiyotasının düzeltilmesinin de mücadelede önemli rol oynayacağını vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tarama ve kolonoskopi hayati önem taşıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolonoskopi ve taramanın önemine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, şunları söyledi: “Kolorektal kanser, gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Son 20 yılda tarama programları ve kolonoskopinin etkin uygulanması, hastalığın polip aşamasında tespit edilip tedavi edilmesini sağladı ve insidansı azalttı. 50 yaşın altındaki vakalarda artış gözlemlendiği için, 45 yaş üstü bireylerin şikayetleri olmasa da 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması öneriliyor. Ayrıca dışkıda gizli kan testi (1-2 yılda bir) ve dışkıda DNA testi (3 yılda bir) de tarama yöntemleri arasında yer alıyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Uyarıcı semptomlara dikkat<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanser gelişmiş hastalarda görülebilecek semptomlar hakkında bilgi veren Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Büyük abdestte kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler (kabızlık veya ishalin sürekli hale gelmesi, dışkının incelmesi ve şekil değişikliği, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi gibi), kramp, gaz, şişkinlik veya sürekli karın ağrısı, halsizlik ve istemsiz kilo kaybı durumlarında vakit kaybetmeden ilgili hekime başvurulmalıdır” dedi.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Multidisipliner tedavi yaklaşımı<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu tedavi yaklaşımlarını ise şöyle özetliyor: “Kolorektal kanser hangi evrede olursa olsun tedavi edilebiliyor. Tedavi evresine göre değişiklik gösteriyor ve multidisipliner bir yaklaşım içeriyor. Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaçlar ayrı ayrı ya da birlikte uygulanarak hastalığın kontrol altına alınması sağlanıyor.” Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-1773043103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz’de Endometriozis farkındalık etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-313</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-313</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Endometriozis Farkındalık Ayı Etkinlikleri kapsamında Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu Etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte alanında uzman isimler ve hastalar deneyimlerini paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Mart ayı "Endometriozis Farkındalık Ayı" kapsamında, Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde; Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu tarafından Minimal İnvaziv Jinekoloji Derneği (MİJİD), Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği ve (MİJOD), Robotik Jinekolojik Cerrahi Derneği (RJCD) katkılarıyla Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu Etkinlikleri düzenlendi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, dekan yardımcıları, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Murat Özekinci, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, akademisyenler, öğrenciler ve hastalar katıldı. Etkinlik Antalya Devlet Konservatuvarı Sanatçıları Yiğit Ata Özgül ve Bilge Ceren Akseki’nin dinletisi ile başladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ENDOMETRİOZİS, KADINLARIN YÜZDE 10'UNDA VAR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmasını yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Akdeniz Üniversitesi olarak Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında bir araya gelmek hakikaten çok büyük mutluluk benim için bir tıp doktoru olarak. Bugün çok konuşulması gereken ama çok da bilinmeyen çok yaygın olan bir hastalıkla ilgili konuşacağız. Endometriozis, o kadar çok ki toplumda yüzde 10, fertilite yaşında olan kadınların yüzde 10'unda var. En büyük semptomu da aslında en bilinen semptomu da ağrı; karın ağrısı. Ancak bu hastalara maalesef tanı da çok hızlı konamıyor. 6 yıl, 7 yıl kapı kapı dolaşıyorlar ama bir türlü dertlerine çare olamıyorlar. Hatta bazen o ağrıları psikiyatrik olarak tanımlanıyor. Bu anlamda tanısı zor bir hastalık endometriozis; daha sonra da bazen de tedavisi zor olan bir hastalık. Bu anlamda bu kadar çok yaygın kadınlar arasında olan bir hastalığın farkındalığının olması da hakikaten çok kıymetli.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEDAVİYİ KENDİ YÖNTEMLERİMİZİ BULARAK YAPMAMIZ GEREKİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Geçen hafta Hong Kong’daydım ve her zaman şunu hissederim başka bir yere gittiğim zaman; her zaman dönüşü güzel oluyor bu yolculukların. Çünkü çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, muhteşem bir ülkede yaşıyoruz. Ancak tabii güzel bir ülkede yaşarken her güzelliğin bir bedeli var; bu bedeli de ödüyoruz. Nasıl ödüyoruz bunu? İşte kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı var, güneyde hala Suriye’nin bir istikrarsızlığı var. Doğu’da şu an İran’a Amerika’nın ve İsrail’in çok büyük bir saldırısı oldu ve bu saldırı da maalesef 5. gününde bugün, bu saldırıda maalesef bir okula yaptı ilk saldırısını ve yüzün üzerinde kız öğrenciyi katlettiler. Bu da bir semboldü aslında, bu sembolle başladı bu savaş. Bu anlamda çok ürkütücü; dünyanın gittiği yer çok ürkütücü. Aslında dünya her zaman ürkütücüydü ama teknolojinin gelişmesiyle bu daha da hızlandı ve daha büyük kitleler şeklinde insanları öldürebiliyorlar. Bundan niye bahsettim? Ne alakası var bugünkü konuyla? Sabah buraya gelirken birçok genç kız gördüm yolda ve onların yüzde 10’unda endometriozis var ve kapı kapı dolaşıyorlar; tanı konamıyor çoğu zaman, tedavisi çok zor oluyor. Biz de bu savaşlara göğüs germek için her zaman çok teyakkuzda ve çok güçlü olmamız gerekiyor. Nereden geçiyor bunun yolu da? Elbette teknolojide, bilgide ve bilimde en ileri olmaktan geçiyor. Biz de bir üniversiteyiz, Akdeniz Üniversitesi’yiz; bu anlamda da endometriozis, ‘nasıl bağlayacaksınız diye düşündünüz belki buna’ endometrioziste en hızlı tanıyı koymamız gerekiyor ve Akdeniz Üniversitesi olarak da tedaviyi kendi yöntemlerimizi bularak yapmamız gerekiyor. Çünkü bilgi güç, yetenek güç, teknoloji güç. Bunu da burada bir sürü jinekolojide, obstetride çok iyi isimler var. O potansiyeli gördüğüm için söylüyorum; hepsinin geçmişini biliyorum, yeteneklerini biliyorum. Hepsinin CV’sine baktığım zaman ilk 100’de, ilk 1000’de insanlar. Bilgi güç sayın hocalarım, kıymetli öğrencilerimiz. Lütfen ülkemiz için bu gücü kullanmamız gerekiyor. Ben en çok endometriozis'i bununla bağdaştırdım açıkçası; en iyi tanıyı, en hızlı şekilde ve kendi yöntemlerimizi bularak yapmamız gerekiyor. O zaman endometriozis'li birçok hasta akacak Akdeniz Üniversitesi'ne ve Antalya'ya. Bu da bize güç sağlayacak. Bu farkındalık ayındaki organizasyon için de hocalarıma çok teşekkür ediyorum katkılarından dolayı.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ÇOK ZOR BİR HASTALIKTIR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmasının ardından sunumlar yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, “Her hastalık için böyle günler, aylar yapılmıyor ama bazı hastalıklar için bu gerçekten gerekiyor. Endometriozisin nasıl bir hastalık olduğunu bir hasta bilir, bir de bunu takip eden doktor bilir. Gerçekten çok zor bir hastalıktır; yaşayan bilir bunu. Hastaya yaşattığı sorunlar bunlar geçici değil kalıcı hastalıklardır. Bunların takibi, tedavisi gerçekten de zordur. Hem hastayı yorar hem de hekimi yorar; ciddi bir sorumluluktur. İnsanların beklentileri, tam tedavi olma beklentileri her zaman karşılanamaz. Bazen bu hastalık suistimal de edilebilir ama gerçek tanısı konan vakalarda, ehil ellerde gerçekten çok iyi sonuçlar alınabilir.” dedi. Mendilcioğlu, “Organizasyonun yapılmasında Utku Doğan hocaya, MİJİD'e (Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği) ve diğer derneklere, katkıları için de Sayın Rektörlüğümüze teşekkür etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BU HASTALIĞI DAHA BİLİNİR, DAHA GÖRÜNÜR KILMALIYIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan, “Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı olarak tüm dünyada kutlanmakta. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de yaklaştığımız bu günlerde, kadınların sorunlarıyla ilgili aslında konuşacak çok fazla şey var. Ben kısaca bir giriş yapmak istiyorum. Sevgili Duygu Asena’nın 'Kadının Adı Yok' isimli kitabıyla söze başlamak istiyorum. Biliyorsunuz kadın kimliği, toplumsal rolleri ve toplumdaki cinsiyet eşitsizliğini eleştirel bakış açısıyla anlatan bir kitap bu. Kadını hep birinin eşi, kızı ya da annesi olarak tanımlanmasıyla ilgili eleştirel bir bakış açısı sunan bir kitap. Kadının bedeni, kimliği, kariyeri hep erkek merkezli normlarla sınırlandırılmaya, tanımlanmaya çalışılmış gerçekten. Ama biraz da iyimser olmak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü kadınları el üstünde tutan bir devlet geleneğimiz de var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal görünürlüğü adına modernleşme programının bir parçası olarak birçok modern Avrupa ülkesinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdığını hatırlatmak isterim. Bu nedenle kadının adı en çok bizim ülkemizde olmalı, kadının sesi en çok bizim ülkemizde çıkmalı. Birazdan dinleyeceğimiz bu sessiz, sinsi; semptomları bireysel ve toplumsal olarak küçümsenen, ötelenen, kadını toplumsal hayattan izole eden, dışlayan bu hastalığı daha bilinir, daha görünür kılmalıyız. Bunun için bugün burada toplandık. Destekleri için Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğümüze, katılımlarınız için sizlere teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">10 KADINDAN 5 YA DA 6’SINI BU HASTALIK ETKİLİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Murat Özekinci, “Endometriozis Farkındalık Etkinliği için buradayız. Bu öyle bir hastalık ki, hakikaten bunun öneminden ben kısaca bahsedeceğim: 10 kadından bir tanesini etkiliyor kesinlikle bu hastalık. Onun dışında kronik ağrı çeken 10 kadından 6 ya da 7’sini etkiliyor. Ve yine üreme problemleri yaşayan 10 kadından 5 ya da 6’sını, açıklanamayan üreme problemi yaşayan 10 kadından 5 ya da 6’sını bu hastalık etkiliyor. Gerçekten çok yaygın bir hastalık. Semptomlar bazen çok sinsi, bazen çok alevli ama bu hastaların gerçekten multidisipliner bir yaklaşıma ihtiyacı var. İyi bir cerraha, iyi bir üreme endokrinolojisi alanında yetkinlik sahibi birisine, yine belki de bir psikoloğa bazen bu hastalarımız ihtiyaç duyabiliyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KADINLARIN DOĞURGANLIĞININ KORUNMASI ÖNEMLi<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Özekinci, “Burada en önemli konu; bu kadınların doğurganlığının korunması. Bu alanda bu insanların halihazırda rezervleri düşük olabiliyor. Yine cerrahiye gidecek olan hastalar bazen çok ciddi rezerv kaybıyla karşımıza çıkabiliyor. O yüzden bu tür hastaların mutlaka ve mutlaka bir üreme endokrinoloğu tarafından en başında değerlendirilip üreme açısından geleceklerinin planlanması oldukça önemli. Biz Akdeniz Üniversitesi Tüp Bebek Ünitesi olarak bu hastalarımıza tamamen modern tıbbın sunduğu imkanları sonuna kadar kullanıyoruz. Bu hastalarımızın yumurtalarını dondurabiliyoruz cerrahi öncesi. Yine bu hastalarımızda bizim ünitemizde, en az bu şekilde yumurtaları dondurulup gebe kalmış 7 tane doğum olmuş ünitemizden kaynaklı.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">PSİKİYATRİK SANILIYOR, ASLINDA KRONİK BİR AĞRI SENDROMU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Şiddetli Adet Sancısı Kader Değildir” başlıklı bilimsel farkındalık sunumunu gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, hastalığın sadece fiziksel değil, sosyal ve ekonomik boyutlarına dair çarpıcı veriler paylaştı. Endometriozisin sık görülen ancak zor tanınan kronik bir ağrı sendromu olduğunu belirten Doğan, “Hastalar kapı kapı dolaşıyor; bağırsak, idrar yolu veya romatizma doktorlarına gidiyorlar. Sonuç alınamayınca 'psikiyatrik problemin var' denilerek geri gönderiliyorlar. Oysa bu hastalık karın içindeki tüm organları, hatta bacak sinirlerini bile tutabilir.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TANI SÜRECİ DÜNYADA ORTALAMA 8 YILI BULABİLİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rakamlarla Endometriozis gerçeğini paylaşan Doğan, “Dünya genelinde her 10 kadından 1'i endometriozis hastası. Hastaların yüzde 75'i henüz tanı almamış durumda. Doğru tanıya ulaşana kadar hastalar ortalama 7 farklı hekim geziyor. Tanı süreci dünyada ortalama 8 yılı bulabiliyor. ABD verilerine göre, bu hastalık yıllık 120 milyar dolarlık iş gücü ve sağlık kaybına yol açıyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">GENÇ KADINLARA UYARI: ADET SANCISI NORMAL DEĞİLDİR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Toplumdaki "adet sancısı normaldir, çekilir" algısının yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, genç kızların ve kadınların şu belirtilere dikkat etmesi gerektiğini söyledi: “Ağrı kesiciyle geçmeyen şiddetli adet sancıları. Cinsel ilişki sırasında ağrı. Adet dönemlerinde dışkılama veya idrar yaparken yanma ve batma. Kronik pelvik ağrı, şişkinlik ve hazımsızlık. Eğer ağrı kadının işe veya okula gitmesini engelliyor, sosyal hayatını kısıtlıyorsa bu normal değildir. 20'li yaşlarda konulan erken teşhis, hastalığın gidişatını tamamen değiştirir ve hastanın üretkenliğini geri kazandırır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">CADI İLAN EDİLEN KADINLARDAN MODERN CERRAHİYE<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hastalığın tarihsel sürecine de değinen Doğan, antik Mısır ve İbn-i Sina kayıtlarında bile bu ağrılardan bahsedildiğini belirtti. Orta Çağ'da bu ağrıları çeken kadınların “içine şeytan girmiş” veya “histerik” denilerek cezalandırıldığını hatırlatan Doğan, günümüzde ise robotik cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerle yüzde 100'e yakın başarı sağlandığını söyledi. Doğan, konuşmasını “Endometriozis kader değildir; doğru hekim ve doğru merkezle yaşam kalitesi geri kazanılabilir.” sözleriyle noktaladı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">MİDEM BULANDIĞI İÇİN 40 KİLOYA DÜŞTÜM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Etkinlikte hastalar deneyimlerini paylaştı. 24 yaşındaki Berna Yıldırım, hastalığının 16 yaşında başladığını ancak "normal adet sancısı" denilerek yıllarca ihmal edildiğini belirtti. Yıldırım, “Ağrılarım nedeniyle babamın kucağında acile kaldırıldığım günler oldu. Hastalık bağırsaklarıma yayıldığı için sürekli midem bulanıyordu ve 40 kiloya kadar düşmüştüm. Fiziksel bir sorun bulunamayınca beni psikoloğa yönlendirdiler. Ancak Prof. Dr. Selen Doğan ve ekibiyle tanışınca gerçek ortaya çıktı. 8 saatlik bir ameliyat sonrası artık korkusuzca doğa yürüyüşlerine çıkabiliyorum." dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">GÖRÜNMEYEN BİR AĞRIYLA YAŞAMAYI ÖĞRENMİŞTİM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tıbbi sekreter olarak görev yapan Hülya Uçar ise hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekti. Yıllarca bel ve bacak ağrısı çektiğini, sosyal hayatının tamamen bittiğini belirten Uçar, “Bir çocuk sahibi olduktan sonra geçtiğini sandım ama daha şiddetli geri döndü. Ameliyat olduğumda hastalığın bağırsak, mesane, karın zarı ve diyaframa kadar yayıldığı görüldü. Doğru tedavi ve başarılı operasyonla ancak şimdi konforlu bir hayata kavuştum.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">OPERA SAHNESİNDEN AMELİYAT MASASINA<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">15 yıl boyunca teşhis konulamadığını belirten Antalya Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Gülçin Gültekin, yaşadığı süreci şu sözlerle özetledi: “44 yaşındayım ve ömrümün 15 yılı bu hastalıkla, anemiyle ve belirsizlikle geçti. Tüm taramalarım temiz çıktığı için hekimler beni psikiyatriye yönlendirdi. Bir opera sanatçısı olarak sahnede gülümsemem ve dik durmam gerekirken, aslında dördüncü seviye endometriozis ile savaşıyordum. Canlandırdığım hiçbir karakter hasta değildi ama ben her adımda acı çekiyordum.” dedi. Gültekin, özellikle geçmeyen ağrısı ve yoğun kanaması olan kadınlara seslenerek, “Lütfen bir Jinekolojik Onkoloji uzmanına başvurun. Ben en doğru hekimi bularak bu 'düşmanı' yendim.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEŞEKKÜRÜNÜ ŞARKISIYLA SUNDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ameliyat öncesi anestezi altındayken doktoruna şarkı söylemeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını esprili bir dille anlatan sanatçı Gülçin Gültekin, konuşmasının ardından doktoru Prof. Dr. Selen Doğan ve ekibine teşekkür mahiyetinde bir eser seslendirdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ŞİDDETLİ AĞRILAR HAYATIMI OLUMSUZ ETKİLİYORDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan 41 yaşındaki hemşire Hatice Gülsüm Yücel ise uzun yıllardır yaşam kalitesini düşüren endometriozis hastalığına karşı verdiği mücadeleyi anlattı. 2008 yılından bu yana bu rahatsızlıkla yaşayan Yücel, daha önce iki kez ameliyat olmasına rağmen ağrılarından kurtulamadığını ifade etti. Hastalığı nedeniyle günlük yaşantısında ve iş hayatında büyük zorluklar çektiğini belirten Yücel, “Şiddetli karın ağrısı, kanama, kronik ağrı ve bacaklarıma vuran ağrı şikayetlerim oluyordu. Çoğu zaman bu durumdan kaynaklı işten izin almak zorunda kalıyordum.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DOĞRU TEŞHİS VE BAŞARILI AMELİYATLA YENİ BİR BAŞLANGIÇ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yücel, doktoruyla tanıştıktan sonra konulan doğru teşhis ve uygulanan tedavi yöntemi sayesinde başarılı bir ameliyat geçirdiğini ifade etti. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Yücel, artık hayatının daha konforlu ve ağrısız geçtiğini belirterek doktoruna ve ekibine teşekkürlerini sundu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Etkinlik, hastaların deneyimlerini paylaşmasının ardından katılımcıların toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. AÜ Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-1772787295.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’de 32 bin 383 öğrenciye göz taraması</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-297</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-297</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, okul ziyaretinde öğrencilerle birlikte göz taramasına katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" data-olk-copy-source="MessageBody">Kepez Belediyesi, çocukların göz sağlığını korumak ve geleceğe daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla okullarda öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. İlçedeki okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları kapsamında bugüne kadar Kepez genelinde 159 okulda 32 bin 383 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi. Yapılan taramalarda 3 bin 341 öğrencide çeşitli görme problemleri tespit edildi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki okullarda sürdürülen göz sağlığı taramaları kapsamında tarama çalışmalarının gerçekleştirildiği Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu’nu ziyaret etti. Öğrencilerle bir araya gelen Başkan Kocagöz, taramalar hakkında bilgi verdi. Başkan Kocagöz, göz taraması yapılan alanda öğrencilerle birlikte göz ölçümü yaptırdı. Göz ölçümleri, göz numarasını hızlı şekilde belirleyen otorefraktometre cihazı ile gerçekleştirildi. &nbsp;</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">159 OKULDA GÖZ TARAMASI</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları hakkında bilgi veren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, “Dünyanın en güzel şeyi çocuklar. Biz de onlar için çalışıyoruz. Bugüne kadar 159 okulumuzda 32 bin 383 öğrencimize göz taraması yaptık. Çocuklarımızın yaklaşık yüzde 10’unda göz problemi tespit edildi. Görme sorunu çıkan öğrencilerimize de hayırseverlerimiz ve belediyemizin iş birliğiyle gözlüklerini temin ederek dağıtıyoruz” dedi. Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu’nda gerçekleştirilen taramalarda ise 260 öğrencinin göz muayenesi yapılırken, 19 öğrencide görme sorunu belirlendi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-1772700736.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de yetişkinlerin yüzde 36&#039;sı obez</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-236</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-236</guid>
                <description><![CDATA[4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, obezitenin tanısı, risk faktörleri ve sürdürülebilir kilo yönetimi hakkında bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezitenin vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, tanıda en sık kullanılan ölçütlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ), bel çevresi ve vücut yağ oranı olduğunu söylüyor: “BKİ, kilo (kg) / boy (m)² ile hesaplanır. BKİ değeri 25'in üzerinde olanlar fazla kilolu, 30 ve üzeri olanlar ise obezite olarak sınıflandırılır. Karın bölgesinde yağ birikimi, diyabet ve kalp-damar riskiyle daha yakından ilişkilidir. Sporcularda veya ileri yaşta BKİ yanıltıcı olabileceği için vücut yağ oranı ölçümleri tanıyı desteklemede yardımcıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), obeziteyi ‘sağlık riskini artıran anormal/aşırı yağ birikimi' olarak tanımlar.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite dünyada ve Türkiye'de artıyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezitenin Türkiye'de ve dünyada artış eğilimi devam ettiğini; konunun yalnızca ‘kilo' değil, sağlık sistemi ve toplum sağlığı açısından büyüyen bir risk olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “World Obesity Atlas 2025 Türkiye verilerine göre 2025'te yetişkinlerin yüzde 36'sı obez. Aynı veriler, yüksek BKİ (BMI ≥25) ile yaşayan yetişkin oranının 2025'te yüzde 71 olacağını söylüyor. Yani Türkiye'de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi fazla kilolu/obez aralığında. 2030'a geldiğimizde yüksek BKİ ile yaşayan yetişkin sayısının 47,44 milyona ulaşılacağı öngörülüyor. Bu, yükün büyümeye devam edeceğini anlatıyor” diyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Günlük alışkanlıklar obezite riskini doğrudan etkiliyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Günlük yaşam alışkanlıklarının obezite gelişiminde belirleyici rol oynadığını söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “Obezite gelişimi, enerji alımı ve enerji harcaması dengesinin uzun süre alım yönünde bozulmasıyla hızlanır. Hareketsizlik ve düşük günlük adım sayısı toplam enerji harcamasını düşürür ve insülin direnci eğilimini artırır. Ekran süresinin artması hem sedanter süreyi artırır hem de atıştırma ve reklam tetiklenmesi ile enerji alımını yükseltebilir. Uyku düzensizliği, iştahı düzenleyici hormonları etkiler ve sağlıklı seçim yapmayı zorlaştırarak enerji alımının artmasına neden olabilir. Ultra işlenmiş gıdalar ve sıvı kaloriler ise doyma sinyalinin zayıf olması nedeniyle porsiyon kontrolünü zorlaştırır” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kimler daha yüksek risk altında?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite gelişiminde bazı bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, şunları söylüyor: “Aile öyküsü ve genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Gebelikte aşırı kilo alımı ve gestasyonel diyabet öyküsü de riski artırabilir. Çocukluk çağında hızlı kilo artışı, sedanter iş ve yaşam tarzı ile sağlıklı gıdaya ve güvenli hareket alanına erişimin kısıtlı olması obezite gelişimini kolaylaştırabilir. Ayrıca bazı antidepresanlar, antipsikotikler ve kortikosteroidler gibi ilaçlar ile hipotiroidi gibi endokrin ve metabolik durumlar da her zaman ana sebep olmasa da obeziteye katkı sağlayabilir.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Sürdürülebilir kilo yönetimi ve şok diyetler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kalıcı kilo yönetiminin şok diyetlerle sağlanamayacağını vurgulayan DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, sürdürülebilir yaklaşımın omurgasının günlük protein hedefi, lif ve su alımı, porsiyon ve çevre düzenine dikkat etmek olduğunu belirtiyor. Düzenli öğün ritmi oluşturmak, kişinin boyu, yaşı, cinsiyeti ve egzersiz alışkanlıklarına uygun bir plan geliştirmek ve direnç egzersizleriyle günlük hareketi artırmak gerektiğini ifade ediyor. “Hızlı ve aşırı kısıtlama açlık krizleri, kas kaybı ve metabolik hız düşüşüne yol açar. Diyet bitince eski düzene dönüş kolay olur. Sürdürülebilir kilo yönetimi için bu alışkanlıkları kalıcı hâle getirmek gerekiyor” diyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çocukluk çağı obezitesi ve ailelerin rolü<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Diyetisyen Canberk Yaşar, artışın temel nedenlerini ekran süresi, hareket azalması, yüksek kalorili gıdalar ve uyku düzensizliği olarak açıklıyor. Ailelerin evde şekerli içecekleri rutin olmaktan çıkarması, ara öğün standardı oluşturması, günlük hareket kuralı koyması ve ekran süresi için net sınırlar belirlemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğu kilo ile değil performans, enerji ve uyku çıktıları üzerinden motive etmek daha etkili olur” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Küçük ama etkili değişiklikler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite ile yaşayanlar için küçük ama etkili değişiklikler konusunda da bilgi veren DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın, sıvı kaloriyi azaltıp su tüketimini artırmanın, mutfak çevresini düzenleyerek paketli atıştırmalıkların erişimini zorlaştırmanın, gece atıştırmalarını sınırlamanın, haftada iki-üç gün direnç antrenmanı yapmanın ve haftalık ölçüm ile plan oluşturmanın etkili olduğunu söylüyor. GLP-1 (iştah ve kan şekeri kontrolünü etkileyen ilaçlar) temelli tedavilerin bazı durumlarda kilo kaybına yardımcı olabileceğini belirten Yaşar, “Ancak bu tedaviler herkes için uygun değil. Beslenme planı ve egzersiz ile birlikte uygulanmalı, yan etkiler takip edilmeli ve davranış değişikliği oturmadıysa kilo geri alımı riski vardır” diyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite tedavisinde ilaçların yeri<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite tedavisinde ilaç kullanımının belirli kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Canberk Yaşar, şunları dile getiriyor: “İlaç tedavisi genellikle yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ'nin 30 ve üzerinde olduğu ya da 27 ve üzerinde olup eşlik eden hastalıkların bulunduğu durumlarda gündeme gelir. Kişinin klinik risk profili, yan etki toleransı ve takip uyumu da değerlendirilerek tedavi hekim tarafından başlanmalı ve süreçte diyetisyen ile hekim birlikte çalışmalıdır.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Beslenme planının ilaç tedavisi ile birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Canberk Yaşar, “Bu süreçte ilk hedef, düzenli öğün düzeni oluşturmak ve protein, karbonhidrat, yağ ve lif alımını dengelemektir. Bulantı veya iştahsızlık olması durumunda yoğurt, yumurta, çorba ve baklagil püreleri gibi küçük hacimli ancak besin değeri yüksek öğünler tercih edilebilir. Haftalık takiplerde protein ve su alımı, kabızlık durumu ile kas ve kilo değişimi izlenir. Egzersiz, özellikle direnç antrenmanları, kilo kaybının kalitesini artırmada önemli rol oynar” ifadelerini kullanıyor. Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-1772178287.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şirinyalı&#039;ya yeni Aile Sağlığı Merkezi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-212</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-212</guid>
                <description><![CDATA[Muratpaşa ilçesinde, hayırsever Ahmet Köksalan'ın katkılarıyla inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi için protokol imzalandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hayırsever Ahmet Köksalan'ın katkılarıyla, Muratpaşa ilçesi Şirinyalı Mahallesi’nde inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi için Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda protokol töreni düzenlendi. Törene Vali Hulusi Şahin, Mutatpaşa Kaymakamı İhsan Kara, Kültür ve Turizm Eski Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve hayırsever Ahmet Köksalan katıldı. 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi, vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını sağlayacak. Aile Sağlığı Merkezi’nin inşası tamamlandıktan sonra Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi. Valilik Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-1772005866.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayırseverden sağlığa destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/hayirseverden-sagliga-destek-211</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/hayirseverden-sagliga-destek-211</guid>
                <description><![CDATA[Kepez ilçesinde hayırsever Batuhan Özdere'nin katkılarıyla inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi için protokol töreni düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez ilçesinde, hayırsever Batuhan Özdere'nin katkılarıyla Kuzeyyaka mahallesinde inşa edilecek olan 2 hekimli Aile Sağlığı Merkezi için protokol töreni düzenlendi. Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda düzenlenen törene Vali Hulusi Şahin, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ile hayırsever Batuhan Özdere ve ailesi katıldı. Hizmete girmesiyle birlikte Kepez'in sağlık alt yapısı daha da güçlendirecek olan Aile Sağlığı Merkezi, tamamlandıktan sonra İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilecek. Valilik Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/hayirseverden-sagliga-destek-1772005619.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahurda ve iftarda dengeli beslenilmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-192</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-192</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-1771835878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANSİAD&#039;ta Sağlıklı Yaş Alma Yaklaşımı konuşuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-151</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-151</guid>
                <description><![CDATA[“ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı”, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü Akra Hotel’de “Longevity: Hücreden Hayata Uzanan Sağlıklı Yaşam Bilimi” başlığıyla gerçekleştirildi. İş dünyasının yoğun temposu, stres yükü ve sürdürülebilir başarının sağlıkla doğrudan ilişkisi odağında kurgulanan toplantının konuğu; Tıbbi Biyokimya Uzmanı, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Asuman Kaplan Algın oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">ANSİAD 2026 yılı kahvaltılı toplantı serisinin ilk buluşmasında, uzun ve sağlıklı yaşamın bilimsel temelleri hücresel düzeyden yaşam tarzı tercihlerine uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Dr. Algın, sağlığın yalnızca bireysel bir mesele değil; kurumsal verimlilik ve liderlik performansıyla doğrudan ilişkili stratejik bir unsur olduğunu vurgularken, uzun yaşamın sadece genetik mirasla açıklanamayacağını belirtti. Epigenetik kavramına değinen Algın, çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıklarının gen ifadesini değiştirebildiğini ifade ederek, “Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir.” sözleriyle longevity yaklaşımının temelinde bilinçli ve sürdürülebilir yaşam tercihleri olduğunu dile getirdi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">“Vücudun sessiz çığlıklarını duymalıyız”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Toplantıda konuşan Dr. Algın, iş dünyasının sağlıkla kurduğu ilişkinin çoğu zaman teoride kaldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Evet, teorik olarak en değerli varlığımız sağlığımız. Ama gerçek hayatta bunu kaç kişi uygulayabiliyor? Şirket bilançoları, siyaset, ekonomi elbette çok önemli. Ama gelin bir yerden başlayalım.” Longevity kavramının son dönemde popülerleştiğini ancak yüzeysel bir trend olmadığını belirten Algın, konunun hücresel düzeyde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Longevity ileri düzey bir sağlık konusudur. Önce altyapıyı kurmanız gerekir. Bir şirket nasıl aşamalardan geçiyorsa, sağlıklı ve uzun yaşam da temelden başlar.”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Modern yaşam temposunun “rutin” adı altında birçok biyolojik alarmı görünmez hale getirdiğini vurgulayan Algın: “Yoğun tempodayım, stres altındayım ama bu benim rutinim diyebilir kişi. Halbuki bunlar vücudun sessiz çığlıklarıdır. İyi uyku, sabah dinlenmiş uyanmak, yeterli su içmek, hareket etmek… Bunlar sağlığımızla ilgili temel veriler.” Yaşlanma algısına da değinen Algın, yaşlılığın bir çöküş değil, birikimin zirvesi olduğunu belirterek: “Yaşlılık; bilgi birikiminin en güçlü olduğu dönemdir. İnsanları köhne bir emeklilik sürecine itmek yerine aktif ve dinamik tutmak gerekir.” Dedi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Herkes kendi mavi zonunu oluşturmalı”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Dünyada uzun yaşamın gözlemlendiği “mavi zon” bölgelerine dikkat çeken Algın: “Mavi zonlarda yaşayan insanlar 100 yaşında bile sabah kalkıp işine gidebiliyor. Hareketten vazgeçmiyorlar. Stres düşük, yaşam aktif. Ama herkes kendi mavi zonunu kendisi oluşturmalı. Modern yaşamın içinde de bu mümkün.” Bu noktada risk analizi ve kişisel sağlık yönetiminin önemine değinen Algın, fonksiyonel ve bütüncül tıp yaklaşımlarının bilimsel verilerle desteklendiğini ifade etti. İnsanOndan sonra artık büyüme duruyor. Beslenme alışkanlıkları da bu yaşlardan sonra yeniden ele alınmalı.” Özellikle kırmızı et tüketiminin gençlik döneminde gelişim için değerli olduğunu ancak ilerleyen yaşlarda dengelenmesi gerektiğini ifade eden Algın, asit yükü ve kronik hastalık risklerine dikkat çekti.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Sermayemiz nefes ve besindir”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Konuşmasında nefesin önemine ayrı bir başlık açan Algın: “Akciğer kapasitemiz yaklaşık 4000 mililitredir ama günlük hayatta 150-200 mililitrelik kısmını kullanıyoruz. Nefes sermayedir. Diyaframı kullanarak derin nefes almak hücresel oksijenlenme için şarttır.” Besin değerlerindeki düşüşe de değinen Algın, son 25 yılda bazı sebze ve meyvelerin besin içeriğinde ciddi azalma yaşandığını belirterek: “Brokolideki yararlı etken madde 85’lerden 18’e, muzda 79’dan 20’ye düşmüş. Tarım ilaçları ve kimyasallar ciddi bir yük oluşturuyor.” dedi.<span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Genetik kaderdir, epigenetik seçimdir”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Kronik ve otoimmün hastalıkların artışına dikkat çeken Algın: “286 otoimmün hastalık tanımlanmış durumda. Ama konumuz sadece hastalıkları tedavi etmek değil; hasta olmadan uzun ve sağlıklı yaşamak.” şeklinde konuştu. Bağırsak sağlığının merkezi rolüne vurgu yapan Algın: “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Bağırsak ikinci beyin değil; beyinle ve tüm organlarla sürekli iletişim halinde olan bir merkezdir. Sağlığımızın yüzde 15-30’u genetik, yüzde 70-85’i epigenetiktir. Genetik kader olabilir ama epigenetik ipler bizim elimizdedir. Uykunuz, nefesiniz, yürüyüşünüz, beslenmeniz… Küçük değişiklikler büyük sonuçlar doğurur. Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir. Epigenetik seçimlerimizin biyolojik karşılığıdır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Sağlık bir yatırımdır”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Yaşam tarzı, beslenme, stres yönetimi ve çevresel faktörlerin genetik potansiyelin nasıl kullanılacağını belirlediğini ifade eden Algın, standart check-up uygulamalarının çoğu zaman yüzeysel kaldığını belirterek biyokimyasal risk analizinin önemine dikkat çekti. Özellikle homosistein, B12 ve D vitamini seviyelerinin erken dönem risk öngörüsünde kritik rol oynadığını söyledi. “Sağlık bir sabah aniden kaybedilmez. Süreç adım adım ilerler. Önemli olan o süreci erken dönemde yakalayabilmektir.” şeklinde konuştu. D vitamini seviyesinin optimal aralıkta tutulmasının bağışıklık açısından önemli olduğunu vurgulayan Algın, D3 vitamini ile birlikte K2 kullanımının gerekliliğini dile getirdi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“GETAT, modern tıbbın karşısında değil, yanında konumlanmalıdır”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Türkiye’de binlerce hekimin GETAT uyguladığını belirten Dr. Algın, akupunktur, ozon tedavisi, fitoterapi ve rejeneratif tıp uygulamalarının yalnızca “alternatif” değil, doğru hasta seçimi ve doğru endikasyonla uygulandığında “bilimsel zemini olan tamamlayıcı yaklaşımlar” olduğunu ifade etti. “GETAT, modern tıbbın karşısında değil; doğru entegrasyonla yanında konumlanmalıdır” diyen Algın, özellikle hücresel iyileşme, inflamasyon kontrolü ve bağışıklık modülasyonu alanında bu uygulamaların etkilerine değindi. Rejeneratif tıbbın hücresel onarım mekanizmalarını desteklediğini vurgulayan Algın, “Vücudun kendi iyileştirme kapasitesi sandığımızdan çok daha güçlüdür. Biz hekimler o potansiyeli doğru uyaranlarla harekete geçiriyoruz” ifadelerini kullandı. Ozon tedavisinden fitoterapiye kadar birçok uygulamanın belirli protokoller çerçevesinde planlandığını belirten Algın, “Her hastaya aynı reçete değil, kişiye özgü biyokimyasal analizlere dayalı yol haritası gerekir” dedi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Longevity yaklaşımının tedavi odaklı değil, koruyucu ve önleyici bir perspektife dayandığını vurgulayan Algın, “Hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek artık yeterli değil. Asıl mesele, hücre bozulmadan önce önlem almak” şeklinde konuştu. Sağlıklı yaş almanın bilinçli tercihlerle mümkün olduğunu belirten Algın, “Birey kendi sağlığının sorumluluğunu üstlenmediği sürece hiçbir sistem sürdürülebilir sonuç vermez” dedi. Algın, sözlerini “Longevity bir lüks değil; doğru bilgiye erişen herkes için ulaşılabilir bir sağlık vizyonudur” ifadesiyle tamamladı.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Tıbbi Biyokimya, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanlarında çalışmalar yürüten Dr. Asuman Kaplan Algın’ın konuk olduğu ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. ANSİAD Bülten<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-1771441472.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’den öfke ve stres yönetimi eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-143</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-143</guid>
                <description><![CDATA[“Yaşlı Dostu Kepez Projesi” ile toplum sağlığını önceleyen farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekleyen Kepez Belediyesi, Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde kadınlara yönelik “Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi” düzenledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">Kepez Belediyesi, “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde “Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi” düzenlendi. Sağlıkta farkındalığı artırmayı amaçlayan eğitim, Klinik Psikolog Kübra Kırman Kondu tarafından verildi. Stresin fiziksel, duygusal ve davranışsal etkileri ele alındı, öfke ve gerginlik anlarında doğru tepki verme yöntemleri anlatıldı. Stresin; baş, boyun ve kas ağrıları gibi fiziksel belirtilerle ortaya çıkabileceği; kaygı, endişe, sinirlilik, öfke, mutsuzluk ve tahammül seviyesinde düşüşün ise duygusal tepkilere yol açtığı bildirildi. Yoğun öfke anlarında kişilerin kendilerini ifade etmekte zorlanabileceği de belirtildi. Düşüncelerin değişmesinin duygu ve davranışları da etkilediği vurgulanarak, sağlıklı bir yaşam için düzenli uyku ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekildi. Günde 6 saatten az ya da 10 saatten fazla uykunun yorgunluk, halsizlik ve dikkat dağınıklığına neden olabileceği de belirtildi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">DOĞRU NEFES ALMA&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">Eğitimde gerginlik anlarında uygulanabilecek nefes egzersizlerine de değinildi. Nefesin dört saniye de alınması, dört saniye tutulması, dört saniyede verilmesinin rahatlamaya yardımcı olacağı, hızlı nefes almanın çarpıntıyı artırabileceği ifade edilerek, doğru nefes tekniklerinin önemine vurgu yapıldı. Düzenli yürüyüşün de stresle baş etmede etkili olduğu belirtilerek, kısa süreli yürüyüşlerin dahi vücuttaki hormon dengesine olumlu katkı sağladığı bildirildi. Eğitimde ayrıca “hayır diyebilmenin” önemine de değinilerek, hayır demenin bencillik değil, kişinin kendine değer vermesi ve sınır koyabilmesi anlamına geldiği de ifade edildi. Kepez Belediyesi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-1771343163.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konyaaltı&#039;nda gıda denetimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/konyaaltinda-gida-denetimi-123</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/konyaaltinda-gida-denetimi-123</guid>
                <description><![CDATA[Konyaaltı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, gerçekleştirdikleri denetimlere Ramazan ayı öncesinde hız kazandırdı. Yapılan denetimlerle, vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşmalarının amaçlandığı kaydedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="x_MsoNormal" style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(0, 0, 0);font-family:Calibri, Helvetica, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:normal;margin-bottom:0.0001pt;margin-top:0px;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:inherit;font-family:Arial, sans-serif;font-size:inherit;"><span style="border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;margin:0px;padding:0px;vertical-align:baseline;" data-olk-copy-source="MessageBody">Konyaaltı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yıl boyunca ilçe genelinde gerçekleştirdiği okul kantini, restoran, fırın ile birlikte halkın ortak kullanım alanında bulunan işletmelerdeki denetimlerine devam ediyor. Ekipler, Ramazan ayının yaklaşmasıyla beraber vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşması için denetimlerini sıklaştırdı. Halk sağlığı göz önünde bulundurularak yapılan denetimlerin, planlı olarak devam edeceği aktarıldı. </span></span><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:Arial, sans-serif;font-size:11pt;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:normal;font-variant-alternates:inherit;font-variant-caps:normal;font-variant-east-asian:inherit;font-variant-emoji:inherit;font-variant-ligatures:normal;font-variant-numeric:inherit;font-variant-position:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:15.6933px;margin:0px;orphans:2;padding:0px;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;vertical-align:baseline;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Vatandaşların gönül rahatlığıyla sağlıklı gıdaya ulaşmaları için çalıştıklarını vurgulayan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, “Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin ayıdır. Bu mübarek ay öncesinde, halkımızın güvenilir gıdaya ulaşabilmesi en temel sorumluluklarımızdan biridir. Zabıta ekiplerimiz Konyaaltı’nın dört bir yanında denetimlerini titizlikle sürdürüyor. Esnafımızla iş birliği içerisinde, halk sağlığını koruyan bir anlayışla çalışıyoruz. Şimdiden tüm vatandaşlarımızın Ramazan ayı mübarek olsun” ifadelerini kullandı. </span></span><span style="color:inherit;font-family:Arial, sans-serif;font-size:inherit;"><span style="border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;margin:0px;padding:0px;vertical-align:baseline;" data-olk-copy-source="MessageBody">Konyaaltı Belediyesi Bülten&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/konyaaltinda-gida-denetimi-1771313988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez&#039;de acil sağlık hizmetlerine yeni güç</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-122</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-122</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, törenle hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayırsever Salih Sır’ın katkılarıyla Kepez ilçesi Beşkonaklılar Mahallesi’nde inşası tamamlanan 6 hekimli Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi binası ve 7 birimli 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu törenle hizmete açıldı. Törene; Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse, Cavit Arı ve Aliye Coşar, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Beşkonaklılar Mahalle Muhtarı Mehmet Daban, siyasi parti temsilcileri, hayırsever Salih Sır ve ailesi ile vatandaşlar katıldı.</p><p>Aile Hekimliği Sağlık Hizmetlerinin Omurgasıdır<br>Törende yaptığı konuşmada Antalya’nın birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli aşama kaydettiğini belirten Vali Şahin, “Eğitim ve sağlık hizmetleri gibi büyük işlerde hayırseverlerimizin desteği çok önemli. Bu konuda da Antalya, Türkiye’nin en özel şehirlerinden bir tanesi. Devletimizin yaptığı her bir derslik ve aile hekimliğine bir tane de hayırsever vatandaşlarımız ekliyor. Bu sayede sağlık hizmetleri başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinde iyi bir noktaya doğru ilerliyoruz. Sağlık hizmetleri %90 oranında birinci basamakta halledilir. Burada sadece tedaviyle de ilgilenilmez; tedaviden çok daha önemli olan koruyucu sağlık hizmetleri de aile hekimleri tarafından yapılır. Yani aile hekimliği sağlık hizmetlerinin omurgasıdır. Siz eğer birinci basamağı iyi oturtabilirseniz, ikinci ve üçüncü basamaktaki yükü de azaltırsınız. İşte o zaman uzman doktorluğun üzerindeki baskıyı da hafifletir ve böylece çok daha uzmanlık isteyen konulara eğilme imkânı olur. Bu açıdan da birinci basamak sağlık ve koruyucu sağlık hizmetlerini desteklememiz lazım.” ifadelerine yer verdi.</p><p>Vakalara Hızlı Müdahale Edilmesi İçin Kritik Öneme Sahip<br>112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun acil vakalarda kritik bir öneme sahip olacağını ifade eden Vali Şahin, “Kalp krizi ve kaza gibi her türlü olumsuz vakalara çok hızlı bir şekilde ulaşmanız lazım. Bunu da konuşlandığınız yerde, konuşlandığınız alanları çeşitlendirerek yaparsınız. Kamu hizmetleri bir kuşun kanatları gibidir; iki kanat birden senkron bir şekilde çırparsa uçar ve yükselir. Bunu Antalya’da başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 20 bin nüfusa hizmet edecek olan bu güzel eseri vücuda getiren tüm paydaşlarımıza, milletvekillerimize ve hayırseverlerimize teşekkür ederim.” sözlerini kullandı.</p><p>Konuşmaların ardından Vali Hulusi Şahin, Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun inşasına sağladığı katkılardan dolayı hayırseverler Salih Sır ve Ayşegül Sır’a plaket takdim etti.</p><p>Plaket takdiminin ardından, katılımcılarla birlikte açılış kurdelesini kesen Vali Şahin, beraberindeki heyetle birlikte binayı gezerek incelemelerde bulundu. Antalya Valiliği Bülten</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-1771313695.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi temeli atıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temeli-atildi-121</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temeli-atildi-121</guid>
                <description><![CDATA[Kepez İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde inşa edilecek olan Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi için temel atma töreni düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayırsever Serhat Şimşek’in katkılarıyla Kepez İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde inşa edilecek olan Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi için temel atma töreni düzenlendi. Temel atma törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve Aliye Coşar, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, siyasi parti temsilcileri, hayırsever Serhat Şimşek ve ailesi ile vatandaşlar katıldı.</p><p>Kamu Hizmetlerini Vatandaşlarımıza Sunmak İçin Gayretle Çalışıyoruz<br>Programda yaptığı konuşmada hayırseverlerin gençlere ve topluma rol model olduklarını ifade eden Vali Hulusi Şahin, “Bu hizmetler acil ve ihtiyaç duyulan hizmetler. Çünkü Kepez, Antalya’nın en büyük ilçesi. Antalya her yıl 50 binin üzerinde ek nüfus alıyor ve bu nüfusun önemli bir kısmı Kepez ilçemize geliyor. Hızla büyüyen bu ilçemiz tabii ki kamu hizmetlerini de bekliyor. İşte bu yüzden bizler kamu hizmetlerini vatandaşlarımıza ulaştırmak için genel bütçe, yerel yönetimlerin imkânları ve hayırseverlerimizin destekleriyle insanüstü bir gayret içinde çalışıyoruz. Bu yükü alan hayırseverlerimiz bize hem sürat kazandırıyor hem de moral ve güç veriyorlar.” dedi.</p><p>Konuşmasının devamında birinci basamak sağlık hizmetlerinin merkezi konumlarda yapılması gerektiğini belirten Vali Şahin, “Arsa anlamında bu imkânı bize belediyelerimizin sağlaması lazım. Bu hususta örnek çalışmalar sağlayan Kepez Belediyemize, Antalya gibi nüfusu çok fazla olan ve hızla artan bir şehirde aile sağlığı merkezi alanında Türkiye ortalamasının altına inebilme başarısını gösteren İl Sağlık Müdürlüğümüze, Kepez Kaymakamlığımıza ve tüm hayırsever vatandaşlarımıza teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.</p><p>Konuşmaların ardından dualar eşliğinde temeli atılan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun yaklaşık 15 bin kişiye hizmet vermesi bekleniyor. Antalya Valiliği Bülten</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temelin-atildi-1771313461.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşine böbreğiyle can oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/esine-bobregiyle-can-oldu-113</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/esine-bobregiyle-can-oldu-113</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan nakille 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e eşi Deniz Dönmez’in böbreği nakledildi. 12 yıl önce kalp nakli olan Atilla Alay ise hayatına mutlu bir şekilde devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan nakille 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e eşi Deniz Dönmez’in böbreği nakledildi. Fatma Aydın Dönmez, “Eşim&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">bana can verdi</span>,<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> canına can kattı</span>.” dedi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen böbrek nakliyle 9 yıllık evli olan Fatma Aydın Dönmez’e eşi&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Deniz&nbsp;</span>Dönmez’in böbreği nakledildi. 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e başka bir rahatsızlığından dolayı gittiği hastane de böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Hamilelik sürecinde böbrek değerleri daha da düşen Fatma Aydın Dönmez, doğum sürecinden sonra böbrek nakli olması söylendi. 5 yıl böbrek nakli olmayı bekleyen Dönmez, eşinin böbreğiyle hayata tutundu.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">B<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">acağı</span>n<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">ın ağrısıyla hastaneye gel</span>diğini ifade eden Fatma Aydın Dönmez, “<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Oradan bir tahlil aldılar. Tahlil aldıktan sonra böbreklerde bir sıkıntı olduğu</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">söylendi. Acil bir şekilde&nbsp;</span>nefroloji&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">bölümüne gitmemiz</span>i<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> istediler. O bölüme girdikten sonra da zaten bir daha çıkamadım.&nbsp;</span>B<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">iyopsi</span> yapıldı.&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Arkasından diğer tahliller derken böbrek</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">yetmezliği&nbsp;yüksek</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">ta</span>nsi<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">yona&nbsp;bağlı teşhisi kondu. O teşhisle birlikte belirli bir süre tedavi altına alındım.</span>” dedi.<o:p></o:p><strong><o:p></o:p></strong></span></p><p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">Böbrek yetmezliği konulduğu süreçte hamile olduğunu söyleyen Fatma Aydın Dönmez, “<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Ardından işte doğumla ilgili bir süreç başladı. Tabii doğum süreci işin içerisine girince benim böbrekler komple bitmeye başladı, ondan sonra da doğum gerçekleşti. Ardından diyaliz süreci başladı. Tabii doğum biraz daha hızlandırdı</span> d<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">iyaliz sürecini</span>.<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">&nbsp;</span>A<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">rdından 5 yıl&nbsp;</span>diyaliz<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> yaptıktan sonra artık&nbsp;</span>nakle<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">&nbsp;ihtiyacımız oldu</span>.” ifadelerini kullandı. Akdeniz Üniversitesi Bülten<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/esine-bobregiyle-can-oldu-1771231353.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
