<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni Antalya Haber</title>
        <link>https://www.yeniantalyahaber.com/</link>
        <description>Yeni Antalya Haber</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Bayramda artan et tüketimi kalbi zorlayabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-1306</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-1306</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda değişen beslenme düzeni ve artan et tüketiminin özellikle kalp, tansiyon ve diyabet hastaları için risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda değişen beslenme düzeni ve artan et tüketiminin özellikle kalp, tansiyon ve diyabet hastaları için risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Nevrez Koylan, bayram döneminde yalnızca tüketilen gıdaların değil, öğün sıklığı ve yeme düzeninin de sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>Prof. Dr. Koylan, ziyaretlerle birlikte gün içine yayılan sık ve yoğun tüketimin sağlıklı bireylerde bile geçici yük oluşturabileceğini belirterek, “Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon veya diyabeti olan kişilerde bu durum daha ciddi şikâyetlere yol açabilir” dedi.</p><p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg" height="767" width="750"></p><p>Artan et tüketimiyle birlikte fazla tuz ve yağ alımının kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde ani dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çeken Koylan, kardiyovasküler hastalıkların dünya genelinde hâlâ en yaygın ölüm nedeni olduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her üç ölümden birinin kalp-damar hastalıklarına bağlı gerçekleştiğini hatırlatan Koylan, Türkiye’de de benzer bir tablonun bulunduğunu söyledi.</p><p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, Kurban Bayramı’nda kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek 15 maddeyi paylaştı:</p><ol><li>Porsiyon kontrolüne dikkat edin, aşırı kalori alımından kaçının.</li><li>Bayramda normal beslenme düzeninizi bozmayın, öğün atlamamaya özen gösterin.</li><li>Sofralarda aşırı çeşit ve ağır yiyeceklerden kaçının, yeni ve yoğun besinleri tadımlık miktarlarda tercih edin.</li><li>Tatlı tüketimini sınırlayın. Şerbetli seçenekler yerine sütlü tatlıları küçük porsiyonlarla tercih edin.</li><li>Kavurma, sakatat ve kırmızı et tüketimini sınırlayın, aşırı tüketimin kolesterolü yükseltebileceğini unutmayın.</li><li>Et yemeklerinde kavurma ve kızartma yerine haşlama, fırın veya ızgara yöntemlerini tercih edin.</li><li>Pilav, makarna ve börek gibi karbonhidratları sınırlı tüketin.</li><li>Kahvaltıda sucuklu yumurta, kızartma, börek ve tatlı gibi ağır seçeneklerden yalnızca birini, küçük porsiyonlarda tüketin.</li><li>Yemeklerde ideal tuz miktarını aşmamaya özen gösterin. Günlük toplam tuz tüketiminin 5 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığını geçmemesine dikkat edin. (Tansiyon hastaları için bu miktar daha da azaltılmalı)</li><li>İçecek olarak su veya ev yapımı ayran tercih edin. Şekerli, gazlı ve hazır içeceklerden kaçının.</li><li>Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edin.</li><li>Sofraları sebze, salata ve meyve ile zenginleştirerek denge sağlayın.</li><li>Yemekleri yavaş yiyin, sofrada geçirilen süreyi uzatarak tokluk hissini artırın.</li><li>Gün içinde mümkün olduğunca hareket edin, kısa yürüyüşler kalp sağlığına katkı sağlar.</li><li>Bayram yoğunluğu ve stresi yönetmeye, dinlenmeye zaman ayırmaya özen gösterin.</li></ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-1779258448.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Sessiz Tehlike” yüksek tansiyona karşı uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-1252</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-1252</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen yüksek tansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek düzenli tarama çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen yüksek tansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek düzenli tarama çağrısında bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, yüksek tansiyonun (hipertansiyon) çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğine dikkat çekerek vatandaşları düzenli sağlık kontrollerine davet etti.</p><p>Yapılan açıklamada, “sessiz tehlike” olarak nitelendirilen yüksek tansiyonun kontrol altına alınmadığı durumlarda kalp, böbrek ve beyin damar hastalıklarına yol açabileceği vurgulandı.</p><p>Vatandaşların aile hekimlerine başvurarak düzenli tansiyon ölçümü yaptırmalarının önemine dikkat çekilen açıklamada, erken teşhisin hayat kurtarıcı rol oynadığı ifade edildi.</p><p>Sağlık otoriteleri, hipertansiyonun uzun vadede ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini belirterek toplumun bilinçlendirilmesi ve düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı.</p><p><img class="" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/17/hihzvlvxmaauuby-1779028321-360-x750.jpeg" height="902" width="750"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-1779031927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elmalı’ya 2 yeni sağlık tesisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-1227</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-1227</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında, Elmalı ilçesinde inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Elmalı ilçesi Yeni Mahalle’de inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve ATSO (Antalya Ticaret ve Sanayi Odası) arasında iş birliği protokolü imzalandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda düzenlenen protokol törenine Vali Hulusi Şahin, Elmalı Kaymakamı Faruk Erdem, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman katıldı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi’nin zemin ve ikinci katında hizmet verecek olan Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi)’in inşası tamamlandıktan sonra Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-1778857073.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz kaşımayı hafife almayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/goz-kasimayi-hafife-almayin-1169</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/goz-kasimayi-hafife-almayin-1169</guid>
                <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye’de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye’de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, keratokonus hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kemer, gelişen tanı yöntemleriyle birlikte eskiden nadir kabul edilen keratokonusun aslında daha sık görüldüğünün ortaya çıktığını belirterek, dünya genelinde her 2 bin kişiden birinde görülen hastalığın Türkiye’de genç nüfusta her 100 kişiden 2’sinde tespit edilebildiğini ifade etti.</p><p>Hastalığın en önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden birinin göz kaşıma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemer, gözlerin sık ve sert şekilde ovuşturulmasının korneanın yapısını zayıflattığını ve hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını söyledi.</p><p><img class="" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/13/1778650281-prof-dr-ozlem-evren-1778666129-69-x750.jpeg" height="500" width="750"></p><p>Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde göz kaşıntısının daha sık görüldüğünü belirten Kemer, bu durumun farkında olmadan hastalık riskini artırdığını ve keratokonusun ilerleyişini hızlandırabildiğini kaydederek, risk gruplarına da değindi.</p><p>Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, gözünü sık kaşıyan çocuklar ve gençler, alerjik göz hastalığı olanlar, sık gözlük numarası değişimi yaşayanlar ve ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Keratokonusun genellikle ergenlik döneminde başladığını ve erken yaşlarda ilerleme eğilimi gösterdiğini belirten Kemer, hastalığın erken dönemde tespit edilmesi halinde ilerlemenin büyük ölçüde durdurulabildiğini, bu nedenle düzenli göz muayenesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Giderek artan bulanık görme, gözlükle tam düzelmeyen görme, gece görüşünde zorlanma ve ışık saçılması gibi belirtilere dikkat çeken Kemer, bu şikayetlerin görülmesi halinde mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin-1778667281.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk bilim insanına global onur</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/turk-bilim-insanina-global-onur-1136</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/turk-bilim-insanina-global-onur-1136</guid>
                <description><![CDATA[Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı ve Bölüm Direktörü Prof. Dr. Banu Atalar, American College of Radiology tarafından “Honorary Fellow of the American College of Radiology” ödülüne layık görülen ilk Türk bilim insanı oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>1923 yılında kurulan American College of Radiology (ACR), radyoloji alanında uluslararası düzeyde saygın ve köklü meslek kuruluşları arasında yer alıyor. ACR tarafından her yıl yalnızca bir ila üç bilim insanına verilen prestijli ödüle layık görülen Prof. Dr. Banu Atalar, bu başarıya ulaşan ilk Türk doktor olarak tarihe geçti.</p><p>Prof. Dr. Banu Atalar, radyoloji, radyasyon onkolojisi ve nükleer tıp alanlarında bilime ve klinik uygulamaya üstün katkılar sunan isimleri onurlandıran ödülü Washington DC’de gerçekleştirilen ACR Kongresi’ndeki görkemli törende teslim aldı.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/turk-bilim-insanina-global-onur-1778499978.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnmede “Yüz, Kol, Konuşma Testi” hayat kurtarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-1071</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-1071</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında felç olarak da adlandırılan inmenin en basit anlatımıyla, “beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi” olarak tanımlanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, inme belirtilerini tanımanın hayat kurtaracağını söyledi. “İnme geldiğinde size haber verir. Bu belirtileri tanımak hayat kurtarır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, yüz, kol ve konuşma testi yapılmasını önerdi. “Yüz testinde kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafında kayma veya sarkma var mı? Her iki kolunu havaya kaldırmasını isteyin. Bir kol aşağıya doğru düşüyor mu? Konuşmayla ilgili olarak da basit bir cümleyi tekrarlatın (”Bugün hava çok güzel” gibi). Kelimeler peltekleşiyor mu, konuşma tuhaflaşıyor mu? Eğer bu belirtilerden biri bile varsa vakit kaybeden 112 Acil Servisi arayın” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında felç olarak da adlandırılan inmenin en basit anlatımıyla, “beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi” olarak tanımlanabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, inme belirtilerini tanımanın hayat kurtaracağını söyledi. “İnme geldiğinde size haber verir. Bu belirtileri tanımak hayat kurtarır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, yüz, kol ve konuşma testi yapılmasını önerdi. “Yüz testinde kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafında kayma veya sarkma var mı? Her iki kolunu havaya kaldırmasını isteyin. Bir kol aşağıya doğru düşüyor mu? Konuşmayla ilgili olarak da basit bir cümleyi tekrarlatın (”Bugün hava çok güzel” gibi). Kelimeler peltekleşiyor mu, konuşma tuhaflaşıyor mu? Eğer bu belirtilerden biri bile varsa vakit kaybeden 112 Acil Servisi arayın” dedi.</p><p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, 10 Mayıs Dünya İnme Önleme ve Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada inmenin önlenmesine ilişkin alınacak tedbirleri değerlendirdi.</p><p>İnme bir kader değildir</p><p>Halk arasında felç olarak bilinen inmenin bir kader olmadığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şunları söyledi: “Her yıl binlerce insan, hayatını bir anda değiştiren o sessiz düşmanla karşılaşıyor: İnme. Oysa birçoğumuzun ”felç” olarak bildiği bu tablo, aslında çoğu zaman bağıra bağıra geliyor. 10 Mayıs Dünya İnme Önleme Günü vesilesiyle, bir nöroloji uzmanı olarak size en net mesajımı başta vermek istiyorum: İnme bir kader değildir; önlenebilir, tedavi edilebilir ve en önemlisi zamanla yarışarak yenilebilir!”</p><p>İnme Nedir? Beyinde Neler Oluyor?</p><p>Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, en basit anlatımıyla inmenin, beynin bir bölgesine giden kan akışının kesilmesi olduğunu belirterek “Bunu bir sulama sistemine benzetebiliriz. Eğer boru tıkanırsa (İskemik İnme) veya boru patlarsa (Hemorajik İnme), bahçedeki bitkiler (yani beyin hücrelerimiz) susuz kalır ve hızla kurumaya başlar. Beyin hücreleri ölürse, o bölgenin yönettiği konuşma, hareket veya hafıza gibi fonksiyonlar da ne yazık ki durur” diye konuştu.</p><p>Belirtileri Ezberleyin: ”Yüz, Kol, Konuşma!”</p><p>İnme geldiğinde yapılması gereken üç test olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, şöyle devam etti:&nbsp;</p><p>“İnme geldiğinde size haber verir. Bu belirtileri tanımak hayat kurtarır. Kendinizde veya yakınınızda şu üç testi yapın:</p><p>• Yüz: Kişiden gülümsemesini isteyin. Yüzün bir tarafında kayma veya sarkma var mı?</p><p>• Kol: Her iki kolunu havaya kaldırmasını isteyin. Bir kol aşağıya doğru düşüyor mu?</p><p>• Konuşma: Basit bir cümleyi tekrarlatın (”Bugün hava çok güzel” gibi). Kelimeler peltekleşiyor mu, konuşma tuhaflaşıyor mu?</p><p>Eğer bu belirtilerden biri bile varsa, ”biraz uyusun geçer” ya da ”tansiyonu çıkmıştır, limonlu su içirelim” diyerek vakit kaybetmeyin! Tek yapmanız gereken derhal 112 Acil Servis’i aramaktır.”</p><p>Risk faktörlerine dikkat!</p><p>İnmede çeşitli risk faktörleri olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Bazı riskleri değiştiremeyiz; yaşımız, cinsiyetimiz veya aile geçmişimiz gibi. Ancak asıl suçluları kontrol etmek bizim elimizdedir” diyerek bu faktörleri şöyle sıraladı:</p><p>Yüksek Tansiyon: İnmenin bir numaralı dostu, sizin ise baş düşmanınızdır.</p><p>Sinsi Şeker Hastalığı: Damarların yapısını bozarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar.</p><p>Kalp Ritim Bozuklukları: Kalpte oluşan bir pıhtının beyne fırlatılmasına neden olabilir.</p><p>Kötü Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol ve hareketsiz yaşam, beyin damarlarını hızla yaşlandırır.</p><p>İnme yüzde 80 oranında önlenebilir!</p><p>İnmenin yüzde 80 oranında önlenebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerin inmeden büyük oranda koruyucu etkisi olduğunu belirterek şunları söyledi:</p><p>Hareket Edin: Günde 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş bile damarlarınızı genç tutar.</p><p>Tabağınızı Renklendirin: Akdeniz mutfağına (zeytinyağı, sebze, balık) şans verin.</p><p>Tuzu Azaltın: Tansiyonunuzu dengede tutmanın en kısa yolu budur.</p><p>Zaman Beyindir!</p><p>İnme geçiren bir hastada her dakika yaklaşık 1,9 milyon beyin hücresinin öldüğünü kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Bu yüzden nörolojide bizim bir mottomuz vardır: Zaman beyindir! Eğer hastaneye ilk 4,5 saat içinde ulaşılırsa, damar açıcı ilaçlarla veya anjiyo benzeri yöntemlerle (trombektomi) pıhtıyı çekip almak mümkündür. Erken müdahale edilen hastaların birçoğu, hiçbir hasar kalmadan normal hayatına dönebilmektedir” dedi.</p><p>İnme karşısında en güçlü silahınız bilgi ve hızdır</p><p>İnme geçirmiş olmanın damar sistemindeki bir zafiyeti gösterdiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>“Ancak doktorunuzun verdiği kan sulandırıcı ilaçları düzenli kullanır, risk faktörlerini kontrol altına alırsanız, ikinci bir inme riskini çok düşük seviyelere çekebilirsiniz. Sonuç olarak; İnme geliyorum der. Belirtileri öğrenin, sevdiklerinize anlatın ve unutmayın; inme karşısında en güçlü silahınız bilgi ve hızdır. Beyniniz vücudunuzun komuta merkezidir. Onu korumak için bugün bir adım atın.”</p><p><br>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/inmede-yuz-kol-konusma-testi-hayat-kurtariyor-1778232794.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay Zeka, Pankreas Kanserini Yıllar Önce Fark Etti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/yapay-zeka-pankreas-kanserini-yillar-once-fark-etti-995</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/yapay-zeka-pankreas-kanserini-yillar-once-fark-etti-995</guid>
                <description><![CDATA[Dünyada en ölümcül kanser türlerinden biri olan pankreas kanseri için umut veren bir gelişme yaşandı. Mayo Clinic’te geliştirilen yapay zeka modeli, hastalığı henüz hiçbir belirti ortaya çıkmadan, rutin tomografi görüntülerini inceleyerek yıllar öncesinden fark etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Yaklaşık 2.000 karın tomografisinin incelendiği çalışmada, daha önce doktorlar tarafından “normal” olarak değerlendirilen görüntüler yeniden analiz edildi. Yapay zeka, bu görüntülerdeki kanser vakalarının yüzde 73’ünü erken aşamada tespit etmeyi başardı. Bu sonuçlar, hastalığın çok daha erken dönemde fark edilebileceğini gösteriyor.</p><p><strong>“Pankreas kanserini çok erken yakalama olanağı gerçek olacak”</strong></p><p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, bu gelişmenin pankreas kanseriyle mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi:</p><p>“Pankreas kanseri sinsi ilerleyen bir hastalık. Çoğu hasta bize geldiğinde hastalık ileri aşamada oluyor. Yıllardır ‘keşke daha erken fark edilebilseydi’ diyorduk. Yapay zekanın, rutin kontroller esnasında pankreas kanserini erken aşamada işaret edebilmesi çok önemli bir gelişme.”</p><p>Prof. Dr. Özcan Gökçe, tümör daha belirgin hale gelmeden müdahale edilebilmesinin, hastaların yaşam süresini önemli ölçüde artırabileceğini vurguladı.</p><p><strong>Amaç: Hastalık başlamadan fark etmek</strong></p><p>Yapay zekanın en büyük avantajının her görüntüyü aynı dikkatle incelemesi olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD&nbsp;Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, şunları söyledi:</p><p>“Bu teknoloji doktorların yerine değil, destek olarak kullanılmalı. Mayo Clinic’in bu sistemi gerçek hastalar üzerinde denemeye başlaması çok önemli. Amaç, hiçbir belirti yokken hastalığı fark edebilmek. Özellikle risk grubundaki kişiler için bu yaklaşım hayat kurtarıcı olabilir. Bu gelişme, pankreas kanseri gibi genellikle geç fark edilen hastalıklarda erken tanı şansını artırarak tedavi sürecini kökten değiştirebilir.”</p><p><strong><u>&nbsp;</u></strong></p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/yapay-zeka-pankreas-kanserini-yillar-once-fark-etti-1777972310.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda miyopi hızla artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-986</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-986</guid>
                <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) </strong>- Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren miyopi (kısa görüşlülük) hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 30’unun miyopi sorunu yaşadığını belirten Yılmaz, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 50’ye ulaşabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.</p><p>Miyopi, uzaktaki cisimlerin bulanık görülmesine neden olan bir göz kırma kusuru olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında özellikle 5-12 yaş arasında sık görülen hastalık, çoğunlukla okul döneminde fark ediliyor.</p><p><img class="" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/05/04/1777880662-do-dr-hayati-y-lmaz-1777908902-364-x750.jpeg" height="419" width="750"></p><p>Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörler, uzun süre yakın mesafeye bakma, ekran kullanımının artması, açık hava aktivitelerinin azalması ve yetersiz ışıkta okuma gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor. Doç. Dr. Yılmaz, çocuklarda miyopinin çoğu zaman sinsi ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmesinin zor olduğunu vurguladı. Tahtayı görememe, gözleri kısma, ekrana çok yakından bakma ve gözleri sık ovuşturma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Tedavide temel amacın görmeyi netleştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten uzmanlar; gözlük, özel kontakt lensler, ortokeratoloji ve yeni nesil ışık terapisi gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade ediyor.</p><p>Özellikle açık hava aktivitelerinin artırılması ve ekran süresinin azaltılması, en etkili koruyucu önlemler arasında yer alırken, belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesinin kritik önem taşıdığının altı çizildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-1777914899.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker hastaları tüp bebek yaptırabilir mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-970</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-970</guid>
                <description><![CDATA[Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Hem tip 1 diyabette hem de tip 2 diyabette güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir.</p><p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, “Hem tip1 diyabette hem tip 2 diyabette, güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak, tüp bebek tedavisine başlamadan önce, kan şekerinin düzenlenmiş olduğuna gerek ilaç kullanılıyorsa gerekse ilaç kullanılmıyorsa, takip altında ve düzgün olduğuna emin olmak gerekir ki tedavide başarı üst düzey olabilsin.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-1777797020.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrek taşı sessiz büyüyor, alarm ağrı ile geliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/bobrek-tasi-sessiz-buyuyor-alarm-agri-ile-geliyor-926</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/bobrek-tasi-sessiz-buyuyor-alarm-agri-ile-geliyor-926</guid>
                <description><![CDATA[Her 10 kişiden 1’ini etkileyen böbrek taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Ağrı başladığında tablo genellikle ilerlemiş oluyor” dedi. Böbrek taşının erkeklerde daha yaygın olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, en yüksek oranın 30 � 50 yaş aralığında olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 10 kişiden 1’ini etkileyen böbrek taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Ağrı başladığında tablo genellikle ilerlemiş oluyor” dedi. Böbrek taşının erkeklerde daha yaygın olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, en yüksek oranın 30 � 50 yaş aralığında olduğunu vurguladı. &nbsp;</strong></p><p>Böbrek taşlarının, idrardaki mineraller ve tuzların kristalleşerek böbrekte birikmesiyle oluştuğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Küçük taşlar çoğu zaman fark edilmeden vücuttan atılabilir. Ancak taş büyüdüğünde şiddetli ağrı, bulantı, idrarda kanama ve enfeksiyonlara yol açabilir. Tedavi edilmediğinde ise kalıcı böbrek hasarı riski ortaya çıkar” diye konuştu. Böbrek taşlarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü vurgulayan Op. Dr. Allahverdiyev, “Araştırmalar, bireylerin yaklaşık yüzde 10�15’inin yaşamı boyunca en az bir kez böbrek taşıyla karşılaştığını ve erkeklerde daha yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. En yüksek oran ise 30�50 yaş arasındaki erkeklerde. Özellikle sıcak iklimde yaşayan ve yeterli su tüketmeyen kişilerde de risk artıyor” dedi. Böbrek taşlarının kimyasal yapısına göre farklı tiplerde oluşabildiğini anlatan Op. Dr. Allahverdiyev, en sık kalsiyum taşları ile karşılaştıklarını belirterek “Vücutta fazla ürik asit birikmesi ile oluşan ve idrarın asidik olduğu durumlarda görülen&nbsp;ürik asit taşları, idrar yolu enfeksiyona bağlı gelişen ve hızla büyüyebilen struvit taşları son olarak da genetik kökenli hastalığa bağlı gelişen sistin taşları diğer tipler olarak sıralanabilir” diye konuştu.&nbsp;</p><p><strong>En büyük risk yetersiz su tüketimi&nbsp;</strong></p><p>Taş oluşumunun en önemli nedenlerinden birinin susuz kalmak olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, “Yetersiz sıvı alımı, yüksek tuz ve protein tüketimi, genetik yatkınlık ve idrar yolu enfeksiyonları taş oluşumunu tetikleyen başlıca faktörler olarak sıralanabilir. Bu durum, idrardaki mineral dengesini bozarak kristalleşmeyi kolaylaştırır” dedi. Böbrek taşlarından korunmak için günlük alışkanlıkların önemine değinen Op. Dr. Allahverdiyev, “Günlük en az 2�2,5 litre su içmek, tuz ve protein tüketimini sınırlamak, dengeli beslenmek ve düzenli hareket etmek taş oluşum riskini azaltır” dedi. Op. Dr. Allahverdiyev daha önce taş düşürmüş kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti.&nbsp;</p><p><strong>Belirtileri hafife almayın&nbsp;</strong></p><p>Belirtiler hakkında bilgi veren Op. Dr. Allahverdiyev, “Küçük taşlar çoğu zaman sessiz ilerler. Ancak taş hareket etmeye başladığında veya idrar yolunu tıkadığında şiddetli yan ve bel ağrısı ortaya çıkar. İdrarda kan, bulantı, kusma, idrar yaparken yanma ve enfeksiyon durumunda ateş de tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulması önemli” diye konuştu.&nbsp;</p><p><strong>Mini-PCNL ile büyük taşlarda bile yüksek başarı&nbsp;</strong></p><p>Tedavi yöntemlerinin taşın boyutu, konumu ve hastanın şikayetine göre şekillendiğini belirten Op. Dr. &nbsp; Allahverdiyev, “Küçük taşları çoğunlukla sıvı tedavisi ve ağrı kontrolü ile düşürebiliyoruz. Ancak daha büyük veya zor konumlu taşlarda cerrahi yöntemler gerekli olabilir” dedi. Modern yöntemler arasında Supin Mini Perkütan Cerrahi (Mini-PCNL)’in öne çıktığını anlatan Op. Dr. Allahverdiyev,&nbsp;“Bu tekniği özellikle 1 cm’den büyük, zor konumlu veya multipl taşlarda tercih ediyoruz. 2-3 cm ve daha üzeri büyük ya da kompleks taş yapılarını bu yöntemle güvenli ve etkin şekilde tedavi edebiliyoruz. Yöntem minimal invaziv olmasıyla hastanın konforunu artırıyor, komplikasyon riskini düşürüyor ve hastanede kalış süresini azaltıyor” diye konuştu. &nbsp;</p><p><strong>Taşı çıkarmak yetmez, tekrarını önlemek gerekir</strong></p><p>Böbrek taşı tedavisinde uzun vadeli yaklaşımın önemine dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, “Taşın çıkarılması tedavinin sadece bir kısmı. Asıl önemli olan taşın neden oluştuğunu anlamak ve tekrarını önlemek. Bu nedenle taş analizi ve metabolik değerlendirme önemli. Taşın kimyasal yapısını analiz ederek kişiye özel önlemler alabiliyoruz. Kan ve idrar testleriyle yapılan metabolik analizler sayesinde hastaya özel diyet ve tedavi planı oluşturuyoruz” dedi.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/bobrek-tasi-sessiz-buyuyor-alarm-agri-ile-geliyor-1777545496.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp Sağlığı Hayat Kalitesini de Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-923</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-923</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin düzenli ve dengeli çalışması yalnızca dolaşım sistemini değil; beyin, böbrek ve akciğerler gibi organların da sağlığını olumlu etkiliyor. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıkları en yaygın ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor ve ülkemizdeki her üç ölümden biri kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu nedenle hayat tarzında yapılan birkaç küçük değişiklikle kalp sağlığının korunması büyük önem taşıyor. Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Akdağ, kalp sağlığının korunması için önemli bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><strong>Sigara kalp krizi ve inme riskini artırıyor</strong></p><p>Kalp, vücudun tüm organlarına oksijen ve besin taşıyan kanı pompalayan hayati bir organ olarak, sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda en önemli risk faktörleri şunlardır;&nbsp;</p><ul><li>Genetik yatkınlık</li><li>Hipertansiyon</li><li>Diyabet ve yüksek kolesterol</li><li>Tütün ve alkol kullanımı</li><li>Dengesiz beslenme</li><li>Obezite</li><li>Hareketsiz yaşam tarzı</li><li>Yoğun stres</li></ul><p>Özellikle sigara ve tütün ürünleri damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda artırabilmektedir. Ayrıca bu alışkanlıkların genç yaşlarda edinilmesinin uzun vadeli sağlık sorunlarına da zemin hazırladığı tespit edilmiştir. &nbsp;</p><p><strong>Yaşam tarzında yapılacak birkaç küçük değişiklik kalp sağlığını olumlu etkiliyor</strong></p><p>Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, yaşam tarzında yapılacak doğru değişikliklerden geçmektedir. Zeytinyağı, sebze ve meyveler, tam tahıllar ve çiğ kuruyemişler gibi kalp dostu besinlerin tüketilmesi kalp ve damar sağlığı için önemli önerilerin başında gelmektedir. Buna karşılık işlenmiş gıdalar, aşırı tuz, yüksek yağ ve karbonhidrat içeren besinler ile fast-food tüketiminden kaçınılması gerekir. Hareketsiz yaşamın ve stres de kalp sağlığını olumsuz etkilediği için düzenli fiziksel aktivitenin de yapılması gerekir. Haftada en az 4 gün, 30 dakika tempolu yürüyüş ve haftada 3 gün yüzme gibi egzersizler kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya çıkarmıştır.&nbsp;</p><p><strong>Kalp damar hastalıkları erken teşhis ile kontrol altına alınabiliyor&nbsp;</strong></p><p>Düzenli kardiyak kontroller, kalp hastalıklarının erken teşhisinde kritik rol oynamaktadır. Elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi (EKO), efor testi, Holter ve koroner BT anjiyografi gibi tanı yöntemleri sayesinde kalbin elektriksel aktivitesi, yapısal özellikleri ve damar sağlığı detaylı şekilde değerlendirilebilmektedir. Büyük ölçüde önlenebilir olan kalp ve damar hastalıkları alınan önlemler ve erken teşhis ile tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle kalp damar hastalığı riskini en aza indirmek için bu önlemleri almakla hayat tarzınızda değişime gidebilirsiniz;&nbsp;</p><ul><li>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun</li><li>Dengeli ve sağlıklı beslenin</li><li>Düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirin</li><li>Stresinizi kontrol altına alın</li><li>Düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin</li></ul><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kalp-sagligi-hayat-kalitesini-de-artiriyor-1777543970.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’de bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri konuşuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-bulasici-hastaliklardan-korunma-yontemleri-konusuldu-911</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-bulasici-hastaliklardan-korunma-yontemleri-konusuldu-911</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde “Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yöntemleri” konulu eğitim düzenledi. Kepez Sağlık Merkezi’nden Op. Dr. Levent Fikret Yılmaz, bulaşıcı hastalıklardan korunmada bağışıklık sisteminin önemi, doğru beslenme alışkanlıkları ve hijyen kuralları hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, kadınlara yönelik farkındalık eğitimlerini aralıksız sürdürüyor. “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde düzenli olarak gerçekleştirilen eğitimlerde bu hafta bulaşıcı hastalıklar ve korunma yöntemleri konuşuldu.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nden Op. Dr. Levent Fikret Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen eğitimde, bulaşıcı hastalıklardan korunmada bağışıklık sisteminin rolü, sağlıklı beslenme, hijyen alışkanlıkları ve toplumsal bulaş riskleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Op.Dr.Yılmaz, bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en temel yolunun güçlü bir bağışıklık sistemi olduğunu vurguladı. Bağışıklık sisteminin dengeli beslenme ile desteklenebileceğini sebze, protein, yağ ve karbonhidrat dengesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle protein ve sebze ağırlıklı beslenmenin bağışıklığı güçlendirdiğini, karbonhidrat tüketiminin ise mümkün olduğunca azaltılmasının faydalı olacağını ifade etti.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Günlük beslenmede ekmek, makarna, bulgur, pirinç ve patates gibi karbonhidratların fazla tüketilmesinin bağışıklık sistemini zayıflatabileceğine dikkat çeken Op.Dr. Yılmaz, “Karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine dengeli ve yaşa uygun beslenme vücut bağışıklığını artırarak, hastalıkların bulaşma riskini azaltacaktır” dedi.</span></span></p><figure class="image"><img src="/images/files/__thumbs/Zubeyde-Hanim-Kadin-Egitim-ve-Sosyal-Tesisinde-bulasici-hastaliklardan-korunma-yontemleri-konusuldu_5.jpeg/Zubeyde-Hanim-Kadin-Egitim-ve-Sosyal-Tesisinde-bulasici-hastaliklardan-korunma-yontemleri-konusuldu_5__800x533.jpeg"></figure><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bulaşıcı hastalıkların yalnızca dış etkenlerle değil, vücutta doğal olarak bulunan mikroorganizmaların dengesinin bozulmasıyla da ortaya çıkabileceğini belirterek, “Vücudumuzda normal flora dediğimiz bir denge vardır. Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkabilir” uyarısında bulundu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hastalıklardan korunmada hijyenin kritik rol oynadığını söyleyen Dr. Yılmaz, özellikle el yıkama alışkanlığının önemine dikkat çekti. Günlük yaşamda en az 5 kez el yıkanması gerektiğini belirterek, el, yüz ve vücut temizliğinin enfeksiyon riskini önemli ölçüde azalttığını ifade etti. Ayrıca düzenli duş alışkanlığının hem fiziksel hijyen hem de psikolojik rahatlama açısından önemli olduğunu söyledi. Antibiyotik kullanımına da değinen Op.Dr. Yılmaz, gereksiz antibiyotik kullanımının vücudun doğal florasını bozarak dirençli ve fırsatçı mikroorganizmaların çoğalmasına neden olabileceğini belirtti. Antibiyotiklerin yalnızca doktor önerisiyle kullanılması gerektiğine de vurgu yaptı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çocukluk çağından itibaren aşılama programlarının önemine dikkat çekerek, özellikle hepatit aşılarının bulaşıcı hastalıklara karşı güçlü bir koruma sağladığını ifade etti. Aşılamanın toplum sağlığı açısından kritik bir rol oynadığını belirterek, “Aşılar bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Op. Dr. Levent Fikret Yılmaz, eğitimde cinsel yolla bulaşan hastalıklara da değinerek korunma yöntemlerinin yanı sıra kişisel hijyenin ve bilinçli davranışların önemine dikkat çekti. 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak, 2020 yılında dünyanın dört bir yanında birçok kişinin ölümüne neden olan COVID-19 pandemisine değinerek, toplum sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklardan korunmada maske kullanımının önemini hatırlattı. Kapalı ve kalabalık ortamlarda bulaş riskinin arttığını vurguladı. Özellikle hastaneler ve toplu taşıma araçlarında maske kullanımının önemli bir koruyucu önlem olduğunu ve özellikle hasta olan bireylerin mutlaka maske takması gerektiğini söyledi. Basit önlemlerin bile toplum sağlığı açısından büyük katkı sağladığını belirterek, bireysel hijyenin ve korunma yöntemlerinin toplumsal koruma sağladığını ifade etti.Eğitim programının sonunda Op. Dr. Levent Fikret Yılmaz, katılımcıların bulaşıcı hastalıklar, hastalıklardan korunma yöntemleri ve sağlıklı yaşam konusundaki sorularını yanıtladı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kepezde-bulasici-hastaliklardan-korunma-yontemleri-konusuldu-1777536675.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocukların Severek Tükettiği İçecekler Diyabet Riskini Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-894</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-894</guid>
                <description><![CDATA[Genellikle yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabet, günümüzde çocuklarda da kendini göstermeye başladı. Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, değişen beslenme alışkanlıkları, artan ekran süreleri çocukları henüz daha 10’lu yaşlardayken Tip 2 diyabet riskiyle karşı karşıya getirebiliyor. Çocukları diyabetten korunmak için ebeveynlerin bazı önemli noktalara dikkat etmesi gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt Sinem Türkmen, çocukların tip 2 diyabet riskleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><strong>Bir kutu gazlı içecek 10 kaşık şeker içerebiliyor</strong></p><p>Son dönemlerde çocuklar arasında gazlı içecekler, renkli atıştırmalıklar, meyve suyu olmayan aromalı içecekler ve katkı maddeli sütlerin tüketimi artmış durumdadır. Ancak masum görünen bu alışkanlıklar aslında büyük bir tehlikenin habercisi olabilir. Çocukların severek tükettiği bu ürünler, çoğu zaman “gizli şeker depoları” olarak karşımıza çıkar. Öyle ki tek bir kutu gazlı içecek, 7- 10 çay kaşığı şeker içerebilir. Bu tür ürünlerin düzenli tüketimi ise sadece kilo artışına değil, aynı zamanda insülin direncine de zemin hazırlar.&nbsp;</p><p><strong>Çocuklar anne babalarının tabağını örnek alıyor</strong></p><p>Çocuklarda sağlıksız beslenme alışkanlıklarının kontrol altına alınması için anne babalara önemli görevler düşmektedir. Yani çözüm aslında evin içinde saklıdır. Ev yapımı limonata, taze sıkılmış meyve suyu, katkısız yoğurt ve şeker eklenmeden hazırlanan meyve püreleri çocuklar için çok daha sağlıklı alternatiflerdir. Çocukların beslenme konusunda en çok anne ve babalarının tabağına dikkat ettiği bilinmektedir. Evde sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllar ne kadar sık tüketilirse, çocuklar da bu besinleri o kadar benimseyip hayatlarının bir parçası haline getirir.&nbsp;</p><p><strong>Özel günlerinizde pizza, hamburger yerine sağlıklı besinleri tercih edin</strong></p><p>Yapılan çalışmalar aile sofralarının sadece yemek yenilen bir alan olmadığını, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıkların kazanıldığı bir “eğitim ortamı” olduğunu ortaya çıkarmıştır. Birlikte sofraya oturmak, çocuklara doğru beslenme davranışlarını kazandırmada önemli bir adımdır. Öte yandan, özel günlerde sıkça tercih edilen pizza ve hamburger gibi yüksek kalorili yiyecekler, çocukların ilerleyen yaşlarda duygusal durumlarla bu tür besinleri ilişkilendirmesine yol açabilir. Bu nedenle sağlıklı yiyeceklerin de özel anların bir parçası olması gerekir.&nbsp;</p><p><strong>Her çocuk her gün en az 60 dakika hareketli olmalı</strong></p><p>Beslenmenin yanı sıra hareket de büyük önem taşır. Günümüzde çocuklar, sokakta oyun oynamak yerine ekran başında saatler geçirmektedir. Bu durum ise hareketsizlik ve buna bağlı kilo artışını beraberinde getirir. Oysa çocukların her gün en az 60 dakika aktif olması gerekir. Yürüyüş, dans, ip atlama ya da bisiklete binmek önerilebilir. Basit gibi görünen bu aktiviteler, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için büyük fayda sağlar.&nbsp;</p><p><strong>Düzenli uyku çocukların hormon dengesini olumlu etkiliyor</strong></p><p>Bir diğer kritik konu ise uyku düzenidir. Yetersiz uyku, çocuklarda da tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi hormon dengesini bozabilir. Geç yatma, uzun süreli ekran kullanımı ve düzensiz uyku alışkanlıkları diyabet riskini artıran faktörler arasında yer alır. Çocukların yaşlarına uygun uyku süresine dikkat edilmesi ve yatmadan en az bir saat önce ekranların kapatılması gerekir.&nbsp;</p><p><strong>Çocuklukta kazanılan sağlıklı alışkanlıklar yetişkinlikte diyabet riskini en aza indirir</strong></p><p>Diyabetle mücadele, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, çok daha önce başlamalıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandıran, çocuklarını hareket etmeye teşvik eden ve ekran süresini sınırlayan aileler, aslında çocuklarına sağlıklı bir geleceğin kapısını açar. Öte yandan bazı belirtiler de göz ardı edilmemelidir. Sık acıkma, sürekli tatlı isteği, hızlı kilo artışı ya da aşırı susama gibi durumlar diyabetin erken sinyalleri olabilir. Böyle bir durumda bir uzmana başvurmak ve basit bir kan şekeri ölçümü yaptırmak, erken tanı açısından büyük önem taşır. Unutulmamalı ki, çocuklukta kazanılan her sağlıklı alışkanlık, yetişkinlikte diyabet riskini azaltan en güçlü yatırımdır.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/cocuklarin-severek-tukettigi-icecekler-diyabet-riskini-artiriyor-1777458488.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yardım eden ebe ile yıllar sonra Antalya’da mesai arkadaşı oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/yardim-eden-ebe-ile-yillar-sonra-antalyada-mesai-arkadasi-oldu-881</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/yardim-eden-ebe-ile-yillar-sonra-antalyada-mesai-arkadasi-oldu-881</guid>
                <description><![CDATA[Antalya'da Elmalı Devlet Hastanesi’nde görev yapan ebe Hatice Demirtaş ile 28 yıl önce dünyaya gelmesine yardımcı olduğu Bilgehan Kurt, yıllar sonra aynı hastanede sağlık çalışanı olarak buluştu. Duygusal anlar Ebeler Haftası’nda yaşandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Elmalı Devlet Hastanesi’nde görev yapan ebe Hatice Demirtaş ile 28 yıl önce dünyaya gelmesine yardımcı olduğu Bilgehan Kurt, yıllar sonra aynı hastanede sağlık çalışanı olarak buluştu. Duygusal anlar Ebeler Haftası’nda yaşandı.</p><p><strong>Mehmet ŞENTÜRK / ANTALYA (İGFA) - </strong>Antalya’nın Elmalı ilçesinde bulunan Elmalı Devlet Hastanesi’nde yaşanan anlamlı buluşma, sağlık camiasında duygusal anlara sahne oldu.</p><p>Yıllardır ebelik mesleğini sürdüren Hatice Demirtaş ile yaklaşık 28 yıl önce doğumuna yardımcı olduğu Bilgehan Kurt, bu kez aynı hastanede mesai arkadaşı olarak bir araya geldi.</p><p>Bilgehan Kurt’un hemşire olarak Elmalı Devlet Hastanesi’ne tayin edilmesiyle başlayan bu özel hikâye, Ebeler Haftası kapsamında düzenlenen mütevazı bir kutlama ile taçlandı. Cerrahi servisinde sorumlu hemşire olarak görev yapan Kurt, kendisini dünyaya getiren ebe Hatice Demirtaş’ın Ebeler Haftası’nı kutlamak için düzenlenen etkinliğe katıldı.</p><p>Kutlama sırasında en dikkat çeken an ise, yıllar önce doğum anında yolları kesişen ikilinin bu kez meslektaş olarak aynı pastayı kesmesi oldu. Hatice Demirtaş’ın meslek hayatı boyunca yüzlerce doğuma tanıklık ettiği, Bilgehan Kurt’un da bu bebeklerden biri olduğu öğrenildi.</p><p>İkili, bu anlamlı günün hatırası olarak birlikte fotoğraf çektirirken, ortaya çıkan kare hastane personeli tarafından büyük ilgi gördü. Sağlık çalışanları bu buluşmayı “nesiller arası bağın ve meslek sevgisinin en güzel örneklerinden biri” olarak değerlendirdi.</p><p>Elmalı Devlet Hastanesi yönetimi ve personeli de Ebeler Haftası dolayısıyla tüm ebelerin gününü kutladı. Hatice Demirtaş ve Bilgehan Kurt’un hikâyesi, sağlık sektöründe emeğin, bağlılığın ve insan hayatına dokunmanın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/yardim-eden-ebe-ile-yillar-sonra-antalyada-mesai-arkadasi-oldu-1777455433.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-866</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-866</guid>
                <description><![CDATA[Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Klinik Psikolog Seda Akcan, “Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyimdir. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan ‘aktif olma’ baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir” diyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı, bahar depresyonuna karşı 6 kritik önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Klinik Psikolog Seda Akcan</strong>, “Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyimdir. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan ‘aktif olma’ baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir” diyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı, bahar depresyonuna karşı 6 kritik önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><p><strong>1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?</strong></p><p>Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.</p><p><strong>2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz?&nbsp;</strong></p><p>Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.</p><p><strong>3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?</strong></p><p>Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.</p><p><strong>4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?</strong></p><p>Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.</p><p><strong>5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?</strong></p><p>Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.</p><p><strong>6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?</strong></p><p>Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin ‘şimdi ve burada’ kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir. &nbsp;Bu durum performansı düşürür, &nbsp;yetersizlik hissi yaratabilir.&nbsp;</p><p><strong>7. Uyku düzeniniz değişti mi?</strong></p><p>Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder.&nbsp;</p><p><strong>8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?</strong></p><p>İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır.&nbsp;</p><p><strong>9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?</strong></p><p>İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.</p><p><strong>10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?</strong></p><p>Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir.&nbsp;</p><p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p><p><strong>BAHAR DEPRESYONUNA KARŞI 6 KRİTİK ÖNERİ</strong></p><p>Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulunuyor;&nbsp;</p><ul><li><strong>Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın</strong></li></ul><p>Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz.&nbsp;</p><ul><li><strong>Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın</strong></li></ul><p>Bahar ayları toplumda genellikle ‘canlanma’ ve ‘mutluluk’ ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. ‘Böyle hissetmemeliyim’ düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir.&nbsp;</p><ul><li><strong>Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin</strong></li></ul><p>Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.</p><ul><li><strong>Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün</strong></li></ul><p>Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir.&nbsp;</p><ul><li><strong>Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün</strong></li></ul><p>Bahar depresyonunda sık görülen içe çekilme ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma eğilimi yalnızlık hissini derinleştirerek bahar depresyonunun belirtilerini güçlendirebilir. Kişinin kendini güvende hissettiği ve yargılanmadan var olabildiği ilişkilerle temasını sürdürmesi duygularını düzenlemesine yardımcı olur. Sosyal destek, bu süreçte en önemli koruyucu faktörlerden biridir.</p><ul><li><strong>Profesyonel desteği geciktirmeyin</strong></li></ul><p>Klinik Psikolog Seda Akcan “Yakınmalarınız günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa ve 2 haftadan uzun bir uzmandan destek almak önemlidir. Psikolojik destek, kişinin bu süreci daha sağlıklı anlamlandırmasına ve yönetmesine yardımcı olur. Erken müdahale, depresif belirtilerin kronikleşmesini önemlede kritik bir rol oynar” diyor.&nbsp;</p><p><strong>&nbsp;</strong></p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-1777364266.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Yönetmeliği yenilendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-863</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-863</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile uygulama alanları, yetki şartları ve denetim mekanizmaları yeniden belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile uygulama alanları, yetki şartları ve denetim mekanizmaları yeniden belirlendi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına ilişkin yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı.</p><p>Düzenleme ile bu alandaki uygulamaların kapsamı, kimler tarafından ve hangi şartlarda yapılabileceği detaylı şekilde tanımlandı. Yeni yönetmeliğe göre GETAT uygulamaları yalnızca Bakanlıkça yetkilendirilmiş merkez ve ünitelerde, sertifikalı hekimler ve diş hekimleri tarafından gerçekleştirilebilecek. Yetkisiz kişi ve kuruluşların uygulama yapmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p><p><strong>BİLİM KOMİSYONU OLUŞTURULACAK</strong></p><p>Yönetmelik kapsamında, uygulama alanlarını belirlemek ve bilimsel değerlendirmeler yapmak üzere bir “Bilim Komisyonu” kurulacak. Komisyon, uygulamaların endikasyonları, olası yan etkileri ve yeni yöntemlere ilişkin görüş bildirecek.</p><p>Düzenlemede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin modern tıbbın yerine geçemeyeceği açıkça vurgulandı. Buna göre uygulayıcılar, yapılan işlemlerin mevcut tedavinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu hastaya anlatmak ve bunu kayıt altına almakla yükümlü olacak.</p><p>Yönetmelikle birlikte uygulama merkezleri ve üniteleri düzenli denetime tabi tutulacak. Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınacak ve hasta verileri ilgili mevzuata uygun şekilde korunacak. Ayrıca uygulamalara bağlı gelişebilecek olumsuz etkilerin 24 saat içinde Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olacak.</p><p><strong>ÜCRETLER VE BİLGİLENDİRME ŞARTI</strong></p><p>Kamu sağlık tesislerinde uygulanacak ücretler Bakanlık tarafından belirlenirken, özel sağlık kuruluşlarında hastaların işlem öncesinde yazılı olarak bilgilendirilmesi zorunlu hale getirildi. Gerekli görülmesi halinde özel sektör için taban ve tavan ücretler de belirlenebilecek. Yeni düzenleme ile 2014 tarihli önceki yönetmelik tamamen yürürlükten kaldırıldı. Sağlık Bakanlığı, yapılan değişikliklerle birlikte GETAT uygulamalarının daha güvenli, denetlenebilir ve bilimsel çerçevede yürütülmesi amaçlandı.</p><p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260428-2.htm"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-1777362625.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oyun, sağlıklı gelişimi destekliyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/oyun-saglikli-gelisimi-destekliyor-803</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/oyun-saglikli-gelisimi-destekliyor-803</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, oyunun çocukların fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimindeki temel rolü ile dijital-fiziksel oyun dengesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><strong>Oyun, çocukların gelişimleri ve öğrenmeleri için temel bir araç!</strong></p><p>Oyunların, çocukların dünyasında hayati bir rol oynadığını ifade eden&nbsp;Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım,&nbsp;“Oyun çocukların gelişimleri ve öğrenmeleri için temel bir araç olarak kabul edilir. Oyun, çocukların fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerini geliştirmelerine olanak tanır.” dedi.</p><p>Çocuklar için bir oyunun, daha derin bir anlam taşıdığına vurgu yapan Yıldırım, “Çünkü gelişimlerinin pek çok yönü, oyun aracılığıyla şekillenir. Çocuklar, oyunlar vasıtasıyla kendi dünyalarını keşfederler ve kendilerini ifade etmenin ilk yollarını bulurlar.” şeklinde konuştu.</p><p><strong>Çocuklar dünyayı oyunla keşfediyor!</strong></p><p>Çocuklar için oyunun, dünyayı keşfetme ve deneyimleme yolu olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Aybeniz&nbsp;Yıldırım, “Oyun, çocukların hayal gücünü kullanmalarına, sosyal becerilerini geliştirmelerine ve duygusal olarak ifade etmelerine olanak tanır. Ayrıca, oyun çocukların stresi azaltmasına ve özgüvenlerini arttırmasına da yardımcı olabilir. Oyunun, çocukların yaşamlarındaki temel bir parça olduğu unutulmamalı.” dedi.</p><p>Oyunların, çocukların yaş ve gelişim düzeylerine göre farklılık gösterdiğine de dikkat çeken&nbsp;Yıldırım, şunları söyledi:</p><p>“Okul öncesi dönemde, çocuklar genellikle bireysel oyunları tercih ederler. Bu dönemde, çocuklar genellikle yapboz yapma, boyama ve hamur oyunları gibi aktivitelerle meşgul olurlar. Okul çağındaki çocuklar ise genellikle arkadaşlarıyla birlikte oynadıkları oyunlara ilgi gösterirler. Bu dönemde, sosyal ilişkileri güçlendiren oyunlar ve strateji oyunları daha yaygındır.”&nbsp;</p><p><strong>Oyuncaklar çocukların farklı beceriler geliştirmelerine yardımcı olabilir!</strong></p><p>Oyuncak konusuna da değinen ve oyuncakların çocukların farklı beceriler geliştirmelerine yardımcı olabileceğini anlatan Klinik Psikolog Aybeniz&nbsp;Yıldırım, “Örneğin, yapbozlar çocukların el-göz koordinasyonunu ve problem çözme, bloklar ise çocukların inşa etme ve tasarım becerilerini geliştirebilir. Ayrıca, oyuncaklar çocukların hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını da destekleyebilir.” diye konuştu. &nbsp;</p><p><strong>Dijital oyunlar dengeli kullanılmazsa olumsuz etkiler yaratabilir!</strong></p><p>Dijital oyunların ise günümüzde çocukların oyun deneyimlerinde önemli bir yer tuttuğuna işaret eden Klinik Psikolog Aybeniz&nbsp;Yıldırım, “Ancak, dengeli bir şekilde kullanılmadığında olumsuz etkilere yol açabilirler. Çocukların fiziksel aktivitelerini azaltabilir, uyku düzenlerini bozabilir ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilirler. Bu nedenle, ebeveynlerin çocukların dijital oyun kullanımını sınırlamaları ve dengelemeleri önemli.” uyarısında bulundu.</p><p><strong>Oyun, çocukların mutluluğunu ve sağlığını artırabilir!</strong></p><p>Çocukların sağlıklı bir şekilde büyümeleri ve gelişmeleri için fiziksel oyunların önemine vurgu yapan Klinik Psikolog Aybeniz&nbsp;Yıldırım, “Ayrıca, fiziksel oyunlar çocukların motor becerilerini geliştirebilir, obezite riskini azaltabilir ve genel sağlıklarını destekleyebilir.” dedi.</p><p>Ebeveynlerin çocuklarına fiziksel olarak aktif olmaları için fırsatlar sağlamaları gerektiğinin altını çizen Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>“Oyun, çocukların yaşamlarında önemli bir yer tutar. Onların sağlıklı bir şekilde büyümelerine ve gelişmelerine yardımcı olur. Ebeveynlerin, çocukların oyun deneyimlerini desteklemesi ve yönlendirmesi önemlidir. Dengeli bir şekilde kullanıldığında, oyun çocukların mutluluğunu ve sağlığını artırabilir.”</p><p>&nbsp;</p><p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/oyun-saglikli-gelisimi-destekliyor-1776934789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’de göz muayenelerinde hız ve konfor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-goz-muayenelerinde-hiz-ve-konfor-715</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-goz-muayenelerinde-hiz-ve-konfor-715</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, sağlık alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek Sağlık Merkezi envanterini modern cihazlarla güçlendirmeyi sürdürüyor. Göz muayenelerinde hız, konfor ve yüksek doğruluk sağlayan yeni nesil cihaz sayesinde vatandaşlara daha kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunulacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı, güvenilir ve konforlu şekilde erişebilmesi amacıyla yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Sağlığa verdiği önem doğrultusunda hem fiziki altyapısını güçlendiren hem de teknolojik donanımını yenileyen Kepez Belediyesi, bu kapsamda Sağlık Merkezi envanterine Tonometre cihazını kazandırdı. Dördü bir arada özelliğiyle dikkat çeken cihaz; refraksiyon, keratometri, tonometri ve pakimetri ölçümlerini tek platformda gerçekleştirerek muayene sürecini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. Tam otomatik ölçüm sistemi sayesinde hastanın gözünü algılayıp hizalayan cihaz, her iki gözün ölçümünü tek dokunuşla kısa sürede tamamlıyor. Döner prizma teknolojisi ile küçük pupil çaplarında dahi yüksek doğruluk sağlayan sistem, katarakt modu sayesinde opaklığı bulunan gözlerde de başarılı ölçümler yapabiliyor. Ayrıca kornea kalınlığını dikkate alarak düzeltilmiş göz içi basıncı ölçümü sunması, özellikle glokom teşhisinde daha güvenilir veriler elde edilmesine katkı sağlıyor. Hasta konforunu ön planda tutan cihaz, optimize edilmiş hava basıncı sistemiyle ölçüm sırasında minimum düzeyde hava püskürterek irkilmeyi azaltıyor. Kompakt tasarımı ve ergonomik kullanımıyla hem sağlık personeline hem de hastalara kolaylık sağlayan cihaz, Kepez’de sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini bir adım daha ileri taşıyor.Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi toplum sağlığını önceleyen çalışmalarıyla, modern tıbbi cihaz yatırımları ve koruyucu sağlık hizmetleriyle vatandaşların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kepezde-goz-muayenelerinde-hiz-ve-konfor-1776336632.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erol&#039;un yeni kliniği açıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/erolun-yeni-klinigi-acildi-665</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/erolun-yeni-klinigi-acildi-665</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Melek Büyükkınacı Erol'un yeni kliniği açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek alanında Antalya’nın güvenilen isimlerinden Op. Dr. Melek Büyükkınacı Erol, meslek hayatındaki 25. yılını, Muratpaşa Fener İş Merkezi’ndeki yeni ve modern kliniğinin açılışıyla taçlandırdı. Hafta sonu gerçekleşen ve "Pembe" (Pink) konseptiyle dikkat çeken açılış töreni, iş, cemiyet ve sağlık dünyasından çok sayıda ismi bir araya getirdi</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çeyrek Asırlık Güven Bağının Yeni Durağı<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan ve kariyeri boyunca binlerce ailenin bebek sahibi olma sevincine ortak olan Dr. Melek Büyükkınacı Erol, açılış konuşmasında duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Çeyrek asırlık bir emeğin, binlerce güzel hikayenin ve bitmeyen bir tutkunun yeni durağındayız. Meslek hayatım boyunca biriktirdiğim tecrübeyi ve hastalarımla kurduğumuz o kopmaz güven bağını, şimdi çok daha modern ve donanımlı bir çatı altına taşımanın gururunu yaşıyorum. Hepinize bugün yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim”</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">"Pembe" Konseptli Açılışa Yoğun İlgi<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Davetlilerin "pembe" detaylı kıyafetleriyle katıldığı açılış, renkli görüntülere sahne oldu. Kliniğin her detayı, hastaların konforu ve sağlığı ön planda tutularak titizlikle tasarlandı. Özellikle tüp bebek tedavisi, riskli gebelik takibi, jinekolojik estetik ve kadın sağlığı konularında ileri standartlarda hizmet verecek olan yeni merkez, Antalya’nın sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Modern Teknoloji ve Uzman Dokunuş<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Antalya’nın en merkezi noktalarından biri olan Fener İş Merkezi’nde hizmete giren klinik; teknolojik donanımı, ferah muayene alanları ve hasta odaklı yaklaşımıyla fark yaratıyor. Dr. Melek Büyükkınacı Erol, yeni yerinde de kadın sağlığına dair en güncel tedavi yöntemlerini, yılların getirdiği deneyimle harmanlamaya devam edecek. Adres: Fener Mah. Fener Cad. Fener İş Merkezi B2 Blok Kat:2 D:11 Muratpaşa / Antalya. Erol Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/erolun-yeni-klinigi-acildi-1776077004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Parkinson hastalarına özel eğitim</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/parkinson-hastalarina-ozel-egitim-646</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/parkinson-hastalarina-ozel-egitim-646</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında Parkinson hastalarına yönelik eğitim programı düzenledi. Atatürk Antalya Spor ve Fitness Merkezleri’nde (ASFİM) gerçekleştirilen etkinliğe, merkezde kurslara katılan Parkinson hastaları ve yakınları katıldı. Program kapsamında Doktor Feride Ekimler Şahin Süslü tarafından hastalığa ilişkin bilgilendirme yapılırken, katılımcılara günlük yaşamı kolaylaştıracak yöntemler ve egzersiz teknikleri anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Antalya Büyükşehir Belediyesi, Parkinson hastalarına yönelik desteğini düzenlediği eğitim programıyla sürdürdü. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında Antalya Spor ve Fitness Merkezleri’nde (ASFİM) gerçekleştirilen eğitime, merkezde kurslara katılan Parkinson hastaları katıldı. ASFİM bünyesinde yürütülen egzersiz kurslarıyla hastaları yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediyesi, bu özel günde düzenlenen eğitimle desteğini pekiştirdi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">FAYDALI EĞİTİM PROGRAMI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Doktor Feride Ekimler Şahin Süslü tarafından verilen eğitimde, hastalar ve yakınları hastalık hakkında bilgilendirilirken, faydalı egzersizler ve günlük yaşamı kolaylaştıracak yöntemler anlatıldı. Eğitimin ardından ise faydalı egzersiz programları uygulamalı olarak gösterildi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Dr. Feride Ekimler Süslü, “Parkinson hastalığı genellikle 65 yaş üstü bireylerin yaklaşık yüzde 1’inde görülüyor. Hastalık; yürüme bozuklukları, hareketlerde yavaşlama ve günlük aktivitelerde kısıtlılık gibi sorunlara yol açabiliyor. Uygulanan tedavilerin yanı sıra egzersizlerle hastaların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DESTEK SÜRÜYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ASFİM eğitmeni Yeliz Durak ise Parkinson’un yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumu da etkileyen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Küçük bir hareket bile büyük fark yaratır. Büyükşehir Belediyesi olarak Parkinson hastalarına destek olmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">VATANDAŞI HAYATA BAĞLAYAN ETKİNLİK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Parkinson dersi kursiyeri Emine Demir, “Önceden ileri yaş grubu derslerine geliyordum. Sonrasında Parkinson teşhisi konulunca Parkinson hastalarına özel olan derslere gelmeye başladım. Bu derslerin çok faydasını görüyorum. Günlük yaşantımdaki hareketlerimde önemli değişiklikler oluyor, kendime güvenim artıyor. Hoca hanımla birlikte başarılı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bugün de buraya gelen hocamızla yaptığımız eğitim çok verimli geçti güzel bir aktivite oldu. Büyükşehir Belediyesi’nden çok memnunuz, bu etkinlikler gerçekten vatandaşı hayata bağlayan etkinlikler. Daha önce birçok farklı kursa gittim ama en son burada aradığımı buldum. “ diye konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Parkinson dersi kursiyeri Hüseyin Uluışık ise “ Bir süredir burada çalışmalara geliyorum ve çok fazla faydasını gördüm. Sağ olsun hocalarımız bizim için çok farklı çalışmalar yapıyorlar. İlk geldiğim günden bu yana çok gelişme kat ettim. 5 yıllık bir Parkinson geçmişim var, burada çok artılar kazandım. Buraya herhangi bir ücret ödemiyoruz, tamamen ücretsiz şekilde bu harika hizmeti alıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/parkinson-hastalarina-ozel-egitim-1775982915.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin CAR-T hamlesi güçleniyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-631</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-631</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan CAR-T Hücresel Tedavi Merkezini Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na sundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Ankara’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti. Rektör Özkan, üniversite içerisinde hayata geçirilen ileri tedavi altyapısı hakkında Bakan Memişoğlu’na kapsamlı bilgi verdi. Görüşmede, Rektör Özkan, Türkiye’nin sağlık alanındaki stratejik hedefleri doğrultusunda kurulan merkezin önemini vurguladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İLK TEDAVİ İÇİN GÜN SAYIYORUZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, merkezle birlikte Türkiye’nin ileri hücresel tedavilerde önemli bir eşiği aştığını belirterek, ilk uygulama için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Rektör Özkan, “Ülkemiz için stratejik öneme sahip bu ileri tedavi altyapısını kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz. İlk tedaviyi gerçekleştirmek için gün sayıyoruz.” dedi. Rektör Özkan, merkezin yalnızca tedavi değil aynı zamanda bilimsel üretim açısından da kritik bir rol üstleneceğini vurguladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HEM HASTALARA UMUT HEM TÜRKİYE’YE GÜÇ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yeni merkezin, kanser tedavisinde özellikle dirençli vakalar için umut olmasının hedeflendiğini belirtilirken, Türkiye’nin bu alandaki bilimsel ve teknolojik kapasitesine de önemli katkılar sunması bekleniyor. Özkan, merkezin klinik başarı ile akademik üretimi bir araya getireceğini ifade ederek, “Hem hastalarımıza umut olması hem de ülkemizin sağlık alanındaki yetkinliğine güçlü katkılar sağlaması en büyük hedefimizdir.” İfadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BAKANLIĞA TEŞEKKÜR VE DESTEK VURGUSU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na destekleri ve nazik kabulleri için teşekkür ederken CAR-T merkezinin Türkiye’nin sağlıkta bağımsızlık hedefleri açısından kritik bir adım olduğunu ifade etti. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan merkezde ilk tedavilerin kısa süre içinde başlaması beklenirken, Türkiye’nin bu alanda dünyadaki sınırlı sayıdaki merkezler arasında yerini güçlendirmesi öngörülüyor.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/turkiyenin-car-t-hamlesi-gucleniyor-1775843143.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Fizyoterapi Kongresi düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-fizyoterapi-kongresi-duzenlendi-628</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-fizyoterapi-kongresi-duzenlendi-628</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde 1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde, 1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans 1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi’ne Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, 1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Tombak, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">REHABİLİTASYON BİZİM HAYATIMIZIN HER YERİNDE<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi gerçekleştiriliyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Ben biliyorsunuz, kompozit doku nakli dediğimiz; kol, yüz ve rahim nakli yapan bir bölümün bölüm başkanı ve o ekibin bir üyesiyim. Bu anlamda rehabilitasyonun ne kadar kıymetli olduğunu bir profesyonel olarak farkındayım. Rehabilitasyon bizim hayatımızın her yerinde var. Sadece rehabilitasyon bir travma sonrası, bir hastalık sonrası değil aslına bakarsanız; spor yapan herkesin, doğru spor yapan herkesin hayatında. Özellikle de dünyada insanın yaşam ömrü uzadıkça, her ölümlü rehabilitasyonla tanışacaktır diyorum ben kendi adıma.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2021 YILINDA İLK ÖĞRENCİMİZİ ALDIK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Çok kıymetli bir branş. Biz 2018 yılında ilk fakültemizi açtık, bu bölümümüzü açtık ancak maalesef 2018 yılında hemen öğrenci alamadık. 2021 yılında ilk öğrencimizi aldık ve geçen sene 40 öğrenci mezun ettik. Bu sene de 317 öğrencimiz inşallah iki ay sonra mezun edeceğiz.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ÇOK ÖNEMLİ İŞLER YAPIYORSUNUZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Çok önemli işler yapıyorsunuz ancak işinize vicdan ve duygu kattığınız, sevgi kattığınız zaman o iş çok daha farklı oluyor. Ben 2002 yılında asistanlığa başladım, 2002 yılından beri de işte birçok kol, parmak, bacak replantasyonları yaptık. 2010'dan beri de birçok kompozit doku nakli yapıyoruz. Bu anlamda onlarla ilişkimiz çok yakından, özellikle Kadriye Hoca ile. Ben bazı rehabilitasyona gelen arkadaşlarımla işine çok saygı duymayanlar arasında gördüğüm farkı söyleyeyim: Hayat kalitesi. İnsan hayat kalitesi o kadar fark ediyor ki işinize sevginizi, ilginizi kattığınızda çok da güzel bir iş yapıyorsunuz.” ifadelerini konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KONGRELERİN DE SAYISININ ARTMASINI DİLİYORUM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Ben bizim kendi bölümümüzün de gelişmesi için elimden geleni yapacağımı ifade edeyim. Daha çok yolumuz var ama muhteşem bir bölüm. Bu anlamda da bu kongre çok önemli bir kongre, Akdeniz Üniversitesi'ne yakışır bir kongre olmasını temenni ediyorum. İlkini gerçekleştiriyoruz, umuyorum bu geleneksel hale gelir. Çok ciddi makaleler çıkar bu kongrelerden de çünkü Akdeniz Üniversitesi bunun için altyapısı, hasta potansiyeli, profili yüksek bir üniversite. Bu kongrelerin de sayısının artmasını diliyorum. Bu anlamda çok teşekkür ediyorum katkısı olan hocalarıma, paydaşlarımıza, çok uzaklardan gelen konuşmacılarımıza. Hayırlı uğurlu bir kongre diliyorum, katkınız için çok teşekkür ediyorum.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DİSİPLİNLER ARASI ETKİLEŞİM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Tombak, “Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde düzenlediğimiz 1. Akdeniz Fizyoterapi Kongresi'ne hoş geldiniz. Sizleri üniversitemizde ve şehrimizde ağırlamaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz. Bugün burada yalnızca bir bilimsel etkinlik için değil, aynı zamanda bilgi paylaşımının, disiplinler arası etkileşimin ve mesleki dayanışmanın güçlü bir zeminini oluşturmak amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">AKADEMİK BİLGİ İLE KLİNİK UYGULAMAYI BİR ARAYA GETİRMEK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tombak, “Bu kongreyi planlarken çıkış noktamız; akademik bilgi ile klinik uygulamayı nasıl daha etkin bir şekilde bir araya getirebileceğimizi sorgulamak ve bu konuda ortak bir düşünce zemini oluşturmaktı. Sahada karşılaştığımız gerçeklikler ile eğitimde aktardıklarımızın ne ölçüde örtüştüğünü birlikte değerlendirmek istedik. Bu doğrultuda davetli konuşmacılarımızdan beklentimiz; bilimsel temellere dayanan ancak aynı zamanda sahada uygulanabilirliği yüksek içerikleri bizlerle paylaşmaları oldu. Bu katkılarından dolayı değerli katılımcılara ve konuşmacılarımıza şimdiden çok teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ALANINDA UZMAN İSİMLER SUNUMLARINI GERÇEKLEŞTİRDİ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürhan Karakaya tarafından Antik Masajlardan Yapay Zekaya: Fizyoterapinin Sınır Tanımayan Evrimi konulu açılış sunumunu gerçekleştirdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen 1. Oturum: Üst Ekstremitenin Oturum Başkanlığını İnci Yüksel ve Kadriye Tombak yaptı. Oturumda Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan Türkiye'de Replantasyon ve Transplantasyon, Defne Kaya Utlu Fizyoterapistler Neden Dedektif Gibi Düşünmeli?, Seval Tanrıkulu Kirişçi Replantasyondan Sonra Cerrah Fizyoterapiden Ne Bekler?, Semin Akel Kompleks El Yaralanmalarda Fonksiyonel Bakış Açısı başlıklı sunumlarını yaptı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2. Oturum: Omurga Oturumunda Oturum Başkanları Nazan Tugay ve S. Yaprak Çetin olurken Oğuzhan Akbaşlı Değişen Postürün İhtiyacı Olan Manuel Yaklaşımlar, Sevtap Günay Uçurum Değişen Postüre Adapte Olan Egzersizler, Yıldız Erdoğanoğlu Sakroiliak Eklem Ağrısında Rehabilitasyon başlıklı sunumlarını yaptılar.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/1-akdeniz-fizyoterapi-kongresi-duzenlendi-1775842417.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’de kolon kanserine karşı bilinçlendirme semineri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-semineri-613</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-semineri-613</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği seminerle vatandaşları bilgilendirdi. “Yaşlı Dostu Kepez” projesi çerçevesinde Sağlık Müdürlüğü koordinasyonuyla gerçekleştirilen etkinlikte, kolorektal kanserde erken tanının önemi vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve geliştirme hedefi doğrultusunda farkındalık çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme semineri, Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Yaşlı Dostu Kepez” projesi kapsamında hayata geçirilen programa özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Seminere konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Bilge Baş, kolorektal kanserin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığına dikkat çekerek, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Katılımcılara detaylı bir sunum gerçekleştiren Baş, hastalığın oluşum süreci, risk faktörleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Kolon kanserinin genellikle sinsi ilerlediğini belirten Baş, “Erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebilir. Bu nedenle düzenli taramalar büyük önem taşıyor” dedi. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin düzenli olarak kolonoskopi yaptırmaları gerektiğini ifade eden Baş, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan bireylerin ise daha erken yaşlarda taramaya başlamalarının önemine değindi. Sağlıksız beslenme alışkanlıklarının, hareketsiz yaşamın ve obezitenin kolon kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Baş, lifli gıdalar açısından zengin beslenmenin, sebze ve meyve tüketiminin artırılmasının ve düzenli fiziksel aktivitenin hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını belirtti. Ayrıca sigara ve alkol kullanımının da risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti. Seminerde erken teşhis yöntemleri de detaylı şekilde ele alındı. Dışkıda gizli kan testi ve kolonoskopi gibi tarama yöntemlerinin hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çekerek, bu testlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Katılımcılara, belirtiler ortaya çıkmadan önce tarama yaptırmanın önemine vurgu yapıldı. Program boyunca vatandaşlar merak ettikleri soruları uzmanına yöneltme fırsatı bulurken, interaktif bir ortamda gerçekleşen etkinlik katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Özellikle günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken noktalar ve doğru bilinen yanlışlar üzerine yapılan bilgilendirmeler büyük dikkat çekti. Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen bu anlamlı etkinlik, hem bilgilendirici içeriği hem de yoğun katılımıyla dikkat çekerken, Kepez Belediyesi’nin sağlık alanındaki sosyal sorumluluk çalışmalarına önemli bir katkı sağladı<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kepezde-kolon-kanserine-karsi-bilinclendirme-semineri-1775650948.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser Farkındalık Sempozyumu düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kanser-farkindalik-sempozyumu-duzenlendi-594</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kanser-farkindalik-sempozyumu-duzenlendi-594</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından 'Kanser Farkındalık Sempozyumu' düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hemşirelik Fakültesi Prof. Dr. Leman Birol Konferans Salonu’nda 1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında, Hemşirelik Fakültesi Kanser Farkındalık Grubu tarafından “Kanser Farkındalık Sempozyumu” gerçekleştirildi. Sempozyuma Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Yangın, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aygen Yılmaz, dekan yardımcıları, akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEDAVİ SÜRECİNE İNSANİ BİR YÜZ KAZANDIRANLAR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmasını yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Hemşirelik Fakültemizin büyük bir hassasiyetle düzenlediği Kanser Farkındalık Sempozyumu vesilesiyle bir aradayız. Sözlerime başlarken, bu anlamlı buluşmaya öncülük eden fakültemize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kanser dendiğinde aklımıza hep soğuk laboratuvarlar, cerrahi müdahaleler ve yoğun tedavi süreçleri gelir. Oysa bu zorlu yolculukta hastanın tutunduğu en sıcak dal, gözünün içine bakan bir çift şefkatli gözdür. İşte bu yüzden sempozyumun Hemşirelik Fakültemiz tarafından düzenlenmesini çok kıymetli buluyorum. Çünkü hemşirelerimiz, sadece bir tedavi protokolünün uygulayıcısı değildir; onlar kaygıyı anlayan, acıyı paylaşan ve tedavi sürecine insani bir yüz kazandıran en önemli yapı taşlarımızdandır.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2040 YILINDA 30 MİLYON KANSER VAKASI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Kanser, ne yazık ki çoğumuzun hayatına bir şekilde dokunan bir hastalık. Kimi zaman ailemizden birinde, kimi zaman yakın çevremizde, kimi zaman da bizzat kendi hayatımızda iz bırakan ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Buna rağmen insan çoğu zaman böyle bir ihtimali kendinden uzak tutuyor. “Bana olmaz” diye düşünüyor. Oysa farkındalığın önündeki en büyük engellerden biri de tam olarak bu. Gerçek şu ki, bu mesele sandığımız kadar uzağımızda değil. Küresel veriler, yaşam boyu her 5 kişiden 1’inin kanserle karşı karşıya kalabildiğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası teşhis ediliyor ve bu sayının 2040 yılına kadar 30 milyona ulaşması bekleniyor.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KANSER TEDAVİSİNDE BÜTÜNCÜL BİR YAŞAM DESTEĞİ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Ülkemizde ise her yıl yaklaşık 240 bin insanımız bu tanıyla yüzleşiyor. Düşünün ki; her yıl koca bir şehrin nüfusu kadar insanımızın hayatı bu hastalıkla bir anda değişiyor. Modern yaşamın stresi, hareketsizlik ve düzensiz beslenme bu tabloyu ağırlaştırsa da bizim bu tablo karşısında takınmamız gereken tavır korku değil, bilinçli bir duruş olmalıdır. Akdeniz Üniversitesi olarak biz, hastalarımıza sadece teşhis koymuyor, onlara bütüncül bir yaşam desteği sunuyoruz. Meme Sağlığı Merkezimizle hastalarımızın tanıdan tedaviye tüm süreci tek çatı altında yürütmesini sağlarken; Onkoloji ve Genetik Tanı merkezlerimizle kişiye özel tıp uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Bunun da ötesinde, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de bir ilki başararak hayata geçirdiğimiz CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezimizle, kanserle mücadelede dünya tıbbının ulaştığı en ileri noktayı kendi kampüsümüze taşıdık.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KANSER ARTIK ÇARESİZ BİR KADER DEĞİLDİR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Burada sevindirici olan yalnızca yeni bir tedavi yönteminin uygulanabiliyor olması değil, bu altyapının bundan sonra yeni bilimsel çalışmalara da imkân sağlayacak olmasıdır. Bu nedenle tüm bilim insanlarımıza açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Üniversitemizde oluşturduğumuz bu altyapıyı, insan sağlığı için çalışan bütün araştırmacılarımızın ortak üretim alanı olarak görüyoruz. Bu alanda fikri olan, çalışması olan, insanlığa fayda sağlayacak bir adım atmak isteyen herkes için kapımız da imkânımız da açıktır. Bilim, ortak emekle büyür; paylaşıldıkça güç kazanır. Kanser artık çaresiz bir kader değildir. Doğru zamanda atılan bir adım ve doğru bir tedaviyle yönetilebilir, hatta yenilebilir bir süreçtir.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ERKEKLERDE AKCİĞER, KADINLARDA İSE MEME KANSERİ GÖRÜLÜYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karaca, Kanser Tedavisinde Güncel Gelişmeler ve Taramanın Önemi başlıklı sunumunda dünya genelinde kanser insidansının hızla arttığına dikkat çekerek, 2030 yılında yıllık yeni vaka sayısının 27 milyona ulaşmasının beklendiğini belirtti. Türkiye’deki tabloyu da özetleyen Karaca, “Ülkemizde yılda yaklaşık 240 bin yeni vaka teşhis ediliyor ve maalesef 120 binin üzerinde hastamızı kanser nedeniyle kaybediyoruz. Erkeklerde en sık akciğer, kadınlarda ise meme kanseri görülüyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KANSERDEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kanserin oluşumunda çevresel faktörlerin yüzde 85 oranında rol oynadığını vurgulayan Karaca, bu faktörlerin kontrol altına alınmasıyla kanserin büyük oranda önlenebileceğini ifade etti. Genetik geçişin ise sanılanın aksine sadece yüzde 5-10’luk bir dilimi oluşturduğunu belirten Karaca, sunumunda kanser türlerine göre güncel tarama protokollerinde meme kanserinde 40 yaşından itibaren yıllık mamografi, kolorektal kanserde 45-50 yaşından itibaren kolonoskopi (10 yılda bir) ve gaitada gizli kan testi (2 yılda bir), serviks (rahim ağzı) kanserinde 25 yaşından itibaren HPV ve Pap-smear taramaları, akciğer kanserinde 50 yaş üzeri ve 20 paket-yıl sigara öyküsü olan bireylerde düşük doz bilgisayarlı tomografi, prostat kanserinde 50 yaşından itibaren PSA testi ve uzman muayenesi yapılması gerektiğini vurguladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">CAR-T HÜCRE TEDAVİSİ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNDE UYGULANIYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kanser tedavi yöntemlerini de anlatan Karaca, “Erken evrede yakalanan kanserlerde sağ kalım oranı yüzde 90’ın üzerindeyken, geç kalındığında bu oran maalesef yüzde 10’lara kadar düşmektedir.” dedi. CAR-T Hücre Tedavisinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak modifiye edilip kanser savaşçılarına dönüştürülerek tekrar hastaya verilmesi işlemi olduğunu ifade eden Karaca, bu tedavi yönteminin Akdeniz Üniversitesi’nde uygulanıyor olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’a teşekkür etti. Prof. Dr. Mustafa Karaca, sunumunu “Kanser artık çaresiz bir hastalık değil; doğru tarama ve güncel tedavi yöntemleriyle bu savaşı kazanmak mümkün.” sözleriyle tamamladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">SERVİKS KANSERİ KADAR ÖNLENEBİLİR BAŞKA BİR KANSER YOK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan ise HPV Enfeksiyonunda Güncel Durum konulu sunumunda HPV’nin (Human Papilloma Virus) sadece bir kadın hastalığı olmadığını vurgulayarak HPV’nin 200’den fazla tipi olduğunu, ancak özellikle HPV 16 ve 18 numaralı tiplerin kanser vakalarının yüzde 70’inden fazlasından sorumlu olduğunu belirtti. Doğan, cinsel aktif her bireyin hayatı boyunca bu virüsle karşılaşma riskinin yüzde 100’e yakın olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TARAMA HAYAT KURTARIR, AŞI GELECEĞİ KORUR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'deki tarama verilerini paylaşan Doğan, ülkemizde HPV sıklığının yüzde 4 civarında olduğunu belirtti. Doğan, tarama programlarının önemine değinerek 21-30 Yaş Arası: 3 yılda bir sadece Smear testi. 30-65 Yaş Arası: 5 yılda bir HPV DNA testi veya Smear ile birlikte (Kotest) yapılması önerisinde bulundu. Aşılanma önerisinde bulunan Doğan, “İdeal olarak 9-14 yaş arası 2 doz, 15 yaşından sonra 3 doz şeklinde uygulanması öneriliyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Prof. Dr. Selen Doğan, “Elimizde bu kadar güçlü bir aşı ve tarama programı varken, gelecekte serviks kanserini nadir görülen hastalıklar listesine sokmak bizim elimizde.” diyerek sunumunu sonlandırdı. Prof. Dr. Hatice Yangın ise Kanser Taramalarının Önündeki Engelleri katılımcılarla paylaştı. Yangın sempozyumunu hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Konuşmaların ardından katılımcılara belge ve çiçek takdimi gerçekleştirildi.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kanser-farkindalik-sempozyumu-duzenlendi-1775492752.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanserinde erken teşhis hayat kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-559</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-559</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Kolon Kanseri Farkındalık Haftası’nda belediye personeline yönelik bilinçlendirme eğitimi düzenledi. Doç. Dr. Bilge Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda erken teşhisin önemi, risk faktörleri ve korunma yöntemleri detaylı şekilde ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve geliştirme hedefi doğrultusunda farkındalık çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi koordinasyonunda Meclis Salonu’nda düzenlenen “Kolon Kanseri Farkındalık Eğitimi” yoğun ilgi gördü. Programda kolon kanserinin sinsi ilerleyen yapısı, erken dönemde belirti vermeden gelişebilmesi ve bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzman hekim tarafından yapılan sunumda; hastalığın oluşum süreci, genetik ve çevresel risk faktörleri, beslenme alışkanlıklarının etkisi ve modern tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülme sıklığının arttığına dikkat çekilerek, bu yaş grubunun düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Aile öyküsü bulunan bireylerin ise kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiği belirtildi. Eğitimde ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenmenin, lif açısından zengin gıdaların tüketilmesinin, fiziksel aktivitenin artırılmasının ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasının kolon kanseri riskini azaltmadaki etkileri ele alındı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Katılımcılara, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak etkili önlemlerle hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğu aktarıldı. Program, katılımcıların yönelttiği sorularla interaktif şekilde devam ederken, toplumda doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ve bilimsel, güvenilir bilgilerin yaygınlaştırılmasına katkı sağladı. Eğitim sonunda katılımcıların konuya ilişkin farkındalığının arttığı gözlemlendi. Düzenlenen bu anlamlı etkinlik, Kepez Belediyesi’nin “Yaşlı Dostu Kepez” vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar arasında yer aldı. Belediye, özellikle yaş almış bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini artırmak ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemek amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine önem veriyor. Kepez Belediyesi, bireylerin yalnızca hastalık sürecinde değil, hastalıklar ortaya çıkmadan önce bilinçlenmesini sağlamak amacıyla bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarını düzenli olarak sürdürüyor. Her yaştan vatandaşın daha sağlıklı bir yaşam sürmesi hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise yaptığı açıklamada, “Toplum sağlığını korumak, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Bizler Kepez’de yalnızca hizmet üretmiyor, aynı zamanda sağlıklı yaşam bilincini de yaygınlaştırıyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır; bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelerini özellikle rica ediyorum. Daha sağlıklı bir Kepez için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/04/kolon-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-1775127221.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası&#039;nda Kansere Karşı 1&#039;iz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-540</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-540</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilinçlendirme projeleri hayata geçirilirken, kansere karşı toplumsal farkındalık ve çözüm odaklı çağrılar her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Kanserle yaşamak ve bu süreci yönetmek, her birey için farklı ihtiyaçlar ve farklı bir yolculuk anlamına gelse de çözümde birleşmek temel dayanak olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre; risk faktörlerinden kaçınarak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimseyerek, düzenli taramalar ve</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:115%;">rutin sağlık kontrolleri ile erken tanı sayesinde kanser vakalarının %30 ila %50'sini önlemek mümkün.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2026 projeksiyonları, her beş kişiden birinin yaşamı boyunca kanser tanısı alma olasılığı olduğunu gösteriyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her bireyin kanser yolculuğunun benzersiz olduğu gerçeğinden hareketle, "1'likte yarınlara" ulaşmak için sağlık ekosisteminin tüm bileşenlerinin ortak enerjisi ve dayanışması kritik önem taşıyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ülkemizde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilinçlendirme projeleri hayata geçirilirken, kansere karşı toplumsal farkındalık ve çözüm odaklı çağrılar her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Kanserle yaşamak ve bu süreci yönetmek, her birey için farklı ihtiyaçlar ve farklı bir yolculuk anlamına gelse de çözümde birleşmek temel dayanak olarak öne çıkıyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kanser vakaları hızla artırıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DSÖ'ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından paylaşılan güncel veriler, dünya genelinde yeni vakaların hızla arttığını ve her 5 kişiden 1'inin yaşamı boyunca kanser tanısı alma riski taşıdığını ortaya koyuyor.2<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Globocan verilerine (2022) göre ise ülkemizde yaklaşık 240 bin yeni kanser tanısı kondu.3 Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en sık görülen türler arasında yer alırken, kanserlerin oluşumunda %90-95 çevresel, %5-10 genetik faktörlerin etkisi olduğu biliniyor. Bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az 3'te 1'inin önlenebileceği, diğer 3'te 1'inin de erken tanı ve etkin tedavi ile kontrol altına alınabileceği belirtiliyor. 4,5 Bu nedenle toplum nezdinde farkındalık çalışmaları, rutin taramalar ve erken tanının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor.6<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bu tablo; yaşam tarzı farkındalığı kadar düzenli taramaların, rutin sağlık kontrollerinin ve uzman hekimlere vaktinde başvurmanın önemini gösteriyor. Uluslararası kılavuzlar da birçok kanser türünde erken tanının, kişilerin sağlık yolculuğunda çok daha güçlü bir başlangıç yapmasını sağladığını vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis onkoloji alanındaki liderliğiyle hastaların yanında<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, onkoloji alanındaki bilimsel araştırmaları ve yenilikçi tedavileriyle hastaların yaşamını iyileştirmeyi ve uzatmayı amaçlıyor. Yenilikçi ilaç geliştirme yetkinliği ve hasta odaklı yaklaşımıyla, bu yolculukta erken tanının ve doğru tedaviye zamanında erişimin kritik önemini vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her hastanın ihtiyacı benzersiz</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, konunun önemini şu sözlerle vurguluyor: “Kanserle yaşamak her şeyden önce güçlü bir dayanışma gerektirir. 'Kansere Karşı 1'iz' vizyonumuz ve '1'likte yarınlara' inancımızla; yenilikçi tedaviler geliştirmenin yanı sıra, klinik araştırmalarımız, yerel üretim gücümüz ve destekleyici programlarımızla hastaların yanındayız. Her hastanın ihtiyacının benzersiz olduğunu biliyor; ekiplerimizin ortak enerjisi ve hekimlerimizin bilimsel donanımıyla karmaşık tedavi süreçlerini paydaşlarımızla birlikte daha yönetilebilir ve hastaya özgü kılıyoruz.”</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Her Şey "1" Farkındalık Anı ile Başlıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, Ulusal Kanser Haftası kapsamında yayımladığı kampanya filmiyle; erken tanının önemli rolüne, risk faktörlerine karşı alınabilecek önlemlere ve bireysel farkındalığın toplumsal gücüne dikkat çekiyor. Bu kapsamda, Novartis; ülkemizde KETEM, Sağlıklı Hayat ve Aile Sağlığı Merkezleri'nde meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarının ücretsiz olarak sunulduğunu hatırlatarak toplumun her bir ferdini bu fırsatları değerlendirmeye davet ediyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de Bilim ve Dayanışma Odağı</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis Türkiye, onkoloji alanındaki gücünü klinik araştırmalar, yerel üretim, yeni nesil iletişim platformlarındaki uzman içerikleri başta olmak üzere birçok iş birliği ile pekiştirmeye devam ediyor:<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yerel Üretim Gücü: Kanser tedavisinde kullanılan kritik ürünler, Kurtköy tesislerinde yüksek teknolojiyle üretilerek hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem de hastaların tedaviye kesintisiz erişimi destekleniyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Psikolojik Destek: Tıbbi tedavinin ayrılmaz bir parçası olan psikososyal destek ihtiyacı, "Kansere Karşı Biriz" YouTube kanalı üzerinden uzman videolarıyla karşılanıyor; hastaların ve hasta yakınlarının bu zorlu süreçteki sorularına yanıt aranıyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hasta Odaklılık: Novartis Türkiye'nin çalışmalarının merkezinde, hastaların ihtiyaçlarını anlamaya ve deneyimlerini dikkatle değerlendirmeye yönelik güçlü bir bağlılık bulunuyor. Sağlık yolculuğunu etkileyen her aşamada; içgörüleri dinleyerek, bilimsel verilerden güç alarak çözümlerini şekillendiriyoruz. Yaşamları iyileştirmeye katkı sağlayan, duyarlı, erişilebilir ve sürdürülebilir çözümleri tüm sağlık ekosistemiyle birlikte hayata geçirmeyi amaçlıyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Klinik Araştırmalarda ilk 5'te: Türkiye genelinde 70 hastanede yürüttüğü 66 aktif klinik faz çalışmasıyla oluşturduğu kapsamlı klinik araştırma ağı sayesinde, hem bilimsel ilerlemeye hem de hastaların yenilikçi tedavilere erişimine katkı sağlıyor; klinik araştırma sayısı açısından Türkiye'de ilk beş firma arasında yer alıyor. Klinik araştırma hacmimiz, Türkiye'yi ülkemizi global klinik araştırma portföyünde öne çıkan ülkelerden biri haline getiriyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Novartis, Ulusal Kanser Haftası boyunca dijital kanalları üzerinden paylaşacağı bilgilendirici içeriklerle; sağlıklı bir gelecek inşa etme gayretinin tek başına değil, el birliğiyle anlam kazanan bir yolculuk olduğunu hatırlatmaya devam edecek.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kaynaklar:</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">1 IARC - Global Cancer Burden: https://www.iarc.who.int/news-events/global-cancer-burden-growing-amidst-mounting-need-for-services/</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">2.Dünya Sağlık Örgütü -WHO - Cancer Prevention: https://www.who.int/activities/preventing-cancer&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">3.Global Cancer Observatory; https://gco.iarc.who.int/media/globocan/factsheets/populations/792-turkiye-fact-sheet.pdf<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">4.https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/Dokumanlar/Istatistikler/Turkiye_Kanser_Istatistikleri_2019.pdf<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">5. https://www.worldcancerday.org/materials<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">6. https://www.saglik.gov.tr/TR-102171/erken-teshis-hayat-kurtarir.html<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Sorumluluk Reddi:  &nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bu basın bülteni, 1995 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Özel Menkul Kıymetler Davası Reform Yasası anlamında ileriye dönük ifadeler içermektedir. Ayrıca, Novartis AG'nin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) sunduğu mevcut Form 20-F'inde yer alan diğer riskler de bulunmaktadır. Basın bülteninde yer alan ileriye dönük ifadeler, gelecekteki olaylarla ilgili beklentilerimize dayanmakta olup bilinmeyen riskler ve belirsizlikler içermektedir. Bu basın bülteninde açıklanan araştırma aşamasındaki veya onaylı ürünlere ilişkin beklentiler ticari ve ekonomik koşullardan ve sair çeşitli faktörlerden etkilenebilecek olup ticari açıdan hiçbir garanti ve taahhüt içermemektedir. Novartis, bu basın bültenindeki bilgileri açıklandığı tarihte sağlamaktadır ve yeni bilgiler, gelecekteki olaylar veya başka bir nedenle bu basın bültenindeki herhangi bir ileriye dönük açıklamayı güncelleme yükümlülüğü üstlenmemekte birlikte ileriye dönük herhangi bir açıklamanın ve basın bülteninde yer alan herhangi bir verinin geçerliliğini ve doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü bulunmamakta olup, bu konuda her türlü yükümlülüğü reddeder. Novartis Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/1-7-nisan-ulusal-kanser-haftasinda-kansere-karsi-1iz-1774974790.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yıldırım’dan sağlığa güçlü destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-512</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-512</guid>
                <description><![CDATA[Antalya’da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak önemli bir adım atan Aksu Belediyesi, Dünyagöz Hastanesi ile anlaşma sağladı. Bu kapsamda belediye personeli ve birinci derece yakınları, göz sağlığı hizmetlerinden indirimli olarak yararlanabilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Anlaşmaya göre; muayene ücretlerinde ve tetkiklerde %30, lazer ameliyatlarında, genel ameliyatlarda ve özellikli ameliyatlarda %15 oranında indirim uygulanacak. Düzenlemenin, çalışanların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve ekonomik şekilde ulaşmasını sağlaması hedefleniyor. İnsan odaklı belediyecilik anlayışına vurgu yapan İsa Yıldırım, “Çalışma arkadaşlarımızın ve ailelerinin hayatını kolaylaştıracak her adımı önemsiyoruz. Sağlık, en temel ihtiyaçlarımızın başında geliyor. Daha sağlıklı ve daha mutlu bir çalışma ortamı oluşturmak için çalışıyoruz. Sosyal destekleri artıran, çalışanlarımızın yaşam kalitesini yükselten projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi. &nbsp;Bu iş birliği, belediye çalışanları açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirilirken, Aksu Belediyesi’nin vizyoner ve çalışan odaklı yaklaşımını da bir kez daha gözler önüne serdi.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/yildirimdan-sagliga-guclu-destek-1774633204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muratpaşa yüzlerce hastaya ulaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-475</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-475</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Muratpaşa Belediyesi Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü, evde bakım hizmetleri kapsamında 2025 yılında 2 bin 415 hastaya ulaştı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “Muratpaşa’mızda herkese uzanan bir el var. Kimse yalnız değil, biz varız” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Belediyenin iletişim ve yönetişim merkezi Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden geliyor. Bu kapsamda vatandaşlara muayene ve hemşirelik hizmetlerinin yanı sıra, yaşlı ve engelli bireyler için kişisel bakım desteği sağlanıyor. Saç-sakal tıraşından beden temizliğine kadar uzanan hizmetler, özellikle yatağa bağımlı bireylerin yaşam kalitesini artırıyor. Hizmetler yalnızca evle sınırlı kalmıyor. Hasta nakil ambulansı ve engelsiz taksi uygulamalarıyla vatandaşların hastanelere güvenli ulaşımı sağlanıyor. Bu alanda 3 ambulans ve 2 engelsiz taksi aktif olarak görev yapıyor. Sağlık ekipleri, Turunç Masa’ya gelen talepler doğrultusunda günlük ve haftalık planlamalar yaparak Muratpaşa’nın tüm mahallelerinde hizmet veriyor. Ekipler yalnızca evde bakım değil, hastaların hastaneye güvenli şekilde ulaştırılması ve tedavi sonrası evlerine bırakılması süreçlerinde de vatandaşların yanında oluyor. Başkan Uysal, “Turunç Masa’mıza ulaşan ve yasal şartları karşılayan herkese mutlaka ulaşıyoruz. Muratpaşa’da kimse yalnız değil. Biz her zaman vatandaşımızın yanındayız” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/muratpasa-yuzlerce-hastaya-ulasti-1774341862.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüberkülozda erken tanı kritik</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/tuberkulozda-erken-tani-kritik-445</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/tuberkulozda-erken-tani-kritik-445</guid>
                <description><![CDATA[DoktorTakvimi uzmanlarından Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda tüberkülozun bulaşma yolları, belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı; erken tanı ve düzenli tedavinin hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Mycobacterium tuberculosis” olarak adlandırılan basilin neden olduğu tüberkülozun iltihabi bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Tüberkülozun bulaşması için uzun süreli yakın temas gerekir. Basil içeren damlacıkların konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla ortama yayılması ve sağlıklı kişiler tarafından solunmasıyla bulaşır. En sık görülen belirtiler; öksürük (en sık semptom), balgam, ateş (özellikle geceleri artar), gece terlemesi, kilo kaybı ve iştahsızlıktır. Bu nedenle ‘ince hastalık' olarak da adlandırılır” diyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberküloz tanısının, mikroskopik incelemede balgam yaymasında EZN (Eherlish-Ziehl-Neelsen) boyası ile Tüberküloz basilinin gösterilmesiyle konulduğunu belirten Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, TCT - PCR - IGST</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp; </span><span style="line-height:115%;">testleri ve biyopsinin de özellikle akciğer dışı tüberküloz tanısında destekleyici olarak kullanılabildiğini ifade ediyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi yarıda bırakılırsa direnç gelişebilir<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberküloz tedavisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, “Tüberküloz tedavisi ülkemizde dört farklı ilacın birlikte kullanımıyla uygulanır. İlk kez tanı konulan hastalarda tedavi, ilk 2 ay 4 ilaçla, sonraki 4 ayda ise 2 ilaçla olmak üzere toplam 6 ay sürer. Tedavi yarıda bırakılırsa hastalık devam eder, bulaştırıcılık sürer ve zaman içinde ilaçlara direnç gelişir” dedi. Çok ilaca dirençli tüberkülozun (ÇİD-TB), hem izoniazid (INH) hem de rifampisine (RIF) direnç gelişmesiyle ortaya çıktığını da ekliyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Milyonlarca vaka, milyonlarca risk<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, hastalığın küresel boyutuna ilişkin şu bilgileri paylaşıyor: “Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 Dünya Tüberküloz Raporu'na göre, tüberküloz geçen yıl 1.2 milyondan fazla kişinin ölümüne ve tahmini 10.7 milyon kişinin hastalanmasına yol açtı. 2023-2024 yılları arasında dünya genelinde tüberküloz görülme sıklığı yaklaşık yüzde 2, tüberküloza bağlı ölümler ise yüzde 3 azaldı.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HIV ile birlikte risk artıyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de HIV/AIDS seyrinde görülen fırsatçı enfeksiyonlar arasında tüberkülozun önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, şu bilgileri veriyor: “HIV enfeksiyonu ve tüberküloz birbirini artıran bir etki gösterir. HIV, tüberkülozda enfeksiyondan hastalık gelişimini artırırken; tüberküloz da HIV'in yayılımını ve etkisini artırır. Tüberküloz tanısı alan hastalarda, hastanın rızasıyla HIV testi yapılır. HIV pozitifliği saptanan hastalar danışmanlık merkezlerine yönlendirilir. HIV tanısı alan her bireyde, akciğer ve akciğer dışı tüberküloz ile latent tüberküloz enfeksiyonu mutlaka araştırılmalıdır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Erken tanı bulaşın önüne geçiyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tüberkülozun yayılmasını önlemede erken tanı ve tedavinin kritik olduğunu vurgulayan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bulaşın en yoğun olduğu dönem tanı öncesidir. Bu nedenle tanı konulmamış hastalar önemli bulaş kaynağıdır. Temaslıların tespit edilmesi ve koruyucu tedavilerinin düzenlenmesi büyük önem taşır. Tanı konulan hastaların tedavilerini doğru süre ve dozda tamamlamaları gerekir. Ayrıca BCG aşısı uygulanmalı ve risk gruplarında gerekli taramalar yapılmalıdır.”</span></span> <span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi Bülten&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/tuberkulozda-erken-tani-kritik-1773907888.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadavradan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-443</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-443</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, “Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum” sözleriyle yaşadığı mutluluğu paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na, Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">10 YILDIR NAKİL BEKLİYORDUM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ nakli sürecini paylaşan emekli öğretmen Muharrem Yeğenoğlu, “Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum, diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. İmam Hatip'te meslek dersi öğretmeni olarak geçiyor. Şimdi, ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak inşallah. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ORGAN NAKLİ CAİZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, “Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah'a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok.” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YENİDEN DOĞDUM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, “Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla diğer bir sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YAŞANTIM SINIRLIYDI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, ”Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BÜYÜK BİR BAYRAM HEDİYESİ OLDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, “Ben diyorum ki bu Allah'ın bir lütfu. Allah'ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar." ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kadavradan-bobrek-nakliyle-sagligina-kavustu-1773907467.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Üniversitesi&#039;nden Türkiye’de bir ilk</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-389</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-389</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi bünyesinde, lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yüzde 95'e varan başarı oranı sunan CAR-T Hücre Tedavisi başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan Akdeniz Üniversitesi Car-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi çalışmalara başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye’de ilk olan merkezin açılmasıyla birlikte Türkiye, dünyada bu tekniği uygulayan 8'inci ülke konumuna yükseldi. Merkezin ilk hastasını 15 Nisan'da kabul etmesi planlanıyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, düzenlenen basın toplantısıyla merkezi tanıttı. Toplantıda, yurt dışına yönelik yüksek maliyetli tedavi bağımlılığını ortadan kaldıracak yerli ve milli altyapının detayları paylaşıldı. Toplantıya Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Sözen ve Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete ve akademisyenler katıldı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DESTEKLERİYLE&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasını ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihi bir gün olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz biz 5 yıl önce göreve başladık. 5 yıl önce göreve başladığımız zaman bizim Ömer Hocayla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili planlarımız vardı. Biz o planı Sayın Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman hemen incelikle destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Bu anlamda kendisine canı gönülden çok teşekkür ediyorum. Hastalar, hasta yakınları adına şükranlarımı sunuyorum. Akdeniz Üniversitesi olarak biz her zaman ilklere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik.” şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YÜZDE 95 BAŞARI ORANI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yeni tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde, özellikle de tedavileri başarısız olunan hastalar için yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile dünyada bunu gerçekleştirebilen 8. ülke oldu. Yüz binlerce dolarlık bir tedavi bu. Artık ülkemizde bunu yapabileceğiz. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilerek tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade ediliyor. Yüzde 95 oranında başarılardan bahsediliyor. Bu çok yüksek bir oran. Bu anlamda da çok heyecanlıyız biz. ”diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TAMAMEN TÜRKİYE’DE YAPILACAK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi için kanın tamamen Türkiye’de işleneceğini belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Türkiye’de bazı merkezler kanı alıp yurtdışına gönderiyorlar. Biz ise kanı alacağız, tamamen burada muamele edilecek, metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan, o hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısmı bu.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha ucuza yurtdışına göre. İnsanların kalkıp Amerika'ya gitmesine gerek kalmıyor. Ki çok ciddi bütçeler bunlar, 100 bin dolar, 200 bin dolardan bahsediyorum. Artık bunlara gerek kalmayacak.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HÜCRELER ÇOĞALTILACAK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Geliştirdikleri metodu başka tedavilerde de uygulamayı planladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bir heyecanımız da bu yöntemi sadece kan kanserleri için değil, başka tedavilere de uygulamayı planlıyoruz.” dedi. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli milli olarak uygulamanın gururunu yaşadıklarını anlatan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 Mart olması vesilesiyle bu projeyi Türkiye için kanını feda eden şehitlere, gazilerimize ithaf etmek istiyorum. Onların açtığı yollarda biz yürüdük. Bu anlamda hem 14 Mart'ımız, hem 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günümüz kutlu olsun.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">5 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise çalışmaların 5 yıl önce başladığını belirterek, “CAR-T tedavisinin merkezi, bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibarıyla tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz. Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastanın kanları alınacak. Bir şekilde laboratuvarda savaşan akıllı hücrelere dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç, yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak, diğer kısım da klinik kısmını da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak.” dedi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İLK HASTA 15 NİSAN DA<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İlk hastanın 15 Nisan’da alınacağını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “En önemli kısmı bahsettiği gibi en son teknolojik olan teknolojinin, proteinin bu laboratuvarda olması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavisi zaten başarısız olan insanlarda yüzde 95'in üzerinde. Ve CAR-T diye bilinen, mucize diye bilinen, şu anda günümüzdeki en güncel tedavinin bir laboratuvarda olmuş olması çok önemli. Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar o kısmın, binanın yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısmı neleri içerecek? İleriki dönemde inşallah çok çok iyi bilinen, maalesef çok kötü olan bir prognozu yani seyri olan beyin kanseri gibi tümörler için de inşallah kısa zaman içerisinde o proteinin transferini, AR-GE'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha geliştirmeye devam edeceğiz. Aslına bakarsanız çok önemli bir günde, anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. Bir 5 yıllık emeğin de inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibarıyla tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibarıyla validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz ve 15 Nisan itibarıyla de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz.” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">HEM ÜLKEMİZ HEM DE YURT DIŞI HASTALARI İÇİN BİR UMUT<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hem ülkemizdeki hem de yurtdışındaki hastalar için merkezin önemine değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Kan kanseri tabii yani uzmanlık alanı, ilgili hocalarımızın öncelikli olarak oldukça yaygın bu önemli hastalık. Zaten bildiğiniz bir şey, bunun için birçok kuruluş kurulmuş durumda. Tedavide aslına bakarsanız çok ileri gidildi ama maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyondan hem tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu nedenle kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah. Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından, özellikle bizim yurt dışına gönderirken artık yurt dışından bu hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bizim en yakın merkezimiz, bize İsrail buradaki en yakın. Ama Orta Doğu'da, o çevremizdeki bölgeler neticesinde birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı var.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Şimdi vücutta aslına bakarsanız kanserle savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor, ya miktar olarak yetişemiyor ya da güçlü olamıyor. Bu hücreleri, ben anlaşılacak şekilde anlatayım; hücreleri alacağız, savaşan hücreler alınıyor. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip, o kanser türüne doğru savaşabilecek ekler ekleniyor, bunlara reseptörler, antijenler deniyor. Bunlar eğer yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var, her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bizde dört tane olacak şu an için. Şu an için yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artacak. Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak.” İfadelerini kullandı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DONDURMA AŞAMASI OLMADAN VERİLECEK<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Tedavide hiçbir şekilde dondurma olmayacağını belirten Prof. Dr. Özkan, “Taze olarak hastalara hiçbir şekilde dondurma aşaması olmadan verilebilecek. Kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek ve bunun dışarısında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiselleştirilmiş, kişiye özel bir kanser tedavisi olacak. Aslında son yıllarda bildiğiniz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, o kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için çoğaldı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa yan etkileri var, onlar için de önlemleri almamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DEVLET İMKANIYLA KURULDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">Laboratuvarın devlet imkanları ile kurulduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Şu anda dediğim, bu sadece bizim bu binanın yüzde 25'ini karşılıyor. Talep olduğu sürece biz bunu 4 katına kadar artırırız ki, şu andaki hedefimiz yıllık 100 hasta, minimum. Ki bu 150'ye kadar şu anki zaten teçhizatla çıkartılabilir. Ama bunların dediğim gibi reaktörlerde hücrenin çoğaltılması işleminin tamamlanması 7 gün gibi planlanıyor bizim aldığımız sistemde. Bazı hastalarda 9-10 güne kadar çıkabilir ama dediğim gibi bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar da çıkartma potansiyelimiz var. Taleplere göre Çünkü pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha ucuz yaptırmayı planlıyoruz inşallah, hesaplarımız öyle gösteriyor. Çünkü yerli üretim imkanlarımızı. Tamamıyla devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla da oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Çünkü tamamen bizim bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturulmuş bir teçhizat ve teknoloji transferi oldu. Çocuklarda daha çok lösemi görülüyor zaten. Onlara tedavisi başarılı şekilde yapılıyor ama erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah çözülecek. Bizim AR-GE kısmında da inşallah biz diğer kısımlarda mutlaka o çalışmayı düşünüyoruz ama bizim zaten en kısa hedefimiz de beyin kanseriyle olan kısmı şu an için” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEKNOLOJİ TRANSFERİNİ KORE’DEN YAPTILAR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Teknoloji transferini Kore’den yaptıklarını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “Teknoloji transferini biz Kore'deki Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen bir firmadır. Şu anda dünyada proteinlerin isimleri var arkadaşlar, anlayın diye söyleyeyim. Belli firmaların, Novartis, bilinen firmalar vardır, bunların proteinleri çok iyi bilinir. Çin firması var, Amerikan, Kore firmaları vardır. Bizim kullandığımız Kore merkezi, Amerikan firmasıdır. Buradan yaptığımız teknoloji transferini kullanıyoruz. Bunun özelliği nedir? En son AT101 denen bir protein bağlanacak bizim hücrelerimize. Bu şu anda bilinen, yayınlanan, en yüksek tedavi oranlı, en az komplikasyon belirten protein olacak. Güzelliği bu. O nedenle bu firma içeride bize AR-GE yapılma imkanı sağlayacak.” Şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">EN ZOR DURUMDA OLAN HASTAYA ÖNCE BAŞLANIR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavinin mevzuatı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ülkeden kan çıkışı, aslına bakarsanız çok legal bir durum değil şu an için. Mecburiyet kanser nedeni gönderilmiş olsa bile mevzuata aykırı. Dışarı gönderilmesi tamamıyla, tüm tedaviler burada gerçekleşecek, dışarıya herhangi bir örnek gönderilmeyecek şu an için. Çok hastamız var, tabii biz hani hasta özelinde seçme önceliğimiz yok. En zor durumda olan hastalara ilk önce başlanır, en adil şekilde hocalarımız belirleyecek inşallah. Hani hasta ayrımı yapma gibi bir şeyimiz yok. Zaten en kısa şekilde yapacağız inşallah. Burada tabii Sağlık Bakanlığı'nın önemli katkısı var. TİTCK dediğimiz ruhsatlandırma yapan merkezin zaten kontrolünde de yapılmış bir laboratuvar burası. En kısa sürede ruhsatlandırması ve tedavisi, önce validasyon dediğimiz sistemi bir 10-15 gün kadar alacak. Onun için 15 Nisan bekliyoruz.” açıklamalarında bulundu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TÜRKİYE’DE BÖYLE NİTELİKLİ TESİS DAHA KURULMADI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TCT Sağlığı Temsil eden Erkan Vankan, “Yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştığımız bir proje. Ekip olarak Türkiye'deki ilaç AR-GE'si ve sağlık teknolojileri alanında çalışıyoruz. CAR-T tedavileri, modern tıbbın geldiği en ileri tedaviler. Ancak maalesef günümüzde ve Türkiye'mizde böyle nitelikli üretim tesisi daha kurulmadı. Dolayısıyla bu ilk kurulduğu için, önce Akdeniz Üniversitesi'ne hayırlı olmasını temenni ediyorum ve bütün vatandaşlarımıza, Türkiye Cumhuriyeti'ne de hayırlı olsun. Burada kurulan tesis, yaklaşık 360 metrekare içerisinde, GMP gerekliliklerine uygun olarak tasarlandı. B class üretim alanı, C class üretim alanı ve C class 3 adet kalite kontrol ve mikrobiyoloji alanlarını kurguladık. Burada damardan damara full kontrol sağlayabileceğimiz dijital izleme sistemleri ile bunu oluşturduk. Amacımız bu tedaviyi bağımsız olarak, bireysel tedavi olduğu için hastadan hastaya sapma olmadan üretilmesini sağlamak. Kapasitemiz de dediğiniz gibi yılda 100 hastalık bir kapasite kurulmuş durumda.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BÜTÜN HASTALARA ŞİFA OLUR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Vankan, “Aslında CAR-T prosesinden basit olarak anlatmam gerekirse, aferez sonrasında hastadan alınan bağışıklık T hücrelerinin kontrollü koşullarda üretim alanına alınması ile bu süreç başlıyor. Biz burada Cytiva'nın Flex Factory platformunu kurduk. Bu platform dünya standartlarında, mevcut ticari ürünlerin üretiminde kullanılan bir standarttır. Burada, tüm kapalı sistem eşliğinde aferez ile alınan kan örnekleri yıkama, izolasyon işlemlerine tabi tutulur ve bağışıklık T hücrelerinin izolasyonları yapılır. Akabinde</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;">bunları biz vektörle muamele ederek savaşçı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Ve bu savaşçı hale getirdikten sonra da iç odada, üretim odamızda, sayılarını hastaya verilecek seviyede çoğaltıyoruz. Bütün işlem burada geçen işlem. Üretim işlemi 7 gün, hastadan hastaya geçen süreyi de yaklaşık 20 gün olarak kurgulamış bulunmaktayız. Umarım bütün hastalarımıza şifa olur burada üretilecek ürünlerimiz.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">8. OLMAYA ADAYIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Dünyada 8. Olmaya aday olduklarının altını çizen Vankan, “Özellikle kan kanserleri, lenfoma, lösemi ve bunun alt tipleri ile dünyada birçok klinik çalışma yürütülmektedir. Ancak ticari nosyon olarak baktığımızda FDA onaylı 7 ürün var dünyada. Biz 8. olmaya aday, Faz 2 sonuçları oldukça bizi tatmin etmiş bir ürünü 1.5 yıldır bu ürünümüz Kore'de geliştirildi, bu ürünü Amerika'da da valide ederek ticari hale getirmeyi amaçlıyoruz. Dolayısıyla buradaki temel fark aslında bu. Yüksek sayıda hastaya ulaşabilmesini sağlamak. 50 binden fazla hasta dünyada bu tedavilere ulaşmış durumda. Ancak maalesef ki Türkiye'de daha ulaşamadı. O yüzden inşallah bu merkezle birlikte hastalarımızı hem Türkiye hem de uluslararası arenadan da Akdeniz Üniversitesi gibi önemli bir merkeze çekmeyi başaracağız.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">25 ÜLKEDEN GELEN HASTALARI TEDAVİ EDEBİLECEK KOŞULDA OLACAĞIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Merkezin kapasitesi hakkında bilgi veren Vankan, “Bu tedaviler aslında sadece CAR-T olarak uygulamak doğru değil. Bunlar kendi aralarında hücresel ve gen terapileri alanında geçiyor. CAR-T, ancak sonuçları oldukça kabul edilmiş, uluslararası standartlarda başarı göstermiş bir tedavi yöntemi. Zaten altyapımız sadece bu üretime göre dizayn edilmedi. Burada daha teknik olmak gerekirse sizin de bahsettiğiniz alt immünoterapi ürünlerinin üretimini de kurguluyoruz. Hatta sürpriz bir iki sene içerisinde yeni NK cell terapileri, egzozom terapileri de bu merkez içerisinde üretilmeye hazır hale gelebilecek. Dünyadaki ivmelenme çok hızlı. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi alanında başarı gösteremeyen hastaların ya da akıllı ilaçlara ulaşamayan hastaların bu tedavilerle daha hızlı şekilde artacağı bir gerçek. Dünyadaki projeksiyonu da 2034'e kadar dediğiniz gibi 10-15 milyar dolarlara ulaşacak seviyede bekleniyor. Umarım hem Türkiye'miz burada gerekli rolü üstlenir ve bölgeye de bu tedaviyi veren bir merkez haline gelir. Zaten lisansını yaptığımız bu ürünün 25 ülkede uygulama hakkına sahibiz. Dolayısıyla burada üretilecek ürün, sadece Türk hastalarına değil, bir sağlık turizmi, programlı bir sağlık turizmi çerçevesinde 25 ülkeden gelen hastayı da tedavi edebilecek koşullarda olacaktır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/akdeniz-universitesinden-turkiyede-bir-ilk-1773479232.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez personeline işitme sağlığı eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-375</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-375</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında personeline yönelik hizmet içi eğitim gerçekleştirdi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Çoban tarafından verilen eğitimde, yaş almayla birlikte ortaya çıkan işitme kayıpları, denge problemleri ve iletişim güçlükleri ele alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez Belediyesi, yaşlı ve engelli bireylere sunulan hizmetlerin kalitesini artırmak ve personelin bu alandaki farkındalığını güçlendirmek amacıyla hizmet içi eğitim programı düzenledi. “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında gerçekleştirilen eğitimde, yaş almayla birlikte ortaya çıkan işitme kaybı, denge problemleri ve iletişim güçlükleri gibi konular ele alınarak personelin bu durumlara karşı daha bilinçli ve duyarlı yaklaşım geliştirmesi hedeflendi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Çoban tarafından verilen “Sağlığın Sessiz Sinyalleri: Kulak, Burun, Boğaz Ne Anlatıyor?” başlıklı eğitimde, özellikle yaşlı bireylerde sıkça görülen işitme kaybının erken belirtileri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Eğitimde, duyma problemi yaşayan bireylerle doğru iletişim kurmanın önemi vurgulanırken, bu bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlayabilmeleri için uygulanabilecek iletişim yöntemleri anlatıldı. Programda ayrıca, yüksek sese maruz kalan personelin işitme sağlığını koruyabilmesi için alınması gereken önlemler de ele alındı. İşitme sağlığının korunmasının yalnızca bireysel bir sağlık konusu olmadığı, aynı zamanda kamu hizmeti sunumunda önemli bir unsur olduğu ifade edildi. Bunun yanı sıra denge ve baş dönmesi gibi kulak kaynaklı sağlık sorunlarının günlük yaşam üzerindeki etkileri ve bu tür durumlarda dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında da bilgilendirmeler yapıldı. Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen bu eğitim programı ile hem çalışanların kendi sağlıklarını korumalarına katkı sağlanması hem de yaşlı ve engelli bireylerle kurulan iletişimin daha sağlıklı ve doğru bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Belediye yetkilileri, yaşlı dostu bir kent olmanın temelinde anlayan, fark eden ve doğru iletişim kurabilen bir hizmet anlayışının yer aldığını belirterek, bu tür eğitimlerin vatandaşlara sunulan hizmet kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığını ifade etti. Kepez Belediyesi’nin Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında düzenlediği hizmet içi eğitime Kepez Belediyesi Başkan Yardımcısı Evrim Yalçın da katıldı.<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kepez-personeline-isitme-sagligi-egitimi-1773307395.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinsi ilerliyor kalıcı hasar bırakıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-344</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-344</guid>
                <description><![CDATA[8-14 Mart Dünya Glokom Haftası ve 12 Mart Dünya Glokom Günü kapsamında DoktorTakvimi uzmanlarından Göz Hastalıkları Uzmanları Op. Dr. Onur Polat ve Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokomun nedenleri, risk grupları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, glokomun ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu şöyle anlattı: “Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu görmemizi sağlayan görme sinirinin zarar görmesi ve zamanla görme alanı kaybına neden olan sinsi bir hastalıktır. Halk arasında ‘göz tansiyonu' veya ‘karasu hastalığı' olarak da bilinen glokom, tanıda geç kalındığında veya yeterli şekilde tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilir. Sağlıklı bir bireyde göz içindeki sıvının üretimi ve boşaltılması arasında belli bir denge mevcuttur. Bu denge, göz sağlığı ve göz içi basıncı için oldukça önemlidir. Göz içindeki sıvının boşaltılmasındaki engel ve bozukluklar, göz içi basıncının artmasına ve görme sinirlerinin zarar görmesine yol açar. Bu süreç çoğunlukla yavaş ve sinsi ilerlediğinden, erken dönemde belirti vermez. Ancak hastalık ilerledikçe ve görme siniri hasarı arttıkça ciddi görme alanı kaybı meydana gelir ve ileri evrede kalıcı körlüğe neden olabilir.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom tanısı nasıl konuyor?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Op. Dr. Onur Polat, tanı sürecini şöyle açıkladı: “Hastaların göz muayenesinde göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesi rutin olarak yapılmaktadır. Göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesinde glokomdan şüphelenilen hastalara, teşhis için ek bazı tetkikler uygulanır. Glokom hastalığında temel bulgu görme siniri hasarı olduğundan, retina sinir lifi ölçümü, görme alanı testi ve kornea kalınlığı ölçümleri yapılır. Bu ölçümler sonucunda hastalığın tanısı konur, tedavisi düzenlenir ve belirli aralıklarla takibi yapılır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Erken teşhis görme kaybını önleyebilir<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Görme sinirlerinde ve görme alanında oluşan hasarda geri dönüş olmadığından erken tanının oldukça önemli olduğunu söyleyen Op. Dr. Onur Polat, “Erken teşhis edildiğinde kolaylıkla ve başarıyla tedavi edilebilen glokomda düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yöntemdir. Özellikle ailesinde göz tansiyonu olan ve risk grubunda olan bireylerin kontrollerini ihmal etmeden yapmaları tedavinin başarısı için oldukça önemlidir” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Türkiye'de yaklaşık 2 milyon glokom hastası bulunuyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İleri evrelerde kalıcı görme kaybına yol açan glokomun, dünyada körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, “Ülkemizde glokomun görülme sıklığı yüzde 2-2,5. Bu oran, 40 yaş üzeri her 40 bireyden birinde glokom olduğunu göstermektedir. Tanısı konulmuş glokom hastası sayısı yaklaşık 550 bin, ancak henüz tanı konmamış yaklaşık 1,5 milyon glokom hastası olduğu tahmin edilmektedir. Yani ülkemizde yaklaşık 2 milyon glokom hastası bulunuyor ve önemli bir kısmı henüz tanı almamış ve tedaviye ulaşamamıştır. Erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilen ve körlüğün engellenebildiği bu hastalıkta farkındalık düzeyini artırmak ve hastalıklarından habersiz olanlara ulaşmak amacıyla 12 Mart Dünya Glokom Günü ve 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında bilgilendirmeler yapılmaktadır” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">40 yaş üstü olanlar risk altında<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom açısından risk altında olan kişiler hakkında bilgilendirme yapan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “40 yaş üstü olanlar, ailesinde glokom bulunanlar daha yüksek risk altındadır. Diyabet, yüksek tansiyon hastaları, göz ameliyatları, göz yaralanmaları, romatizmal göz ve sistemik hastalığı olanlar ve uzun süre kortizon kullanan kişilerde de risk artar” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokomda kaybedilen görme geri gelmiyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Glokom tedavi edilmezse görme alanı giderek daralır ve kalıcı görme kaybı oluşabilir” diyen Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Glokomda kaybedilen görme ve görme alanı kaybı geri gelmez. Tedavi, hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlar” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom tedavisinde kullanılan yöntemler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokom tedavisinde uygulanan yöntemleri şöyle anlatıyor: “En sık göz damlaları kullanılır. Gerekirse lazer tedavisi veya ameliyat yapılabilir. Amaç göz içi basıncını düşürmektir. Göz sinirlerini desteklemek için vitamin ve aminoasit içeren damla ve ağızdan alınan ürünler de vardır.”<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom hastalarının dikkat etmesi gerekenler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Glokom hastalarının günlük yaşamda dikkat etmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Tüm ilaçlar ve takviyeler her zaman uzman hekime danışılarak kullanılırsa glokom yapabilecek ürünlerden uzak durulmuş olur. Glokom ilaçlarının da düzenli kullanılması ve kontrollerin aksatılmaması gerekir. Doktora sormadan tedavi bırakılmamalıdır. Genel sağlığa dikkat edilmesi de hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur” dedi. Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/sinsi-ilerliyor-kalici-hasar-birakiyor-1773043939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalın bağırsak kanserine dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-341</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-341</guid>
                <description><![CDATA[1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla hastalık hakkında bilgiler paylaşan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, Türkiye'de kolorektal kanserin hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirtti. Çavdaroğlu, yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit edildiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerin Türkiye'de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, kansere bağlı ölümlerde de ikinci sırada yer alıyor. Dünyada yılda yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülüyor. Bu sayının 2040 yılında 3,2 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit ediliyor” diye konuştu.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanserde risk faktörleri<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanserlerin değiştirilemez risk faktörlerini yaş, kalıtsal faktörler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Ülseratif kolit ve Crohn) ve batın ile pelvise radyasyon almak olarak sıralayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kolorektal kanser gelişimini azaltacağını belirtiyor. Dr. Çavdaroğlu, bu faktörler arasında sigara içiminin bırakılması, alkol tüketiminin oldukça sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenmeye geçilmesi (meyve, sebze, baklagil ve tahıllar), işlenmiş kırmızı etten uzak durulması ve kırmızı etin aşırı tüketilmemesi, sedanter yaşamdan kaçınılarak hareket miktarının artırılması, obeziteyle mücadele edilmesi ve ideal kiloya yaklaşılması olduğunu ifade ediyor. Ayrıca son yıllarda yeni risk faktörü olarak tanımlanan kronik stresin yönetimi ve bozulan bağırsak mikrobiyotasının düzeltilmesinin de mücadelede önemli rol oynayacağını vurguluyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tarama ve kolonoskopi hayati önem taşıyor</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolonoskopi ve taramanın önemine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, şunları söyledi: “Kolorektal kanser, gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Son 20 yılda tarama programları ve kolonoskopinin etkin uygulanması, hastalığın polip aşamasında tespit edilip tedavi edilmesini sağladı ve insidansı azalttı. 50 yaşın altındaki vakalarda artış gözlemlendiği için, 45 yaş üstü bireylerin şikayetleri olmasa da 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması öneriliyor. Ayrıca dışkıda gizli kan testi (1-2 yılda bir) ve dışkıda DNA testi (3 yılda bir) de tarama yöntemleri arasında yer alıyor.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Uyarıcı semptomlara dikkat<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kolorektal kanser gelişmiş hastalarda görülebilecek semptomlar hakkında bilgi veren Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Büyük abdestte kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler (kabızlık veya ishalin sürekli hale gelmesi, dışkının incelmesi ve şekil değişikliği, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi gibi), kramp, gaz, şişkinlik veya sürekli karın ağrısı, halsizlik ve istemsiz kilo kaybı durumlarında vakit kaybetmeden ilgili hekime başvurulmalıdır” dedi.</span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Multidisipliner tedavi yaklaşımı<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DoktorTakvimi uzmanlarından Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu tedavi yaklaşımlarını ise şöyle özetliyor: “Kolorektal kanser hangi evrede olursa olsun tedavi edilebiliyor. Tedavi evresine göre değişiklik gösteriyor ve multidisipliner bir yaklaşım içeriyor. Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaçlar ayrı ayrı ya da birlikte uygulanarak hastalığın kontrol altına alınması sağlanıyor.” Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kalin-bagirsak-kanserine-dikkat-1773043103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz’de Endometriozis farkındalık etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-313</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-313</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Endometriozis Farkındalık Ayı Etkinlikleri kapsamında Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu Etkinlikleri gerçekleştirildi. Etkinlikte alanında uzman isimler ve hastalar deneyimlerini paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Mart ayı "Endometriozis Farkındalık Ayı" kapsamında, Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde; Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu tarafından Minimal İnvaziv Jinekoloji Derneği (MİJİD), Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği ve (MİJOD), Robotik Jinekolojik Cerrahi Derneği (RJCD) katkılarıyla Minimal İnvaziv Jinekolojik Endoskopi Platformu Etkinlikleri düzenlendi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, dekan yardımcıları, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan, Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Murat Özekinci, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, akademisyenler, öğrenciler ve hastalar katıldı. Etkinlik Antalya Devlet Konservatuvarı Sanatçıları Yiğit Ata Özgül ve Bilge Ceren Akseki’nin dinletisi ile başladı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ENDOMETRİOZİS, KADINLARIN YÜZDE 10'UNDA VAR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmasını yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Akdeniz Üniversitesi olarak Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında bir araya gelmek hakikaten çok büyük mutluluk benim için bir tıp doktoru olarak. Bugün çok konuşulması gereken ama çok da bilinmeyen çok yaygın olan bir hastalıkla ilgili konuşacağız. Endometriozis, o kadar çok ki toplumda yüzde 10, fertilite yaşında olan kadınların yüzde 10'unda var. En büyük semptomu da aslında en bilinen semptomu da ağrı; karın ağrısı. Ancak bu hastalara maalesef tanı da çok hızlı konamıyor. 6 yıl, 7 yıl kapı kapı dolaşıyorlar ama bir türlü dertlerine çare olamıyorlar. Hatta bazen o ağrıları psikiyatrik olarak tanımlanıyor. Bu anlamda tanısı zor bir hastalık endometriozis; daha sonra da bazen de tedavisi zor olan bir hastalık. Bu anlamda bu kadar çok yaygın kadınlar arasında olan bir hastalığın farkındalığının olması da hakikaten çok kıymetli.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEDAVİYİ KENDİ YÖNTEMLERİMİZİ BULARAK YAPMAMIZ GEREKİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rektör Özkan, “Geçen hafta Hong Kong’daydım ve her zaman şunu hissederim başka bir yere gittiğim zaman; her zaman dönüşü güzel oluyor bu yolculukların. Çünkü çok güzel bir ülkede yaşıyoruz, muhteşem bir ülkede yaşıyoruz. Ancak tabii güzel bir ülkede yaşarken her güzelliğin bir bedeli var; bu bedeli de ödüyoruz. Nasıl ödüyoruz bunu? İşte kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı var, güneyde hala Suriye’nin bir istikrarsızlığı var. Doğu’da şu an İran’a Amerika’nın ve İsrail’in çok büyük bir saldırısı oldu ve bu saldırı da maalesef 5. gününde bugün, bu saldırıda maalesef bir okula yaptı ilk saldırısını ve yüzün üzerinde kız öğrenciyi katlettiler. Bu da bir semboldü aslında, bu sembolle başladı bu savaş. Bu anlamda çok ürkütücü; dünyanın gittiği yer çok ürkütücü. Aslında dünya her zaman ürkütücüydü ama teknolojinin gelişmesiyle bu daha da hızlandı ve daha büyük kitleler şeklinde insanları öldürebiliyorlar. Bundan niye bahsettim? Ne alakası var bugünkü konuyla? Sabah buraya gelirken birçok genç kız gördüm yolda ve onların yüzde 10’unda endometriozis var ve kapı kapı dolaşıyorlar; tanı konamıyor çoğu zaman, tedavisi çok zor oluyor. Biz de bu savaşlara göğüs germek için her zaman çok teyakkuzda ve çok güçlü olmamız gerekiyor. Nereden geçiyor bunun yolu da? Elbette teknolojide, bilgide ve bilimde en ileri olmaktan geçiyor. Biz de bir üniversiteyiz, Akdeniz Üniversitesi’yiz; bu anlamda da endometriozis, ‘nasıl bağlayacaksınız diye düşündünüz belki buna’ endometrioziste en hızlı tanıyı koymamız gerekiyor ve Akdeniz Üniversitesi olarak da tedaviyi kendi yöntemlerimizi bularak yapmamız gerekiyor. Çünkü bilgi güç, yetenek güç, teknoloji güç. Bunu da burada bir sürü jinekolojide, obstetride çok iyi isimler var. O potansiyeli gördüğüm için söylüyorum; hepsinin geçmişini biliyorum, yeteneklerini biliyorum. Hepsinin CV’sine baktığım zaman ilk 100’de, ilk 1000’de insanlar. Bilgi güç sayın hocalarım, kıymetli öğrencilerimiz. Lütfen ülkemiz için bu gücü kullanmamız gerekiyor. Ben en çok endometriozis'i bununla bağdaştırdım açıkçası; en iyi tanıyı, en hızlı şekilde ve kendi yöntemlerimizi bularak yapmamız gerekiyor. O zaman endometriozis'li birçok hasta akacak Akdeniz Üniversitesi'ne ve Antalya'ya. Bu da bize güç sağlayacak. Bu farkındalık ayındaki organizasyon için de hocalarıma çok teşekkür ediyorum katkılarından dolayı.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ÇOK ZOR BİR HASTALIKTIR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Açılış konuşmasının ardından sunumlar yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnanç Mendilcioğlu, “Her hastalık için böyle günler, aylar yapılmıyor ama bazı hastalıklar için bu gerçekten gerekiyor. Endometriozisin nasıl bir hastalık olduğunu bir hasta bilir, bir de bunu takip eden doktor bilir. Gerçekten çok zor bir hastalıktır; yaşayan bilir bunu. Hastaya yaşattığı sorunlar bunlar geçici değil kalıcı hastalıklardır. Bunların takibi, tedavisi gerçekten de zordur. Hem hastayı yorar hem de hekimi yorar; ciddi bir sorumluluktur. İnsanların beklentileri, tam tedavi olma beklentileri her zaman karşılanamaz. Bazen bu hastalık suistimal de edilebilir ama gerçek tanısı konan vakalarda, ehil ellerde gerçekten çok iyi sonuçlar alınabilir.” dedi. Mendilcioğlu, “Organizasyonun yapılmasında Utku Doğan hocaya, MİJİD'e (Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği) ve diğer derneklere, katkıları için de Sayın Rektörlüğümüze teşekkür etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">BU HASTALIĞI DAHA BİLİNİR, DAHA GÖRÜNÜR KILMALIYIZ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan, “Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı olarak tüm dünyada kutlanmakta. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de yaklaştığımız bu günlerde, kadınların sorunlarıyla ilgili aslında konuşacak çok fazla şey var. Ben kısaca bir giriş yapmak istiyorum. Sevgili Duygu Asena’nın 'Kadının Adı Yok' isimli kitabıyla söze başlamak istiyorum. Biliyorsunuz kadın kimliği, toplumsal rolleri ve toplumdaki cinsiyet eşitsizliğini eleştirel bakış açısıyla anlatan bir kitap bu. Kadını hep birinin eşi, kızı ya da annesi olarak tanımlanmasıyla ilgili eleştirel bir bakış açısı sunan bir kitap. Kadının bedeni, kimliği, kariyeri hep erkek merkezli normlarla sınırlandırılmaya, tanımlanmaya çalışılmış gerçekten. Ama biraz da iyimser olmak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü kadınları el üstünde tutan bir devlet geleneğimiz de var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal görünürlüğü adına modernleşme programının bir parçası olarak birçok modern Avrupa ülkesinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdığını hatırlatmak isterim. Bu nedenle kadının adı en çok bizim ülkemizde olmalı, kadının sesi en çok bizim ülkemizde çıkmalı. Birazdan dinleyeceğimiz bu sessiz, sinsi; semptomları bireysel ve toplumsal olarak küçümsenen, ötelenen, kadını toplumsal hayattan izole eden, dışlayan bu hastalığı daha bilinir, daha görünür kılmalıyız. Bunun için bugün burada toplandık. Destekleri için Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğümüze, katılımlarınız için sizlere teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">10 KADINDAN 5 YA DA 6’SINI BU HASTALIK ETKİLİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Murat Özekinci, “Endometriozis Farkındalık Etkinliği için buradayız. Bu öyle bir hastalık ki, hakikaten bunun öneminden ben kısaca bahsedeceğim: 10 kadından bir tanesini etkiliyor kesinlikle bu hastalık. Onun dışında kronik ağrı çeken 10 kadından 6 ya da 7’sini etkiliyor. Ve yine üreme problemleri yaşayan 10 kadından 5 ya da 6’sını, açıklanamayan üreme problemi yaşayan 10 kadından 5 ya da 6’sını bu hastalık etkiliyor. Gerçekten çok yaygın bir hastalık. Semptomlar bazen çok sinsi, bazen çok alevli ama bu hastaların gerçekten multidisipliner bir yaklaşıma ihtiyacı var. İyi bir cerraha, iyi bir üreme endokrinolojisi alanında yetkinlik sahibi birisine, yine belki de bir psikoloğa bazen bu hastalarımız ihtiyaç duyabiliyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">KADINLARIN DOĞURGANLIĞININ KORUNMASI ÖNEMLi<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Özekinci, “Burada en önemli konu; bu kadınların doğurganlığının korunması. Bu alanda bu insanların halihazırda rezervleri düşük olabiliyor. Yine cerrahiye gidecek olan hastalar bazen çok ciddi rezerv kaybıyla karşımıza çıkabiliyor. O yüzden bu tür hastaların mutlaka ve mutlaka bir üreme endokrinoloğu tarafından en başında değerlendirilip üreme açısından geleceklerinin planlanması oldukça önemli. Biz Akdeniz Üniversitesi Tüp Bebek Ünitesi olarak bu hastalarımıza tamamen modern tıbbın sunduğu imkanları sonuna kadar kullanıyoruz. Bu hastalarımızın yumurtalarını dondurabiliyoruz cerrahi öncesi. Yine bu hastalarımızda bizim ünitemizde, en az bu şekilde yumurtaları dondurulup gebe kalmış 7 tane doğum olmuş ünitemizden kaynaklı.” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">PSİKİYATRİK SANILIYOR, ASLINDA KRONİK BİR AĞRI SENDROMU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">“Şiddetli Adet Sancısı Kader Değildir” başlıklı bilimsel farkındalık sunumunu gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, hastalığın sadece fiziksel değil, sosyal ve ekonomik boyutlarına dair çarpıcı veriler paylaştı. Endometriozisin sık görülen ancak zor tanınan kronik bir ağrı sendromu olduğunu belirten Doğan, “Hastalar kapı kapı dolaşıyor; bağırsak, idrar yolu veya romatizma doktorlarına gidiyorlar. Sonuç alınamayınca 'psikiyatrik problemin var' denilerek geri gönderiliyorlar. Oysa bu hastalık karın içindeki tüm organları, hatta bacak sinirlerini bile tutabilir.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TANI SÜRECİ DÜNYADA ORTALAMA 8 YILI BULABİLİYOR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Rakamlarla Endometriozis gerçeğini paylaşan Doğan, “Dünya genelinde her 10 kadından 1'i endometriozis hastası. Hastaların yüzde 75'i henüz tanı almamış durumda. Doğru tanıya ulaşana kadar hastalar ortalama 7 farklı hekim geziyor. Tanı süreci dünyada ortalama 8 yılı bulabiliyor. ABD verilerine göre, bu hastalık yıllık 120 milyar dolarlık iş gücü ve sağlık kaybına yol açıyor.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">GENÇ KADINLARA UYARI: ADET SANCISI NORMAL DEĞİLDİR<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Toplumdaki "adet sancısı normaldir, çekilir" algısının yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, genç kızların ve kadınların şu belirtilere dikkat etmesi gerektiğini söyledi: “Ağrı kesiciyle geçmeyen şiddetli adet sancıları. Cinsel ilişki sırasında ağrı. Adet dönemlerinde dışkılama veya idrar yaparken yanma ve batma. Kronik pelvik ağrı, şişkinlik ve hazımsızlık. Eğer ağrı kadının işe veya okula gitmesini engelliyor, sosyal hayatını kısıtlıyorsa bu normal değildir. 20'li yaşlarda konulan erken teşhis, hastalığın gidişatını tamamen değiştirir ve hastanın üretkenliğini geri kazandırır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">CADI İLAN EDİLEN KADINLARDAN MODERN CERRAHİYE<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hastalığın tarihsel sürecine de değinen Doğan, antik Mısır ve İbn-i Sina kayıtlarında bile bu ağrılardan bahsedildiğini belirtti. Orta Çağ'da bu ağrıları çeken kadınların “içine şeytan girmiş” veya “histerik” denilerek cezalandırıldığını hatırlatan Doğan, günümüzde ise robotik cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerle yüzde 100'e yakın başarı sağlandığını söyledi. Doğan, konuşmasını “Endometriozis kader değildir; doğru hekim ve doğru merkezle yaşam kalitesi geri kazanılabilir.” sözleriyle noktaladı.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">MİDEM BULANDIĞI İÇİN 40 KİLOYA DÜŞTÜM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Etkinlikte hastalar deneyimlerini paylaştı. 24 yaşındaki Berna Yıldırım, hastalığının 16 yaşında başladığını ancak "normal adet sancısı" denilerek yıllarca ihmal edildiğini belirtti. Yıldırım, “Ağrılarım nedeniyle babamın kucağında acile kaldırıldığım günler oldu. Hastalık bağırsaklarıma yayıldığı için sürekli midem bulanıyordu ve 40 kiloya kadar düşmüştüm. Fiziksel bir sorun bulunamayınca beni psikoloğa yönlendirdiler. Ancak Prof. Dr. Selen Doğan ve ekibiyle tanışınca gerçek ortaya çıktı. 8 saatlik bir ameliyat sonrası artık korkusuzca doğa yürüyüşlerine çıkabiliyorum." dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">GÖRÜNMEYEN BİR AĞRIYLA YAŞAMAYI ÖĞRENMİŞTİM<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tıbbi sekreter olarak görev yapan Hülya Uçar ise hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekti. Yıllarca bel ve bacak ağrısı çektiğini, sosyal hayatının tamamen bittiğini belirten Uçar, “Bir çocuk sahibi olduktan sonra geçtiğini sandım ama daha şiddetli geri döndü. Ameliyat olduğumda hastalığın bağırsak, mesane, karın zarı ve diyaframa kadar yayıldığı görüldü. Doğru tedavi ve başarılı operasyonla ancak şimdi konforlu bir hayata kavuştum.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">OPERA SAHNESİNDEN AMELİYAT MASASINA<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">15 yıl boyunca teşhis konulamadığını belirten Antalya Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Gülçin Gültekin, yaşadığı süreci şu sözlerle özetledi: “44 yaşındayım ve ömrümün 15 yılı bu hastalıkla, anemiyle ve belirsizlikle geçti. Tüm taramalarım temiz çıktığı için hekimler beni psikiyatriye yönlendirdi. Bir opera sanatçısı olarak sahnede gülümsemem ve dik durmam gerekirken, aslında dördüncü seviye endometriozis ile savaşıyordum. Canlandırdığım hiçbir karakter hasta değildi ama ben her adımda acı çekiyordum.” dedi. Gültekin, özellikle geçmeyen ağrısı ve yoğun kanaması olan kadınlara seslenerek, “Lütfen bir Jinekolojik Onkoloji uzmanına başvurun. Ben en doğru hekimi bularak bu 'düşmanı' yendim.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">TEŞEKKÜRÜNÜ ŞARKISIYLA SUNDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ameliyat öncesi anestezi altındayken doktoruna şarkı söylemeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını esprili bir dille anlatan sanatçı Gülçin Gültekin, konuşmasının ardından doktoru Prof. Dr. Selen Doğan ve ekibine teşekkür mahiyetinde bir eser seslendirdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">ŞİDDETLİ AĞRILAR HAYATIMI OLUMSUZ ETKİLİYORDU<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan 41 yaşındaki hemşire Hatice Gülsüm Yücel ise uzun yıllardır yaşam kalitesini düşüren endometriozis hastalığına karşı verdiği mücadeleyi anlattı. 2008 yılından bu yana bu rahatsızlıkla yaşayan Yücel, daha önce iki kez ameliyat olmasına rağmen ağrılarından kurtulamadığını ifade etti. Hastalığı nedeniyle günlük yaşantısında ve iş hayatında büyük zorluklar çektiğini belirten Yücel, “Şiddetli karın ağrısı, kanama, kronik ağrı ve bacaklarıma vuran ağrı şikayetlerim oluyordu. Çoğu zaman bu durumdan kaynaklı işten izin almak zorunda kalıyordum.” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">DOĞRU TEŞHİS VE BAŞARILI AMELİYATLA YENİ BİR BAŞLANGIÇ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yücel, doktoruyla tanıştıktan sonra konulan doğru teşhis ve uygulanan tedavi yöntemi sayesinde başarılı bir ameliyat geçirdiğini ifade etti. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Yücel, artık hayatının daha konforlu ve ağrısız geçtiğini belirterek doktoruna ve ekibine teşekkürlerini sundu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Etkinlik, hastaların deneyimlerini paylaşmasının ardından katılımcıların toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. AÜ Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/akdenizde-endometriozis-farkindalik-etkinligi-1772787295.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’de 32 bin 383 öğrenciye göz taraması</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-297</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-297</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, okul ziyaretinde öğrencilerle birlikte göz taramasına katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;" data-olk-copy-source="MessageBody">Kepez Belediyesi, çocukların göz sağlığını korumak ve geleceğe daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla okullarda öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. İlçedeki okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları kapsamında bugüne kadar Kepez genelinde 159 okulda 32 bin 383 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi. Yapılan taramalarda 3 bin 341 öğrencide çeşitli görme problemleri tespit edildi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki okullarda sürdürülen göz sağlığı taramaları kapsamında tarama çalışmalarının gerçekleştirildiği Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu’nu ziyaret etti. Öğrencilerle bir araya gelen Başkan Kocagöz, taramalar hakkında bilgi verdi. Başkan Kocagöz, göz taraması yapılan alanda öğrencilerle birlikte göz ölçümü yaptırdı. Göz ölçümleri, göz numarasını hızlı şekilde belirleyen otorefraktometre cihazı ile gerçekleştirildi. &nbsp;</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">159 OKULDA GÖZ TARAMASI</p><p style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(36, 36, 36);font-family:&quot;Segoe UI&quot;, &quot;Segoe UI Web (West European)&quot;, -apple-system, BlinkMacSystemFont, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, sans-serif;font-size:15px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Okullarda yürütülen göz sağlığı taramaları hakkında bilgi veren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, “Dünyanın en güzel şeyi çocuklar. Biz de onlar için çalışıyoruz. Bugüne kadar 159 okulumuzda 32 bin 383 öğrencimize göz taraması yaptık. Çocuklarımızın yaklaşık yüzde 10’unda göz problemi tespit edildi. Görme sorunu çıkan öğrencilerimize de hayırseverlerimiz ve belediyemizin iş birliğiyle gözlüklerini temin ederek dağıtıyoruz” dedi. Mehmet Kemal Dedeman İlkokulu’nda gerçekleştirilen taramalarda ise 260 öğrencinin göz muayenesi yapılırken, 19 öğrencide görme sorunu belirlendi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/03/kepezde-32-bin-383-ogrenciye-goz-taramasi-1772700736.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de yetişkinlerin yüzde 36&#039;sı obez</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-236</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-236</guid>
                <description><![CDATA[4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, obezitenin tanısı, risk faktörleri ve sürdürülebilir kilo yönetimi hakkında bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezitenin vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, tanıda en sık kullanılan ölçütlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ), bel çevresi ve vücut yağ oranı olduğunu söylüyor: “BKİ, kilo (kg) / boy (m)² ile hesaplanır. BKİ değeri 25'in üzerinde olanlar fazla kilolu, 30 ve üzeri olanlar ise obezite olarak sınıflandırılır. Karın bölgesinde yağ birikimi, diyabet ve kalp-damar riskiyle daha yakından ilişkilidir. Sporcularda veya ileri yaşta BKİ yanıltıcı olabileceği için vücut yağ oranı ölçümleri tanıyı desteklemede yardımcıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), obeziteyi ‘sağlık riskini artıran anormal/aşırı yağ birikimi' olarak tanımlar.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite dünyada ve Türkiye'de artıyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezitenin Türkiye'de ve dünyada artış eğilimi devam ettiğini; konunun yalnızca ‘kilo' değil, sağlık sistemi ve toplum sağlığı açısından büyüyen bir risk olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “World Obesity Atlas 2025 Türkiye verilerine göre 2025'te yetişkinlerin yüzde 36'sı obez. Aynı veriler, yüksek BKİ (BMI ≥25) ile yaşayan yetişkin oranının 2025'te yüzde 71 olacağını söylüyor. Yani Türkiye'de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi fazla kilolu/obez aralığında. 2030'a geldiğimizde yüksek BKİ ile yaşayan yetişkin sayısının 47,44 milyona ulaşılacağı öngörülüyor. Bu, yükün büyümeye devam edeceğini anlatıyor” diyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Günlük alışkanlıklar obezite riskini doğrudan etkiliyor<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Günlük yaşam alışkanlıklarının obezite gelişiminde belirleyici rol oynadığını söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “Obezite gelişimi, enerji alımı ve enerji harcaması dengesinin uzun süre alım yönünde bozulmasıyla hızlanır. Hareketsizlik ve düşük günlük adım sayısı toplam enerji harcamasını düşürür ve insülin direnci eğilimini artırır. Ekran süresinin artması hem sedanter süreyi artırır hem de atıştırma ve reklam tetiklenmesi ile enerji alımını yükseltebilir. Uyku düzensizliği, iştahı düzenleyici hormonları etkiler ve sağlıklı seçim yapmayı zorlaştırarak enerji alımının artmasına neden olabilir. Ultra işlenmiş gıdalar ve sıvı kaloriler ise doyma sinyalinin zayıf olması nedeniyle porsiyon kontrolünü zorlaştırır” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kimler daha yüksek risk altında?<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite gelişiminde bazı bireylerin daha yüksek risk altında olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, şunları söylüyor: “Aile öyküsü ve genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Gebelikte aşırı kilo alımı ve gestasyonel diyabet öyküsü de riski artırabilir. Çocukluk çağında hızlı kilo artışı, sedanter iş ve yaşam tarzı ile sağlıklı gıdaya ve güvenli hareket alanına erişimin kısıtlı olması obezite gelişimini kolaylaştırabilir. Ayrıca bazı antidepresanlar, antipsikotikler ve kortikosteroidler gibi ilaçlar ile hipotiroidi gibi endokrin ve metabolik durumlar da her zaman ana sebep olmasa da obeziteye katkı sağlayabilir.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Sürdürülebilir kilo yönetimi ve şok diyetler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kalıcı kilo yönetiminin şok diyetlerle sağlanamayacağını vurgulayan DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, sürdürülebilir yaklaşımın omurgasının günlük protein hedefi, lif ve su alımı, porsiyon ve çevre düzenine dikkat etmek olduğunu belirtiyor. Düzenli öğün ritmi oluşturmak, kişinin boyu, yaşı, cinsiyeti ve egzersiz alışkanlıklarına uygun bir plan geliştirmek ve direnç egzersizleriyle günlük hareketi artırmak gerektiğini ifade ediyor. “Hızlı ve aşırı kısıtlama açlık krizleri, kas kaybı ve metabolik hız düşüşüne yol açar. Diyet bitince eski düzene dönüş kolay olur. Sürdürülebilir kilo yönetimi için bu alışkanlıkları kalıcı hâle getirmek gerekiyor” diyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çocukluk çağı obezitesi ve ailelerin rolü<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Diyetisyen Canberk Yaşar, artışın temel nedenlerini ekran süresi, hareket azalması, yüksek kalorili gıdalar ve uyku düzensizliği olarak açıklıyor. Ailelerin evde şekerli içecekleri rutin olmaktan çıkarması, ara öğün standardı oluşturması, günlük hareket kuralı koyması ve ekran süresi için net sınırlar belirlemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğu kilo ile değil performans, enerji ve uyku çıktıları üzerinden motive etmek daha etkili olur” şeklinde konuşuyor.<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Küçük ama etkili değişiklikler<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite ile yaşayanlar için küçük ama etkili değişiklikler konusunda da bilgi veren DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın, sıvı kaloriyi azaltıp su tüketimini artırmanın, mutfak çevresini düzenleyerek paketli atıştırmalıkların erişimini zorlaştırmanın, gece atıştırmalarını sınırlamanın, haftada iki-üç gün direnç antrenmanı yapmanın ve haftalık ölçüm ile plan oluşturmanın etkili olduğunu söylüyor. GLP-1 (iştah ve kan şekeri kontrolünü etkileyen ilaçlar) temelli tedavilerin bazı durumlarda kilo kaybına yardımcı olabileceğini belirten Yaşar, “Ancak bu tedaviler herkes için uygun değil. Beslenme planı ve egzersiz ile birlikte uygulanmalı, yan etkiler takip edilmeli ve davranış değişikliği oturmadıysa kilo geri alımı riski vardır” diyor.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite tedavisinde ilaçların yeri<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Obezite tedavisinde ilaç kullanımının belirli kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Canberk Yaşar, şunları dile getiriyor: “İlaç tedavisi genellikle yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ'nin 30 ve üzerinde olduğu ya da 27 ve üzerinde olup eşlik eden hastalıkların bulunduğu durumlarda gündeme gelir. Kişinin klinik risk profili, yan etki toleransı ve takip uyumu da değerlendirilerek tedavi hekim tarafından başlanmalı ve süreçte diyetisyen ile hekim birlikte çalışmalıdır.”<o:p></o:p><o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Beslenme planının ilaç tedavisi ile birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Canberk Yaşar, “Bu süreçte ilk hedef, düzenli öğün düzeni oluşturmak ve protein, karbonhidrat, yağ ve lif alımını dengelemektir. Bulantı veya iştahsızlık olması durumunda yoğurt, yumurta, çorba ve baklagil püreleri gibi küçük hacimli ancak besin değeri yüksek öğünler tercih edilebilir. Haftalık takiplerde protein ve su alımı, kabızlık durumu ile kas ve kilo değişimi izlenir. Egzersiz, özellikle direnç antrenmanları, kilo kaybının kalitesini artırmada önemli rol oynar” ifadelerini kullanıyor. Doktor Takvimi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-36si-obez-1772178287.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şirinyalı&#039;ya yeni Aile Sağlığı Merkezi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-212</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-212</guid>
                <description><![CDATA[Muratpaşa ilçesinde, hayırsever Ahmet Köksalan'ın katkılarıyla inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi için protokol imzalandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Hayırsever Ahmet Köksalan'ın katkılarıyla, Muratpaşa ilçesi Şirinyalı Mahallesi’nde inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi için Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda protokol töreni düzenlendi. Törene Vali Hulusi Şahin, Mutatpaşa Kaymakamı İhsan Kara, Kültür ve Turizm Eski Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve hayırsever Ahmet Köksalan katıldı. 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi, vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını sağlayacak. Aile Sağlığı Merkezi’nin inşası tamamlandıktan sonra Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi. Valilik Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/sirinyaliya-yeni-aile-sagligi-merkezi-1772005866.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayırseverden sağlığa destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/hayirseverden-sagliga-destek-211</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/hayirseverden-sagliga-destek-211</guid>
                <description><![CDATA[Kepez ilçesinde hayırsever Batuhan Özdere'nin katkılarıyla inşa edilecek olan Aile Sağlığı Merkezi için protokol töreni düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Kepez ilçesinde, hayırsever Batuhan Özdere'nin katkılarıyla Kuzeyyaka mahallesinde inşa edilecek olan 2 hekimli Aile Sağlığı Merkezi için protokol töreni düzenlendi. Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda düzenlenen törene Vali Hulusi Şahin, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ile hayırsever Batuhan Özdere ve ailesi katıldı. Hizmete girmesiyle birlikte Kepez'in sağlık alt yapısı daha da güçlendirecek olan Aile Sağlığı Merkezi, tamamlandıktan sonra İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilecek. Valilik Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/hayirseverden-sagliga-destek-1772005619.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahurda ve iftarda dengeli beslenilmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-192</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-192</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu.<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;">Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.</span><span style="line-height:115%;mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><span style="line-height:115%;"><o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/sahurda-ve-iftarda-dengeli-beslenilmeli-1771835878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANSİAD&#039;ta Sağlıklı Yaş Alma Yaklaşımı konuşuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-151</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-151</guid>
                <description><![CDATA[“ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı”, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü Akra Hotel’de “Longevity: Hücreden Hayata Uzanan Sağlıklı Yaşam Bilimi” başlığıyla gerçekleştirildi. İş dünyasının yoğun temposu, stres yükü ve sürdürülebilir başarının sağlıkla doğrudan ilişkisi odağında kurgulanan toplantının konuğu; Tıbbi Biyokimya Uzmanı, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Asuman Kaplan Algın oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">ANSİAD 2026 yılı kahvaltılı toplantı serisinin ilk buluşmasında, uzun ve sağlıklı yaşamın bilimsel temelleri hücresel düzeyden yaşam tarzı tercihlerine uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Dr. Algın, sağlığın yalnızca bireysel bir mesele değil; kurumsal verimlilik ve liderlik performansıyla doğrudan ilişkili stratejik bir unsur olduğunu vurgularken, uzun yaşamın sadece genetik mirasla açıklanamayacağını belirtti. Epigenetik kavramına değinen Algın, çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıklarının gen ifadesini değiştirebildiğini ifade ederek, “Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir.” sözleriyle longevity yaklaşımının temelinde bilinçli ve sürdürülebilir yaşam tercihleri olduğunu dile getirdi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">“Vücudun sessiz çığlıklarını duymalıyız”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Toplantıda konuşan Dr. Algın, iş dünyasının sağlıkla kurduğu ilişkinin çoğu zaman teoride kaldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Evet, teorik olarak en değerli varlığımız sağlığımız. Ama gerçek hayatta bunu kaç kişi uygulayabiliyor? Şirket bilançoları, siyaset, ekonomi elbette çok önemli. Ama gelin bir yerden başlayalım.” Longevity kavramının son dönemde popülerleştiğini ancak yüzeysel bir trend olmadığını belirten Algın, konunun hücresel düzeyde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “Longevity ileri düzey bir sağlık konusudur. Önce altyapıyı kurmanız gerekir. Bir şirket nasıl aşamalardan geçiyorsa, sağlıklı ve uzun yaşam da temelden başlar.”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Modern yaşam temposunun “rutin” adı altında birçok biyolojik alarmı görünmez hale getirdiğini vurgulayan Algın: “Yoğun tempodayım, stres altındayım ama bu benim rutinim diyebilir kişi. Halbuki bunlar vücudun sessiz çığlıklarıdır. İyi uyku, sabah dinlenmiş uyanmak, yeterli su içmek, hareket etmek… Bunlar sağlığımızla ilgili temel veriler.” Yaşlanma algısına da değinen Algın, yaşlılığın bir çöküş değil, birikimin zirvesi olduğunu belirterek: “Yaşlılık; bilgi birikiminin en güçlü olduğu dönemdir. İnsanları köhne bir emeklilik sürecine itmek yerine aktif ve dinamik tutmak gerekir.” Dedi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Herkes kendi mavi zonunu oluşturmalı”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Dünyada uzun yaşamın gözlemlendiği “mavi zon” bölgelerine dikkat çeken Algın: “Mavi zonlarda yaşayan insanlar 100 yaşında bile sabah kalkıp işine gidebiliyor. Hareketten vazgeçmiyorlar. Stres düşük, yaşam aktif. Ama herkes kendi mavi zonunu kendisi oluşturmalı. Modern yaşamın içinde de bu mümkün.” Bu noktada risk analizi ve kişisel sağlık yönetiminin önemine değinen Algın, fonksiyonel ve bütüncül tıp yaklaşımlarının bilimsel verilerle desteklendiğini ifade etti. İnsanOndan sonra artık büyüme duruyor. Beslenme alışkanlıkları da bu yaşlardan sonra yeniden ele alınmalı.” Özellikle kırmızı et tüketiminin gençlik döneminde gelişim için değerli olduğunu ancak ilerleyen yaşlarda dengelenmesi gerektiğini ifade eden Algın, asit yükü ve kronik hastalık risklerine dikkat çekti.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Sermayemiz nefes ve besindir”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Konuşmasında nefesin önemine ayrı bir başlık açan Algın: “Akciğer kapasitemiz yaklaşık 4000 mililitredir ama günlük hayatta 150-200 mililitrelik kısmını kullanıyoruz. Nefes sermayedir. Diyaframı kullanarak derin nefes almak hücresel oksijenlenme için şarttır.” Besin değerlerindeki düşüşe de değinen Algın, son 25 yılda bazı sebze ve meyvelerin besin içeriğinde ciddi azalma yaşandığını belirterek: “Brokolideki yararlı etken madde 85’lerden 18’e, muzda 79’dan 20’ye düşmüş. Tarım ilaçları ve kimyasallar ciddi bir yük oluşturuyor.” dedi.<span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span><o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Genetik kaderdir, epigenetik seçimdir”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Kronik ve otoimmün hastalıkların artışına dikkat çeken Algın: “286 otoimmün hastalık tanımlanmış durumda. Ama konumuz sadece hastalıkları tedavi etmek değil; hasta olmadan uzun ve sağlıklı yaşamak.” şeklinde konuştu. Bağırsak sağlığının merkezi rolüne vurgu yapan Algın: “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Bağırsak ikinci beyin değil; beyinle ve tüm organlarla sürekli iletişim halinde olan bir merkezdir. Sağlığımızın yüzde 15-30’u genetik, yüzde 70-85’i epigenetiktir. Genetik kader olabilir ama epigenetik ipler bizim elimizdedir. Uykunuz, nefesiniz, yürüyüşünüz, beslenmeniz… Küçük değişiklikler büyük sonuçlar doğurur. Kaç nefesimiz olduğunu bilmiyoruz ancak o nefesin kalitesini belirlemek bizim elimizde. DNA kader değildir. Epigenetik seçimlerimizin biyolojik karşılığıdır.” ifadelerini kullandı.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“Sağlık bir yatırımdır”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Yaşam tarzı, beslenme, stres yönetimi ve çevresel faktörlerin genetik potansiyelin nasıl kullanılacağını belirlediğini ifade eden Algın, standart check-up uygulamalarının çoğu zaman yüzeysel kaldığını belirterek biyokimyasal risk analizinin önemine dikkat çekti. Özellikle homosistein, B12 ve D vitamini seviyelerinin erken dönem risk öngörüsünde kritik rol oynadığını söyledi. “Sağlık bir sabah aniden kaybedilmez. Süreç adım adım ilerler. Önemli olan o süreci erken dönemde yakalayabilmektir.” şeklinde konuştu. D vitamini seviyesinin optimal aralıkta tutulmasının bağışıklık açısından önemli olduğunu vurgulayan Algın, D3 vitamini ile birlikte K2 kullanımının gerekliliğini dile getirdi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;"><span style="mso-spacerun:yes;">&nbsp;</span>“GETAT, modern tıbbın karşısında değil, yanında konumlanmalıdır”<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Türkiye’de binlerce hekimin GETAT uyguladığını belirten Dr. Algın, akupunktur, ozon tedavisi, fitoterapi ve rejeneratif tıp uygulamalarının yalnızca “alternatif” değil, doğru hasta seçimi ve doğru endikasyonla uygulandığında “bilimsel zemini olan tamamlayıcı yaklaşımlar” olduğunu ifade etti. “GETAT, modern tıbbın karşısında değil; doğru entegrasyonla yanında konumlanmalıdır” diyen Algın, özellikle hücresel iyileşme, inflamasyon kontrolü ve bağışıklık modülasyonu alanında bu uygulamaların etkilerine değindi. Rejeneratif tıbbın hücresel onarım mekanizmalarını desteklediğini vurgulayan Algın, “Vücudun kendi iyileştirme kapasitesi sandığımızdan çok daha güçlüdür. Biz hekimler o potansiyeli doğru uyaranlarla harekete geçiriyoruz” ifadelerini kullandı. Ozon tedavisinden fitoterapiye kadar birçok uygulamanın belirli protokoller çerçevesinde planlandığını belirten Algın, “Her hastaya aynı reçete değil, kişiye özgü biyokimyasal analizlere dayalı yol haritası gerekir” dedi.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Longevity yaklaşımının tedavi odaklı değil, koruyucu ve önleyici bir perspektife dayandığını vurgulayan Algın, “Hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek artık yeterli değil. Asıl mesele, hücre bozulmadan önce önlem almak” şeklinde konuştu. Sağlıklı yaş almanın bilinçli tercihlerle mümkün olduğunu belirten Algın, “Birey kendi sağlığının sorumluluğunu üstlenmediği sürece hiçbir sistem sürdürülebilir sonuç vermez” dedi. Algın, sözlerini “Longevity bir lüks değil; doğru bilgiye erişen herkes için ulaşılabilir bir sağlık vizyonudur” ifadesiyle tamamladı.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;">Tıbbi Biyokimya, GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) ve Fonksiyonel Tıp alanlarında çalışmalar yürüten Dr. Asuman Kaplan Algın’ın konuk olduğu ANSİAD 1. Kahvaltılı Toplantısı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. ANSİAD Bülten<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/ansiadta-saglikli-yas-alma-yaklasimi-konusuldu-1771441472.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez’den öfke ve stres yönetimi eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-143</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-143</guid>
                <description><![CDATA[“Yaşlı Dostu Kepez Projesi” ile toplum sağlığını önceleyen farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekleyen Kepez Belediyesi, Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde kadınlara yönelik “Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi” düzenledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">Kepez Belediyesi, “Yaşlı Dostu Kepez Projesi” kapsamında toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde “Öfke ve Stres Yönetimi Eğitimi” düzenlendi. Sağlıkta farkındalığı artırmayı amaçlayan eğitim, Klinik Psikolog Kübra Kırman Kondu tarafından verildi. Stresin fiziksel, duygusal ve davranışsal etkileri ele alındı, öfke ve gerginlik anlarında doğru tepki verme yöntemleri anlatıldı. Stresin; baş, boyun ve kas ağrıları gibi fiziksel belirtilerle ortaya çıkabileceği; kaygı, endişe, sinirlilik, öfke, mutsuzluk ve tahammül seviyesinde düşüşün ise duygusal tepkilere yol açtığı bildirildi. Yoğun öfke anlarında kişilerin kendilerini ifade etmekte zorlanabileceği de belirtildi. Düşüncelerin değişmesinin duygu ve davranışları da etkilediği vurgulanarak, sağlıklı bir yaşam için düzenli uyku ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekildi. Günde 6 saatten az ya da 10 saatten fazla uykunun yorgunluk, halsizlik ve dikkat dağınıklığına neden olabileceği de belirtildi.&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">DOĞRU NEFES ALMA&nbsp;<o:p></o:p></span></span></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;"><span style="font-size:12.0pt;"><span style="line-height:115%;mso-bidi-font-family:Calibri;mso-bidi-theme-font:minor-latin;">Eğitimde gerginlik anlarında uygulanabilecek nefes egzersizlerine de değinildi. Nefesin dört saniye de alınması, dört saniye tutulması, dört saniyede verilmesinin rahatlamaya yardımcı olacağı, hızlı nefes almanın çarpıntıyı artırabileceği ifade edilerek, doğru nefes tekniklerinin önemine vurgu yapıldı. Düzenli yürüyüşün de stresle baş etmede etkili olduğu belirtilerek, kısa süreli yürüyüşlerin dahi vücuttaki hormon dengesine olumlu katkı sağladığı bildirildi. Eğitimde ayrıca “hayır diyebilmenin” önemine de değinilerek, hayır demenin bencillik değil, kişinin kendine değer vermesi ve sınır koyabilmesi anlamına geldiği de ifade edildi. Kepez Belediyesi Bülten<o:p></o:p></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/kepezden-ofke-ve-stres-yonetimi-egitimi-1771343163.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konyaaltı&#039;nda gıda denetimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/konyaaltinda-gida-denetimi-123</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/konyaaltinda-gida-denetimi-123</guid>
                <description><![CDATA[Konyaaltı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, gerçekleştirdikleri denetimlere Ramazan ayı öncesinde hız kazandırdı. Yapılan denetimlerle, vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşmalarının amaçlandığı kaydedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="x_MsoNormal" style="-webkit-text-stroke-width:0px;background-color:rgb(255, 255, 255);color:rgb(0, 0, 0);font-family:Calibri, Helvetica, sans-serif;font-size:16px;font-style:normal;font-variant-caps:normal;font-variant-ligatures:normal;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:normal;margin-bottom:0.0001pt;margin-top:0px;orphans:2;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;"><span style="color:inherit;font-family:Arial, sans-serif;font-size:inherit;"><span style="border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;margin:0px;padding:0px;vertical-align:baseline;" data-olk-copy-source="MessageBody">Konyaaltı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yıl boyunca ilçe genelinde gerçekleştirdiği okul kantini, restoran, fırın ile birlikte halkın ortak kullanım alanında bulunan işletmelerdeki denetimlerine devam ediyor. Ekipler, Ramazan ayının yaklaşmasıyla beraber vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşması için denetimlerini sıklaştırdı. Halk sağlığı göz önünde bulundurularak yapılan denetimlerin, planlı olarak devam edeceği aktarıldı. </span></span><span style="background-color:rgb(255,255,255);color:rgb(0,0,0);font-family:Arial, sans-serif;font-size:11pt;"><span style="-webkit-text-stroke-width:0px;border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:normal;font-variant-alternates:inherit;font-variant-caps:normal;font-variant-east-asian:inherit;font-variant-emoji:inherit;font-variant-ligatures:normal;font-variant-numeric:inherit;font-variant-position:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:400;letter-spacing:normal;line-height:15.6933px;margin:0px;orphans:2;padding:0px;text-align:start;text-decoration-color:initial;text-decoration-style:initial;text-decoration-thickness:initial;text-indent:0px;text-transform:none;vertical-align:baseline;white-space:normal;widows:2;word-spacing:0px;">Vatandaşların gönül rahatlığıyla sağlıklı gıdaya ulaşmaları için çalıştıklarını vurgulayan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, “Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin ayıdır. Bu mübarek ay öncesinde, halkımızın güvenilir gıdaya ulaşabilmesi en temel sorumluluklarımızdan biridir. Zabıta ekiplerimiz Konyaaltı’nın dört bir yanında denetimlerini titizlikle sürdürüyor. Esnafımızla iş birliği içerisinde, halk sağlığını koruyan bir anlayışla çalışıyoruz. Şimdiden tüm vatandaşlarımızın Ramazan ayı mübarek olsun” ifadelerini kullandı. </span></span><span style="color:inherit;font-family:Arial, sans-serif;font-size:inherit;"><span style="border-width:0px;font-feature-settings:inherit;font-kerning:inherit;font-language-override:inherit;font-optical-sizing:inherit;font-size-adjust:inherit;font-stretch:inherit;font-style:inherit;font-variant:inherit;font-variation-settings:inherit;font-weight:inherit;line-height:inherit;margin:0px;padding:0px;vertical-align:baseline;" data-olk-copy-source="MessageBody">Konyaaltı Belediyesi Bülten&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/konyaaltinda-gida-denetimi-1771313988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepez&#039;de acil sağlık hizmetlerine yeni güç</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-122</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-122</guid>
                <description><![CDATA[Kepez Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, törenle hizmete açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayırsever Salih Sır’ın katkılarıyla Kepez ilçesi Beşkonaklılar Mahallesi’nde inşası tamamlanan 6 hekimli Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi binası ve 7 birimli 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu törenle hizmete açıldı. Törene; Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse, Cavit Arı ve Aliye Coşar, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Beşkonaklılar Mahalle Muhtarı Mehmet Daban, siyasi parti temsilcileri, hayırsever Salih Sır ve ailesi ile vatandaşlar katıldı.</p><p>Aile Hekimliği Sağlık Hizmetlerinin Omurgasıdır<br>Törende yaptığı konuşmada Antalya’nın birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli aşama kaydettiğini belirten Vali Şahin, “Eğitim ve sağlık hizmetleri gibi büyük işlerde hayırseverlerimizin desteği çok önemli. Bu konuda da Antalya, Türkiye’nin en özel şehirlerinden bir tanesi. Devletimizin yaptığı her bir derslik ve aile hekimliğine bir tane de hayırsever vatandaşlarımız ekliyor. Bu sayede sağlık hizmetleri başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinde iyi bir noktaya doğru ilerliyoruz. Sağlık hizmetleri %90 oranında birinci basamakta halledilir. Burada sadece tedaviyle de ilgilenilmez; tedaviden çok daha önemli olan koruyucu sağlık hizmetleri de aile hekimleri tarafından yapılır. Yani aile hekimliği sağlık hizmetlerinin omurgasıdır. Siz eğer birinci basamağı iyi oturtabilirseniz, ikinci ve üçüncü basamaktaki yükü de azaltırsınız. İşte o zaman uzman doktorluğun üzerindeki baskıyı da hafifletir ve böylece çok daha uzmanlık isteyen konulara eğilme imkânı olur. Bu açıdan da birinci basamak sağlık ve koruyucu sağlık hizmetlerini desteklememiz lazım.” ifadelerine yer verdi.</p><p>Vakalara Hızlı Müdahale Edilmesi İçin Kritik Öneme Sahip<br>112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun acil vakalarda kritik bir öneme sahip olacağını ifade eden Vali Şahin, “Kalp krizi ve kaza gibi her türlü olumsuz vakalara çok hızlı bir şekilde ulaşmanız lazım. Bunu da konuşlandığınız yerde, konuşlandığınız alanları çeşitlendirerek yaparsınız. Kamu hizmetleri bir kuşun kanatları gibidir; iki kanat birden senkron bir şekilde çırparsa uçar ve yükselir. Bunu Antalya’da başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 20 bin nüfusa hizmet edecek olan bu güzel eseri vücuda getiren tüm paydaşlarımıza, milletvekillerimize ve hayırseverlerimize teşekkür ederim.” sözlerini kullandı.</p><p>Konuşmaların ardından Vali Hulusi Şahin, Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun inşasına sağladığı katkılardan dolayı hayırseverler Salih Sır ve Ayşegül Sır’a plaket takdim etti.</p><p>Plaket takdiminin ardından, katılımcılarla birlikte açılış kurdelesini kesen Vali Şahin, beraberindeki heyetle birlikte binayı gezerek incelemelerde bulundu. Antalya Valiliği Bülten</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/kepezde-acil-saglik-hizmetlerine-yeni-guc-1771313695.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi temeli atıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temeli-atildi-121</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temeli-atildi-121</guid>
                <description><![CDATA[Kepez İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde inşa edilecek olan Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi için temel atma töreni düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayırsever Serhat Şimşek’in katkılarıyla Kepez İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde inşa edilecek olan Bedia Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi için temel atma töreni düzenlendi. Temel atma törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve Aliye Coşar, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, siyasi parti temsilcileri, hayırsever Serhat Şimşek ve ailesi ile vatandaşlar katıldı.</p><p>Kamu Hizmetlerini Vatandaşlarımıza Sunmak İçin Gayretle Çalışıyoruz<br>Programda yaptığı konuşmada hayırseverlerin gençlere ve topluma rol model olduklarını ifade eden Vali Hulusi Şahin, “Bu hizmetler acil ve ihtiyaç duyulan hizmetler. Çünkü Kepez, Antalya’nın en büyük ilçesi. Antalya her yıl 50 binin üzerinde ek nüfus alıyor ve bu nüfusun önemli bir kısmı Kepez ilçemize geliyor. Hızla büyüyen bu ilçemiz tabii ki kamu hizmetlerini de bekliyor. İşte bu yüzden bizler kamu hizmetlerini vatandaşlarımıza ulaştırmak için genel bütçe, yerel yönetimlerin imkânları ve hayırseverlerimizin destekleriyle insanüstü bir gayret içinde çalışıyoruz. Bu yükü alan hayırseverlerimiz bize hem sürat kazandırıyor hem de moral ve güç veriyorlar.” dedi.</p><p>Konuşmasının devamında birinci basamak sağlık hizmetlerinin merkezi konumlarda yapılması gerektiğini belirten Vali Şahin, “Arsa anlamında bu imkânı bize belediyelerimizin sağlaması lazım. Bu hususta örnek çalışmalar sağlayan Kepez Belediyemize, Antalya gibi nüfusu çok fazla olan ve hızla artan bir şehirde aile sağlığı merkezi alanında Türkiye ortalamasının altına inebilme başarısını gösteren İl Sağlık Müdürlüğümüze, Kepez Kaymakamlığımıza ve tüm hayırsever vatandaşlarımıza teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.</p><p>Konuşmaların ardından dualar eşliğinde temeli atılan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun yaklaşık 15 bin kişiye hizmet vermesi bekleniyor. Antalya Valiliği Bülten</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/bedia-nimet-simsek-aile-sagligi-merkezi-temelin-atildi-1771313461.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşine böbreğiyle can oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.yeniantalyahaber.com/esine-bobregiyle-can-oldu-113</link>
                <guid>https://www.yeniantalyahaber.com/esine-bobregiyle-can-oldu-113</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan nakille 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e eşi Deniz Dönmez’in böbreği nakledildi. 12 yıl önce kalp nakli olan Atilla Alay ise hayatına mutlu bir şekilde devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan nakille 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e eşi Deniz Dönmez’in böbreği nakledildi. Fatma Aydın Dönmez, “Eşim&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">bana can verdi</span>,<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> canına can kattı</span>.” dedi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen böbrek nakliyle 9 yıllık evli olan Fatma Aydın Dönmez’e eşi&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Deniz&nbsp;</span>Dönmez’in böbreği nakledildi. 44 yaşındaki Fatma Aydın Dönmez’e başka bir rahatsızlığından dolayı gittiği hastane de böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Hamilelik sürecinde böbrek değerleri daha da düşen Fatma Aydın Dönmez, doğum sürecinden sonra böbrek nakli olması söylendi. 5 yıl böbrek nakli olmayı bekleyen Dönmez, eşinin böbreğiyle hayata tutundu.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">B<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">acağı</span>n<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">ın ağrısıyla hastaneye gel</span>diğini ifade eden Fatma Aydın Dönmez, “<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Oradan bir tahlil aldılar. Tahlil aldıktan sonra böbreklerde bir sıkıntı olduğu</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">söylendi. Acil bir şekilde&nbsp;</span>nefroloji&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">bölümüne gitmemiz</span>i<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> istediler. O bölüme girdikten sonra da zaten bir daha çıkamadım.&nbsp;</span>B<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">iyopsi</span> yapıldı.&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Arkasından diğer tahliller derken böbrek</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">yetmezliği&nbsp;yüksek</span>&nbsp;<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">ta</span>nsi<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">yona&nbsp;bağlı teşhisi kondu. O teşhisle birlikte belirli bir süre tedavi altına alındım.</span>” dedi.<o:p></o:p><strong><o:p></o:p></strong></span></p><p class="MsoNormal" style="margin:6.0pt 0cm;text-align:justify;"><span style="font-size:12.0pt;">Böbrek yetmezliği konulduğu süreçte hamile olduğunu söyleyen Fatma Aydın Dönmez, “<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">Ardından işte doğumla ilgili bir süreç başladı. Tabii doğum süreci işin içerisine girince benim böbrekler komple bitmeye başladı, ondan sonra da doğum gerçekleşti. Ardından diyaliz süreci başladı. Tabii doğum biraz daha hızlandırdı</span> d<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">iyaliz sürecini</span>.<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">&nbsp;</span>A<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">rdından 5 yıl&nbsp;</span>diyaliz<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;"> yaptıktan sonra artık&nbsp;</span>nakle<span style="mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-fareast-theme-font:major-fareast;">&nbsp;ihtiyacımız oldu</span>.” ifadelerini kullandı. Akdeniz Üniversitesi Bülten<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniantalyahaber.com/images/haberler/2026/02/esine-bobregiyle-can-oldu-1771231353.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
