© Yeni Antalya Haber

Başkanlar Antalya’da buluştu

Saadet Partisi ve DEVA Partisi ortaklığında düzenlenen Türkiye Buluşmaları programının ikincisi, Antalya Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, parti üyeleri ve vatandaş katıldı.

Saadet Partisi ve DEVA Partisi’nin ‘Türkiye Buluşmaları’ programının ikincisi Antalya’da Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve çok sayıda davetlinin katıldığı toplantıda iki genel başkan da partililere hitap etti. Antalya'nın tarımsal üretim gücüne dikkat çeken Arıkan, üreticilerin büyük sıkıntı yaşadığını belirterek, "Antalya'nın yıllık tarımsal ihracatı yaklaşık 1,5 milyar dolar. Yaş meyve ve sebze üretiminde lokomotif konumunda. Bu topraklar doğru politikalarla koskoca bir kıtayı doyuracak potansiyele sahip. Ancak gelin görün ki bu bereketli topraklardaki üreticiler mutlu değil. Çiftçilerimiz bu yıl ne kadar ürün alacağını değil, bu yılı en az zararla nasıl kapatacağını düşünüyor. Bu kıymetli topraklarda yere düşen çekirdek bile yeşerirken bugün umudun bile yeşermediğini gördük” dedi.

Tarımsal desteklerin yetersiz olduğunu savunan Arıkan, "Çiftçilerimize ayrılan tarımsal destek 95 milyar TL iken, faize ayrılan miktar 1 trilyon 200 milyar liranın üzerinde. Neredeyse 13 katı. Bu iktidar üretim değil, faiz ekonomisi üzerine kuruldu. Böyle olduğu için çiftçimiz hasattan sonra borçlarını kapatabilmek adına yeniden yüksek faizlerle kredi çekmek zorunda kalıyor. Tarımsal ürünlerin üzerindeki vergi yükü derhal kaldırılmalıdır. Bu yapılmadığı sürece bu bozuk düzen çiftçilerimizin umudunu daha da yeşertmeyecektir." Diye konuştu. Dış politikaya da değinen Arıkan, şu ifadeleri kullandı: "Anadolu'nun en ücra köşesindeki çocuklar, Libyalı yetimler, Gazzeli masum çocuklar, Vietnamlı insanlar var. Fakat bugün NATO meselesi ana akım medyada farklı şekilde konuşuluyor. İktidar bugün Gazze ağlarken Gazze'nin katilleriyle kahkaha atmayı tercih ediyor. Sonuç bildirisinde Gazze ve Filistin için tek bir kelime bile yok."

Arıkan, DEVA Partisi ile kurdukları iş birliğine ilişkin de şunları söyledi: "Biz ittifakı seçim matematiği üzerine değil, ortak bir siyaset anlayışı üzerine kuruyoruz. Bunun ilk şartı ortak bir seçim beyannamesi hazırlamak değildir. Asıl mesele siyaset yapma tarzını ve kadro anlayışını köklü biçimde değiştirmektir. Gerçek ittifak partiler arasındaki pazarlıklar değil, halk ile devletin birlikte olduğu bir yönetim anlayışıdır. Kayırmanın yerini liyakat, kutuplaşmanın yerini ise birliktelik alacaktır." DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da konuşmasında Antalya'nın büyük potansiyeline rağmen önemli sorunlar yaşadığını ifade ederek, "Antalya Türkiye'nin benzersiz şehirlerinden biri. Ancak sorun çok. Sorunları dinleyerek çözebiliriz. Önce dinlemek gerekiyor. Esnafın, çiftçinin kaygısını, ihracatçının rekabet sorunlarını, gençlerin endişelerini biliyoruz. Çünkü dertlileri dinliyoruz. Bu milletin kendisini dinleyen bir yönetime ihtiyacı var. Ülkeyi yönetenler artık milleti dinlemiyor, görmüyor. Aralarına büyük duvarlar ördüler, mesafeler koydular. Sadece kendi çevrelerine bakıyorlar. Sorunun özünde aslında tam da bu var” dedi.

Gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çeken Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Ülkede 30 milyon doların üzerinde serveti bulunan, yani ultra zenginlerin sayısı son bir yılda iki kat arttı. Bir yanda da milyonlarca insan ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. İnanın bu tablo tesadüf değil. Bu tablo yanlış kaynak yönetiminin sonucudur. Bu ülkenin kaynakları var. Ancak bu kaynaklar doğru şekilde kullanılmıyor. Avrupa'nın en büyük tarım arazilerine sahip ülkelerinden biriyiz. Mesele bütün bu imkânların kim için kullanıldığıdır. Biz kaynakları bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 86 milyon vatandaşımız için kullanmak zorundayız."

Babacan, NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirlerini de eleştirerek şöyle konuştu: "NATO Zirvesi öncesinde tüm yollar kapatıldı. Daire izinleri verildi. Adeta vatandaşa 'Siz dışarı çıkmayın, mümkünse şehri terk edin.' denildi. Devlet kendi vatandaşından korkar mı? Bu kadar büyük önlem vatandaş için alınır mı? NATO zaten üyelerini koruma mekanizmasıdır. Siz NATO'yu kendi vatandaşınızdan mı koruyorsunuz? Bu çok abes bir durum. Güçlü devlet, kendi vatandaşını ihmal etmeyen devlettir. Güçlü devlet asfalt sermekle değil, vatandaşının onurunu korumakla olur."

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER